27 Mayıs'ın telgrafları

Darbeleri Araştırma Komisyonu'nda görev alan araştırmacı-yazar Fatih Bayhan kitap yazıyor. Kitapta yer alan Cemal Gürsel'e yazılmış telgraflar "Güler misin, ağlar mısın?" dedirtecek cinsten.
27 Mayıs'ın telgrafları

27 Mayıs darbesinin üzerinden yarım asırdan fazla süre geçti. Başbakan Menderes ve 2 bakanın asılmasıyla sonuçlanan darbenin yansımaları 53 yıldır sürüyor. 12 Eylül 1980 darbesine kadar ‘Hürriyet ve Anayasa Bayramı’ olarak kutlanan 27 Mayıs’ı savunanlar yok değil. Savunucuları ‘devrim’ olarak görse de halkın önemli bir bölümü 27 Mayıs’ı ‘Darbelerin Anası’ ve ‘Vesayetin Babası’ olarak görür.


Geçen hafta içinde yıldönümü nedeniyle yine 27 Mayıs üzerine konuşmalar oldu. Yıllardır çok şey yazılıp çiziliyor. Her yıl ortaya çıkan yeni bilgi ve belgeler yeni tartışmaları alevlendiriyor. TBMM’de kurulan Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun içinde 27 Mayıs Alt Komisyonu kurulmuştu. Bu komisyona da çok sayıda yeni belge ulaştı. Bu belgeler arasında Cumhurbaşkanlığı arşivi önemli bir yer tutuyor. Komisyonda görev alan araştırmacı-yazar Fatih Bayhan bu belgeler ışığında kitap hazırlığı yapıyor. Kendi deyişiyle ‘çok önemli ve şaşırtıcı’ belgeler var ellerinde. Devlet Başkanı Cemal Gürsel’e yazılmış telgraflardan oluşan bu belgeler “Güler misin, ağlar mısın?” dedirtecek cinsten. İlgimi çeken 4 telgrafı yoruma da gerek duymadan dikkatinize sunuyorum.



Paşalara meydan okuyan taksi şoförü


Her darbeye olduğu gibi 27 Mayıs’a da alkış tutanlar oldu. Darbeler karşısında kimin, nerede durduğu yıllardır yazılıp-çizildiği için isimlendirmeye gerek yok. Herkesin sindiği o kasvetli günlerde Ankara’dan bir taksi şoförü 27 Mayıs paşalarına meydan okuyor. Ankara Şoförler Cemiyeti Başkanı 27 Mayıs’a meydan okuyor. Protesto gösterisi yapıyor. Soyadı Kurtoğlu olan bu şoförün eylemi TRT Radyosu’nca duyurulunca Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Reisi Suat Vaner ve Umum Kâtip Ali Eracar kâğıt-kaleme sarılıyor. Devlet ve Hükümet Başkanı Cemal Gürsel’e vakit geçirmeden bir telgraf çekiyorlar. Ne mi yazıyorlar? Buyrun: “İnkılabımızı yaratan Milli Birlik Komitemizin ulvi gayelerini nazarında küçültmek ve menfur emellerini tahakkuk ettirmek için harekete başvuranlar arasında Ankara Şoförler Cemiyeti Başkanı Kurtoğlu’nun adını radyodan şimdi duymuş bulunmaktayım. Bu gibi hareketlere başvuranların akıbetleri hüsranla neticeleneceğine federasyonumuz mensubu 465 bin şoför ve otomobilci esnafı adına menfur hareketi telin eder, bütün teşkilatımızla emrinizde ve vatan hizmetine hazır olduğumuzu en derin saygılarımızla arz ederiz.”



Kürt öğrenciler: 27 Mayıs’tan umutluyduk ama…


Cumhurbaşkanlığı arşivinden çıkan ilginç bir telgrafın kahramanı Kürt öğrenciler. ‘Ekselans General Gürsel’ diye başlayan telgrafta 27 Mayıs’ın yaşattığı hayal kırıklığı dile getiriliyor. Kürt Delegasyonu adına Emir Kamuran Bedirhan ve Avrupa’daki Kürt Yüksek Talebe Birliği Cemiyeti adına Başkan Şeref Vanlı imzasıyla gönderilen telgrafta şunlar yazıyor: “Yüksek idareniz altında rejim değişikliği Kürtlere çok ümit vermişti. Maalesef yüzlerce Kürt hemşehrisi tevkif edilmektedir. Son olarak öğrendiğimize göre, sadece zirai sahada meşru haklarını müdafaa ettikleri için tevkif edilmiş olan Kürtler için protestoda bulunan 49 Kürt tevkif edilmiştir. Suçluların müdafaalarını Yassıada’dakiler gibi yapmalarının teminat altına alınmasını rica ederiz.”




İşgüzar bir avukat: Sülale boyu 15 yıl siyaset yasağı

27 Mayıs’a yargıdan büyük destek gelmişti. Darbenin fikir mimarları olarak hukukçular gösterilir. Sadece anayasa profesörleri değil bazı işgüzar avukatlar da paşalara yol göstermiş; hukukun yanından geçmeyen önerilerde bulunmuş. Ankaralı Avukat Mustafa Cura bunlardan bir tanesi. Cura, Devlet Başkanı Cemal Gürsel’e çektiği telgrafta Demokrat Partililere sülale boyu siyaset yasağı istiyor. Bakın ne istiyor Avukat Bey: “Yassıada sanıklarının dördüncü dereceye kadar olan kan ve sıhrı hısımları ile 1954 yılından bu yana Demokrat Parti’de milletvekilliği ve parti kademelerinde idarecilik yapmış olanlar en az 15 yıl siyasi faaliyetten men edilmedikçe Türk milletinin huzur verici bir rejime kavuşamayacağı gün gibi aşikâr olmuştur. Bu hususu temin edecek bir kanun çıkarılmasını takdirlerinize sunarım.”



Muhtarın derdi: Teravihe gideceğiz, radyo saati değişsin

Menderes ve arkadaşlarını ipe götüren Yassıada yargılamaları radyodan yayımlanıyordu. TV yayınının olmadığı o günlerde insanlar radyo başında duruşmaları dinliyordu. İzmir Buca Kırklar Köyü Muhtarı Vehbi Pastalı Devlet ve Hükümet Başkanlığı’na bir yazı gönderiyor. Muhtarımızın derdi büyük! Bakın ne yazıyor telgrafında: “14 Kasım 1960 tarihinden beri Yassıada muhakemelerini muntazaman dinlemekteyiz. Malumu âlileri olduğu üzere 16 Şubat 1961 akşamı başlayacak olan ramazan ve teravih namazı dolayısıyla Yassıada saati her zamanki gibi saat 20.00’de olursa bittabii bunu dinlemekten mahrum kalacağımız da şayanı işardır. Binaenaleyh, bunun mümkün ise (bir mahzuru olmadığı takdirde) teravih namazından sonraya münasip saatlerden birine alınmasına köy halkımızın isteği üzerine müsaadelerinizi arz eder, saygılar sunarım.”