Şarapça konuşma

Şaraptan anlamak biraz da onu anlatabilmek ile ilintilidir. İfade ise metaforlarda saklıdır.

Uzmanları amatörlerden ayıran temel özelliklerden biri şarabı tanımlamakta kullandıkları metaforlardır. Uzmanlar aralarında ileri derecede bir ‘şarapça’ konuşur, amatörlerse gündelik bir ‘şarapça.’ Şarapça konuşmak aslında kolayca öğrenilen ve ardından da şarap hakkında uzmanların konuştuklarını anlamanızı, sizin de şarap hakkında konuşmalarınızın daha anlamlı olmasını sağlayan bir araçtır. 

Peki, nedir şarapça veya şarabın dili? Şarabın tanımlamasında kullanılan ortak kelimeler ve metaforlarla algınızı tasvir etmenizdir. Bu kelimeleri öğrenince iş bitiyor mu? Hayır. O kelimelerin ve metaforların ne gibi tat, koku, ağızda yarattığı hissiyat tanımladığını da bilmeniz gerekiyor. Bir de tecrübe var. Kaç şarabı bu kelimelerle ve metaforlarla ifade etmeye çalışarak tattığınız gibi bir birikim meselesi var. Ama sanıldığı kadar zor değil. Bu yazıda söz konusu kelimeler ve metaforlardan söz edeceğim.

Şarabın burnunuzda ve ağzınızda yarattığı çağrışımları tasvir eden, diğer tabiriyle aromaların ana kategorilerini ve bazı örnekleri aşağıda bulabilirsiniz. Listedeki örnekler kişilerin genelde şarapta algıladığı aromalardan oluşmakta. Liste bunlarla sınırlı değil tabii... 

Çilek, böğürtlen, armut, kivi, ananas, kayısı, şeftali, limon gibi her türlü meyvemsi kokular,
Kuşkonmaz, çimen, çay, zeytin gibi bitkisel kokular,
Fındık, ceviz, badem gibi kuru yemiş kokuları,
Tereyağı, bal, çikolata, pekmez gibi karamelize kokular,
İs, meşe, vanilya, kahve gibi kavruk odunumsu kokular,
Çamur, mantar, toz gibi toprağımsı kokular,
Alkol, sülfür, lahana, aseton, plastik gibi kimyasal kokular,
Maya, süt gibi mikrobiyolojik kokular,
Gül, menekşe, portakal çiçeği gibi çiçeğimsi kokular,
Karabiber, tarçın, karanfil gibi baharatımsı kokular şarabın aromasını anlatmakta kullanılır. 

Yine metaforik olarak ‘çilek’ deyince şarabın içine çilek eklenmiş değil de çileği çağrıştıran bir kokudan bahsediyoruz. Şarabın ağızdaki yapısını tasvir etmek için ise dengeli yani hiçbir özelliği ağır basmayan, ağızda ağırlığı olan, sek veya tatlı gibi farklı tatlılığı anlatan, ağızda uzun veya kısa bitişli gibi şarabın ağızda bıraktığı izi tanımlayan, tanenli veya kekremsi gibi şarabın burukluğunu anlatan, meyvemsi, meşemsi, keskin, zengin veya kompleks, yumuşak, köşeli, acı, kadifemsi, yağlı, pişmiş gibi metaforik betimlemeleri kullanabilirsiniz. 

Biraz hayal gücünüzü doğru kullanmanız gerekecek. Metaforik olarak dolgun bir şarap dendiğinde hayal gücünüz ‘şişko’ bir şarap değil de ağızda kendine yer açan, dolu bir his veren bir şarabı yaşatacak size.
Yine metaforik olarak pişmiş bir şarap için ise pişmiş bir şarabı değil de, sıcak iklimde fazla olgunlaşmış üzümlerden yapılmış bir şarabı düşüneceksiniz.
Unutmamak gerekir ki ileri derecede şarapça konuşmak şarabın yapıldığı üzümün üretim sürecini, üretildiği bölge ve iklimi, yıllandırma süreciyle ilgili kelimeler hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirir. Bu aşama teorik ve pratik çalışma gerektiren, uzun ve zahmetli bir süreçtir. Bu aşamada şarapça da malolaktik fermantasyon, uçar asit, Limousin fıçı gibi birçok kelime ve açıklama kullanılır.

Aslında kahve, viski, çikolatada da benzer tanımlar ve kelimeler hissiyatı tanımlamakta kullanılır. Bu iletişim biçimi tecrübeyle pekişir ve nüanslar tasvir edilebilmeye başlanır. En önemlisi kişi kendi hissiyatını iyi tanımlayabildiği gibi, karşısındakine de hissiyatını tasvir eder.
Gündelik şarapça konuşmak şarap uzmanlarının tekelinde görünse de biraz çalışmayla herkesin kullanabileceği bir dil de olabilir. Kelime ve metaforlarla betimleme becerisi biraz antrenmanla elde edilir. Bir diğer taraftan bu beceri yediğiniz ve içtiğiniz her şey için kullanılabilecek, hislerinizin tasvirini sağlayacak bir araç olacaktır.