İktidar için tek yol demokrasi

Hükümet en başından beri olayları Başbakan Erdoğan'ı hedef alan iç ve dış bağlantılı 'operasyon' olarak gördü. Operasyonun ayakları olarak gördüğü sermaye, medya gibi 'uzantı'lara öfkesi bu yüzden. Bu öfke en azından kısa vadede dinecek gibi görülmüyor.

Gezi olayları sosyal hayatta diri fay hatları olduğunu hatırlattı. İster mezhep gerilimi, ister kültürel ayrışma, adı ne olursa olsun sonuçta insanları kutuplaştırabilecek sorunlarımızla yüzleştik. Son bir ay bu açıdan çok öğretici oldu. Herkes kendine düşen payı aldı bu gerilimli dönemden. Bu süreçte toplum kadar siyaset de gerildi, yoruldu. Gezi’nin gölgesinde geçen günler de bitiyor. Yeni bir döneme giriyoruz. Artık, “Eski hal muhal, yeni hal izmihlal”. Belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Pozisyon değişimleri olacak. Burada yeni pozisyonu en fazla merak edilen AK Parti’nin ne yapacağı. İktidar partisi ne yapacak? Hesap sormaya mı öncelik verecek? Kendisine yeni bir rota mı çizecek? İç ve dışta oluşan sis bulutlarını dağıtacak sihirli formülü ne olacak?

Kısa vadede dinmeyecek

Hükümet en başından beri olayları Başbakan Erdoğan’ı hedef alan iç ve dış bağlantılı ‘operasyon’ olarak gördü. Operasyonun ayakları olarak gördüğü sermaye, medya gibi ‘uzantı’lara öfkesi bu yüzden. Bu öfke en azından kısa vadede dinecek gibi görülmüyor. Bir aylık dönem iktidar açısından operasyonu ‘önleme’ye ayrıldı. Olayların azalıp, lokalleştiği şu günlerde olan - biteni ‘anlama’ya dönük çalışma başladı. 90 kuşağını, çevrecileri çözümlemeden, toplumda biriken öfkenin sebeplerini araştırmaya kadar bir dizi çalışma yapılıyor. Bu çalışmalar şüphesiz yetersiz. Huzur, istikrar ve güven için daha çok şeye ihtiyaç var ve iktidar kanadı da bunun farkında. Öyle olduğu için iki yıldır rafta olan Alevi dosyası yeniden açıldı.Bugüne kadar dokunulmamış olması eleştirilen darbelerin yasal dayanağı görülen İç Tüzük 35’nci madde değişikliği hazırlandı.

Turpun büyüğü heybede

Bunlar hafif kıpırdanmalar. Turpun büyüğünün heybede olduğunu söyleyebiliriz. Gezi olayları dolaylı da olsa demokratikleşmeyi tetikleyecek gibi. Gezi için meydana çıkanların bir bölümü ‘Tek Yol Devrim’ diyor ve buna inanıyordu. İktidar çevresi için de ‘Tek Yol Demokrasi’ diyebiliriz. Bundan başka sis bulutlarını dağıtacak sihirli bir formül görülmüyor. İçerde de böyle, dışarıda da…O yüzden yeni bir ‘demokratikleşme hamlesi’nin ayak sesleri geliyor. Zamanlama için Başbakan’ın reflekslerini iyi bilmek gerekiyor. Başbakan Erdoğan, ‘operasyon’ sürerken ‘dik’ durmayı, ‘eğilmemeyi’ yeğliyor. O süreçte geri adım atmadığı gibi özeleştiri de yapmıyor. Ortalık dinginleştiğinde ise şaşırtıcı hamleler yapabiliyor. Kısa bir süre önce Apo’ya idamı, BDP’li milletvekillerine yargılamayı konuşan Başbakan Erdoğan’dı. Aynı Başbakan’ın Öcalan’la devletin kamuoyunun bilgisi dahilinde görüştüğü Cumhuriyet tarihinin en riskli sürecini başlattığını da hatırlatalım.

Yeni anayasa, çözüm süreci, Alevi dosyası umutla kaygının atbaşı gittiği devam eden projeler. İktidarın demokrasi sepetinde başka neler olabilir? Bunun için iki önemli beyanı hatırlatmak gerek. Hüseyin Çelik, 1 Eylül 2011 tarihinde Radikal’de manşet olan açıklamasında 15 madde sıralamıştı. Bunlar daha çok askeri vesayeti sona erdirmeye dönük düzenlemeler. Bu maddelerden birisi de 35’inci maddeydi. O 15 maddeden bir bölümü bu süre içerisinde hayata geçirildi. AK Parti’nin geçen eylül ayındaki kongresinde kamuoyuna 63 maddelik manifesto sunulmuştu.

Sohbaharın gündemi

Meclis , haftaya tatile gireceği için vakit sınırlı. ‘Yol haritası’ olarak sunulan bu maddelerden ‘YSK düzenlemesi, seçim barajı, darbe mevzuatının temizlenmesi, yargı düzenlemesi, etnik ayrımcılığın ayıklanması, askeri okulların müfredatı’ başlıkları sonbaharın gündemi olabilir. Gezi tartışmaları sırasında gündeme gelen iki sıcak gelişme de önemli. Demokratik siyaset kanallarının açık tutulması daha da önemseniyor artık. Plebisit yani halkoylaması genişleyecek gibi. Halk, özellikle yerel yönetim uygulamalarında karar alma süreçlerine katılacak. Gezi olaylarının önemli parçası olan 90 kuşağının önü de açılacak. Başbakan Erdoğan, kendi döneminde 25’e inen milletvekili seçilme yaşını 18’e çekmeye kararlı görünüyor.