Almanya'da Yiğit Bulut paniği!

Gezi olaylarının Almanya'ya etkisi sanıldığından, en azından benim tahminimden daha büyük. Türkiye'den daha fazla haber çıkmış Alman medyasında.
Almanya'da Yiğit Bulut paniği!

BERLİN – Türkiye ile Almanya arasındaki stratejik diyaloğun konuşulduğu toplantı için Berlin’deyiz. Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (HUGO) ve partnerlerinin organize ettiği bir toplantı. Büyükelçi, siyasetçiler, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve gazetecilerden oluşan katılımcılar ‘politik ve bilimsel ilişkilerde yeni bakış açısı’nı konuşmak üzere bir arada.

Avrupa’da en fazla vatandaşımızın yaşadığı yer burası. Yılların biriktirdiği sorunlar var. Ne beklenir? Elbette bu konuların dile getirilmesi. Konuşmaların belki de en dikkat çekici noktası ise kronikleşen konu başlıklarına fazla değinilmemesi. ‘Çifte vatandaşlık’ konusu bir ölçüde gündeme taşındı. İki ülke arasındaki ‘stratejik’ ilişkilerden çok, Türkiye’nin nereye gittiğine odaklanmıştı konuşmacılar. İki farklı Türkiye tablosu çizildi. İlki, demokratik dönüşüm, ekonomik reformların övgüyle anıldığı 2011’e kadar olan AK Parti dönemi. İkincisi Başbakan Erdoğan’ın ‘usta’lık dönemi dediği son 3 yıl ‘kaygı dönemi’ olarak görülüyor. Bu tarihi 2009’lara kadar çekenler var. “Ne oldu da böyle oldu” sorusuna cevap arayan konuşmalar yapıldı. Konuşmacıların hangi sözcükler üzerinde yoğunlukla durduğunu not ettim. Tablo şu: “İçe kapanma, Gezi olayları, otoriterleşme, AB hedefinden uzaklaşma, yaşam tarzı kaygısı...” Gidişattan fena halde kaygılı olan bir kitle vardı salonda. Türkiye’de gündem sabun köpüğü gibi. Her gün değişir. Başbakan Erdoğan’ın son Rusya ziyaretinde Putin’e söylediği “Bizi Şanghay’a alın” sözünü belki de unuttuk. Berlin’de ise kaygı karışımı şaşkınlık sürüyor. Türkiye’nin yüzünü Batı’dan çevirip Asya’ya dönmeyi gerçekten isteyip istemeyeceği üzerine bir dizi yorumlar yapıldı. Bunun düşünülmüş olmasına bile şaşıranlar olmuş. İğneyi kendine batıranlar da yok değildi. AB’ye de eleştiriler yapıldı. Sürekli oyalanmadan dolayı psikolojik ve ahlaki üstünlüğü Türkiye’ye kaptırdığı söylendi. Türkiye’nin yönünün Batı olduğuna vurgu yapan Can Baydarol’un “Şanghay AB’nin değil, NATO’nun alternatifi” sözü yüreklere su serpti!

Gezi olaylarının Almanya’ya etkisi sanıldığından, en azından benim tahminimden daha büyük. Türkiye’den daha fazla haber çıkmış Alman medyasında. HUGO’nun toplantısında da bütün konuşmacılar en az bir kez atıf yaptı. Olayların arkasındaki güç-finansör olarak Alman şirketlerinin gösterilmesine anlam veremiyorlar. Bizde bir kesimin hükümete karşı ‘kalkışma’ olarak gördüğü Gezi’yi ‘Yeni Türkiye’ için milat görme eğilimi fazla. Gerek Şanghay, gerekse Gezi konusunda kaygı dile getiren konuşmacılar bir ismin kulağını sıkça çınlattı. Başbakan Erdoğan’ın Yiğit Bulut’u Başdanışman olarak görevlendirmesi bu çevrelerde endişe kaynağı olmuş. Yiğit Bulut’un dış politika ve Gezi’ye ilişkin tezleri sadece Almanlar değil toplantıya gelen Türk bilim adamlarının bazıları üzerinde de derin izler bırakmış. Organizasyonun mimarı olan HUGO Müdürü Doç. Dr. Murat Erdoğan dikkat çekici bir analiz yaptı. Türkiye’de bir ‘Gezifobia’ bir de ‘Gezikolik’ler olduğunu aktardı.

Hacettepe Üniversitesi HUGO bu toplantıyı iki partnerle beraber düzenledi. Partnerlerden birisi Zaman Avrupa olunca katılımcı listesi dikkat çekti. AK Parti’den kimsenin katılmadığı toplantıya CHP’den Ankara Milletvekili Aykan Erdemir gelmişti. Son günlerde AK Partililerin sosyal medyadaki hedefi olan gazeteciler Bülent Keneş, Orhan Kemal Cengiz, Mahmut Çebi de oradaydı. Konuşmacılardan birisi de Ortadoğu ve Türkiye uzmanı Alman bilim adamı Prof. Dr. Udo Steinbach idi. Steinbach, 1994 yılında Öcalan’la Şam’da yaptığı bir görüşmeden dolayı 3 yıl boyunca Türkiye’ye giriş yasağı konmuş bir isim. Konuşmacılardan birisi “Konuşmalarına dikkat et, yeniden yasaklı hale gelebilirsin” esprisi yapsa da Steinbach, çözüm sürecine destek veriyor.