Dünya mirası listesinin neresindeyiz?

Dünya mirası listesi, bu coğrafyada kaybolmaya yüz tutan değerlerin kayıt altına alınmasını sağlar

Bazı ülkeler mutfaklarını somut olmayan dünya mirası olarak kaydettire dursunlar, biz dünyada hâlâ sadece imambayıldı ile anılıyoruz.
Kasım 2010 tarihinde Akdeniz diyeti ve Fransız Gastronomik Öğünü gibi konular UNESCO tarafından somut olmayan Kültürel İnsanlık mirası olarak kayda alınmış. Eski Yunanca’da ‘díaita’ diyet yaşam biçimi demekmiş. Bizim anladığımız gibi rejim, kilo verme falan değil. Bu yaklaşımdan dolayı yeme ve içme kültürlerini soyut miras olarak kayda aldıran ve bu konuya katkıda bulunan ülkeleri, bu konuda çalışan insanları tebrik ediyorum.

İspanya, İtalya, Yunanistan ve Tunus çerçevesinde Akdeniz yeme - içme kültürü tanımlanmış. Zeytinyağı, şarap ve demlemeler, süt ürünleri, yeme - içme çevresindeki ilişkiler, bu bilgi birikiminin kuşaktan kuşağa aktarılması gibi unsurları kültürel miras olarak ortaya konmuş. Bu tanım için de bu ülkelerden belli birer bölge seçilmiş. Yunanistan’dan Koroni, İspanya’dan Soria, İtalya’dan Cilento, Fas’tan Chefchaouen. Bu bölgelerin bugün nüfusları 2 ila 250 bin kişi arasında. Her birinin Akdeniz iklimi ve tarihsel birikimi mevcut. Bilgi, her birinde sözlü gelenek ve ifadeler, sosyal ritüeller, festival ve uygulamalar, doğa ve dünyayla ilintili bilgi birikimi sayesinde kuşaktan kuşağa aktarılmış. 

Biz ve Lübnan gibi Doğu Akdeniz ülkeleri Akdeniz kültüründeki ağırlığımızı anlatamamış olmalıyız ki bu mirasa katkıda bulunamamışız.
Gene yeme-içmede kuvvetli bir mirasa sahip Fransa ise ayrı kalıp, kendi yeme - içme kültürünü Fransız gastronomik öğünü olarak kaydettirmeyi başarmış. Gerçi bu farkındalık Fransızlarda ezelden beri var olduğu gibi, Fransız toplumunun %99’u bu mirasın kuşaktan kuşağa aktarılmasından taraftar. Sağ ve sol partilerin tek ayrılmadığı konu olarak da anılıyor Fransa’da. Bu konu hakkında 1980’den beri birçok çalışma yapmışlar. Yeme - içme kültürünün envanterini çıkartmışlar. Birçok okul açmışlar ve bu soyut bilgi birikimini somut hale getirmeye çaba göstermişler. 

Peki, bu soyut mirasın UNESCO tarafından kaydı ne işe yarar? İlk olarak bizim gibi büyük bir coğrafyaya ve farklı birçok kültürü bir arada bulunduran bir ülkenin kendi mirasını bir tartıp değerlendirmesini sağlayacaktır. Bu coğrafyada kaybolmaya, unutulmaya yüz tutmuş olanların ayıklayıp onların kayıt altına alınmasına, ardından da dünya mirasına katkıda bulunacak kadar kıymetli olanlarının baş tacı edilmesine yarar. Bir anlamda bir stimulus olarak bizim farkında olmadığımızı bize hatırlatır.
Akdeniz diyeti olarak anılan mirasın içindeki zeytinyağı, şarap, sebze ağırlıklı beslenme ve sofra çevresinde gelişen birçok alışkanlık ülkemizin Akdeniz ve Ege sahillerinde mevcut. Aklıma Hatay mutfağı, lezzetli yemekleri geldi. Benim bilmediğim, belki de unutulmaya yüz tutmuş onlarca, belki de yüzlerce mirasın olduğu ülkemizdeki zenginliğin biz de üzerine eğilmeliyiz bence.