Liberal taksici entelektüel terzi!

Mekke'de ayrı tutulacak üç meslek grubu var. Terziler ve berberlerin itibarlarına taksicilerin kapitalist mantıklarına şapka çıkarmak gerek.
Liberal taksici entelektüel terzi!

Suudi Arabistan’ın zenginliği malum. Petrolün getirdiği refahı yaşıyorlar. Öyle her işte çalışmazlar. Yaşam standartları da yüksektir. Ortalığı süpüren ya da size yemek servisi yapanlar arasında Suudlunun olma ihtimali yoktur. Yüksek cirolu işlerde Suudiler, ‘hizmet’ sektöründe ise daha fakir ülkelerin yoksul insanları vardır. Bu görevler Pakistan, Bangladeş, Afganistan, Somali veya diğer Afrika Müslümanlarına düşer. 

Mekke’de belki de ayrı tutulması gereken üç meslek grubu var. Terziler ile berberlerin itibarlarına, taksicilerin ise kapitalist mantıklarına ancak şapka çıkarılır. Klasik esnaflığa itibar etmeyen Suudiler için berber ve terziler çok önemli. Özellikle de terziler. Şunu kabul etmek lazım ki Suudiler bakımlı. Zenginlik de olunca gidip bir mağazadan kıyafet almak yerine terziye diktiriyorlar. Beden ölçülerinin farklılığı fabrikasyon üretime de engelmiş. O yüzden terzilerin iş yoğunluğu fazla. Kazancı da yüksek olan terziler sıradan esnaf olarak görülmüyor. Eğitimli ve birikimli insanlar olduğu söyleniyor. Bir Diyanet yetkilisinin anlattığına göre, “Terzi, beden ölçünüzü alırken okuduğu şiirler, tarih bilgileriyle sizi kendisine hayran bırakabilir”. Mekke’de Türkiye kökenli berber sayısı fazla. Ülke genelinde ise çok itibarlı Suudi berberler var. Terziler ne ise o berberlerin durumu da aynı. Tıraşı entelektüel şova dönüştürmeyi beceren insanlar olduğu anlatılıyor.

‘Yallah Şoför’
Taksiciler, Mekke’nin ‘vahşi kapitalist’leri. Hac dönemi yaklaşınca liberal ekonomi olabildiğince hayata geçiriliyor. Kaldığınız otelden 2 km ötedeki Kâbe’ye gidiş ücreti ortalama 10 Riyal yani yaklaşık 5 TL. Hac dönemi yaklaşınca fiyatlar tavan yapıyor. ‘Arz-talep’ dengesi devreye giriyor, sıkı pazarlıklar yapılıyor. Bayram günü aynı güzergâhın tarifesi 500 Riyal’e kadar çıkıyormuş. Milyonlarca insanın toplandığı 10 günlük dönemdeki bu artışlar normal karşılanıyor. Buna ‘hac ganimeti’ deniyormuş.

Taksiyle beraber tıraş ücretleri de tavan yapıyor. Mekke’deki taksicilerle ilgili bir şehir efsanesi anlatılır. Hacca gelen kadınlara, “Taksiye yalnız binmeyin, sizi kaçırırlar” telkini yapan çoktur. Hatta eşli gelenlere, “Önce siz sonra eşiniz binsin. Taksiden önce o sonra siz inin” uyarısı yapılır. Bu korkunun kaynağı doğrulanmış değil. Mekke’nin güvenli bir kent olduğuna şüphe yok.

40 derece sıcakta kravat

Suudi yönetimi taksicileri disipline etmek için epey önlem almış. Hac dönemi taksicilerden kravat takmaları istenmiş. 40 derece sıcakta kravatlı taksici! Tabii ki kolay değil ve gördüğümüz kadarıyla kurala pek uyulmuyor. Bazıları polisi görünce takıp, bir süre sonra çıkarıyor. ‘Korsan taksi’ de yaygın. Lüks cipler, dolmuşlar Kâbe-otel arası sürekli işliyor. Belirli bir ücret tarifesi olmadığı gibi pazarlığın sınırı da yok.

Kâbe’deki genişletme çalışması hac kotasını sınırladı. Geçen yıla göre ‘hacı’ sayısı yüzde 20 az. Türkiye’den 55 bin insan burada. Gelenlerin yüzde 55’i de kadın. Suud yönetimi yeni projeyi 2 yıl sonra bitirmeyi hedefliyor. Kâbe projesi bitince aynı anda 1.5 milyon kişi namaz kılabilecek. Normalde bir saatte 45 bin kişi tavaf yapabiliyor, bu sayı da 130 bine çıkacak. Suud yönetimi hac bölgelerini demir ağlarla bağlamaya kararlı. Sadece Mekke’de 182 km’lik tren hattı yapılıyor. Buna ayrılan para birçok ülkenin ihracat rakamından fazla. Hızlı tren projesine 26 milyar dolar ayrılmış.

‘Kaçak Hacı’lar kara listeye
Suud yönetimi bu sene kendi vatandaşları ve dışardan gelenlere bazı katı kurallar koymuş. ‘Kaçak’ şekilde hacca gelenler kara listeye alınıyor. Tespit edilenlere 10 yıl süreyle hacca giriş yasağı konuyor. Suud vatandaşlarının da 5 yılda bir hac hakkı varmış. İhlal edenler ağır para ve hapis cezasına çarptırılıyor. Hacda çok az Suudi hacı olması bu yüzden.

Silivri’de namaza başlayan paşalar 

Hac görevi için Mekke’de bulunan gazetecilere önceki gün sürpriz bir ‘parti’ verildi. Urfalı işadamı Azmi Akbıyık kendi elleriyle yoğurduğu çiğköfteyi gazetecilere ikram etti. Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Merkezi’nde yapılan çiğköfte partisine gazetecilerin yanı sıra İstanbul Müftüsü Rahmi Yarar da katıldı. Gecede Şanlıurfalı imamlar Kuran ve tef eşliğinde ilahiler okudu.
Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte haccı izlemeye gelen gazeteci sayısı 39. Gazetecilerin kaldığı otelde Diyanet Basın Merkezi bulunuyor. Merkezin içerisinde gazetecilere görev rahatlığı sağlayacak internet, bilgisayar ve dinlenme odası da mevcut. Hac izleyen gazetecilerin bir ayrıcalığı da otelde çıkan yemeklerin yanı sıra 24 saat meyve, sebze ile soğuk-sıcak içecek servisi. Günün her saati ocakta yiyecek hazırlanabiliyor. Gazetecilerin gözde yemeği ise daha çok erkeklerin yaptığı ‘melemen’. 

Yargıtay’ın Balyoz davasını onadığı günün ertesi Silivri Cezaevi’nde yatan paşalarla ilgili ilginç bir bilgi geldi. Hac görevi için geldiği Mekke’de gazetecilerle çiğköfte partisinde buluşan Silivri Cezaevi Vaizi Mehmet Özcan, dikkat çekici bir anekdot aktardı. Özcan, Ergenekon davasından dolayı Silivri’de olan paşalardan bazılarının namaza başladıklarını, bazılarının da cuma namazı kılmak istediklerini ancak ‘tutuklu’ oldukları için bunun mümkün olmadığını anlattı.
Mehmet Özcan, gazetecilerin sorularına rağmen namaza başlayan paşaların isimlerini vermedi.