Alo, havar!

Devlet çağrı merkezleriyle verdiği hizmete Kürtçeyi de dahil etti. Kadın, çocuk, engelli, şehit yakınları ve gaziler talep ve dramlarını 'çok dilli' olarak iletebiliyor. Ayda 600 kişi "Alo, havar", yani Kürtçe 'imdat' dedi. Kürtçe bilen yedi personel 'Kurmançi' lehçesiyle hizmette.
Alo, havar!

Resmi dili ‘Türkçe’ olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ‘çok dilli’ hizmete alışmaya başladı. Kamudan hizmet alımında Türkçe dışındaki diller yaygınlaşıyor. Demokratik açılımların bir sonucu olarak Kürtçe resmi kurumlara girdi. Anadili Türkçe olmayan insanlar için Kürtçeye kapı açıldı. Yıllarca konuşulması, kaseti bile sorunlu olan Kürtçeyle artık kamu hizmeti alınabiliyor. Sadece Kürtçe değil devletin bazı üniteleri ülkedeki üçüncü yaygın dil olan Arapçayı da gündemine almaya başlıyor.

Günde 20 kişi Kürtçe arıyor
Bir zamanlar ‘Türkçe dışındaki dil’ olarak tanımlanan Kürtçenin yaygın kullanıldığı yerlerden birisi de sosyal yardım hizmetleri. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, kadın, çocuk, özürlü, şehit, gazi yakınları gibi dezavantajlı kesimler için ‘Alo 183’ ve ‘Alo 144’ hattı kurmuştu. Gaziantep merkezli, bir yıla yakın zamandır işleyen bu merkezi arayanların önemli bir bölümünün Kürtçe konuştuğu görüldü. Bunun üzerine Kürtçe bilen 7 personel işe alındı. Ağırlıklı olarak bölgeden yapılan aramalara cevap veren bu 7 kişi, arayanlarla Kürtçenin Kurmançi lehçesiyle görüşüyor.

Arapça çağrı hizmeti
Kürtçe aramalar az değil. Günde 20, ayda ortalama 600 kişi, bildiği tek dil olan Kürtçe ile meramını aktarıyor merkeze.
Bakanlık, bu günlerde bir ihtiyacı daha fark etmiş. Türkiye’de Kürtçeden sonraki yaygın bir başka dil Arapça. Anadili Arapça olan insanlarla sağlıklı iletişim için yeni personel alımı yapılacak. Çağrı merkezinde başka bir hizmet daha var. Bu merkezlerde 10 aydır engelli vatandaşlara işaret diliyle hizmet verildiğini hatırlatalım. İşaret diliyle her ay ortalama 50 engelli vatandaş hizmet alıyor. Kamuda ilk kez kullanılan VCC sistemi, engelli vatandaşlara ‘sesli ve görüntülü’ hizmeti mümkün kılıyor. İşitme engeli olanlar için ise 3G uyumlu telefonlarla bağlantı kuruluyor. Burada, işaret dili tercümanları yardımcı oluyor.

Makarna-kömür’ in kadına şiddet out
Türkçe, Kürtçe ve işaret diliyle bugüne kadar milyonlarca insan talepte bulunmuş. Peki, bu insanlar ne istemiş? Burası ilginç... Tahmin edildiği gibi en fazla talep, eğitim ve gıda yardımları. Okula giden çocuklar için anneye verilen ‘Şartlı Nakit Desteği’ne talep çok yüksek. Eylül 2012’den bugüne 1 milyon 161 bin 817 kişi başvuru yapmış. Bu oran toplam başvuruların yüzde 60’ını oluşturuyor. Eğitim yardımını yüzde 14’lük oranla sağlık alanındaki yardımlar izliyor. Engelli aylığı için başvuranların oranı yüzde 10. Dördüncü sırada ise gıda yardımları var. Hani, AK Parti’nin yüksek oy almasında etkisi olduğu öne sürülen ‘kömür-makarna’ dağıtımının yapıldığı gıda, yakacak, barınma içerikli sosyal yardımlar... Tahmin edildiği kadar yüksek değil oranı. Aile yardımı için başvuranların oranı yüzde 5.7 görülüyor. Sıralamaya giren diğer yardım başlıkları olarak eşi vefat eden kadınlara verilen maaş, doğal afet yardımı görülüyor.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yardım istatistiğini görünce gözüm ilk olarak kadına yönelik şiddet rakamlarına takıldı. Ne de olsa kadınlara dönük vahşi cinayet ve şiddet haberlerine rastlamadığımız gün yok. Bu ‘vahim’ tablonun istatistiklere yansıyacağından emindim. Şimdi dikkat!

Kadına şiddet istatistiğe yansımıyor mu?
Merkezin açıldığı 10 aylık sürede kadın hakları için başvuranların sayısı 7 bin 506. Toplama vurduğunuz zaman yüzde 1 bile etmiyor. Kadın konukevi hizmeti için arayanlarla (9 bin 231 kişi) birlikte ancak binde 9’u buluyor. Bunun anlamı şu: Devlete ‘makarna-kömür’ için başvuranların oranı şiddet gördüğünü söyleyenlerin en az 10 katı. Eğitim yardımında ise bu oran 100 katını aşıyor. Töre–namus cinayetleri, kadınların eş ve yakınları tarafından ölüme, şiddete maruz kalmaları bir realite. Devlet, bu ve benzer durumlar için çeşitli önlemler alıyor. Sorunların bir numaralı muhatabı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Bakanlığın aldığı önlemlerden birisi bu çağrı hizmeti. Şiddet gören 24 saat başvurabiliyor. Gazetelere, TV’lere yansıyan bunca vahşet görüntüsüne, dramlara bakınca buraya yığınla başvuru yapılmış olduğu akla geliyor.
İstatistiklerde ilk sırayı kadın hakları başlığının alacağı düşünülüyor. Fakat ortada garip bir durum var. Ya medya amiyane tabirle olayı ‘abartıyor’. Aslında ‘gösterildiği’ gibi bir vahşet, şiddet yok. Eskiden ne varsa bugün de aynen devam ediyor. Ya da durum daha da vahim: Şiddetin, cinayetin, vahşetin çığlıkları dört duvar arasına hapsediliyor; kadına yönelik şiddet istatistiğe yansımıyor.