Abdülkadir Aksu da karma yurtta yetişmişti

AK Parti'ye oy veren veya partide siyaset yapan birçok insanın dayatmacı yaklaşımları benimsemediği açık.

Bir genç, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin öğrenci yurdunun balkonundan, alt balkondaki kızlara duyurmak için türkü söylüyor: “Cihan da bilir benim sana yandığım...” Yanındaki arkadaşı Abdülkadir Aksu ya da Hasan Celal Güzel’dir. Şimdinin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, eski İçişleri Bakanlarından Abdülkadir Aksu ile Özal dönemi bakanlarından Hasan Celal Güzel’in delikanlılık yıllarıdır.
Siyasal Bilgiler’in öğrenci yurdu karma bir yurttu. Yurdun girişteki merdivenlerinden sağa çıkıldığı zaman ilk dört kat kızlara aitti. Merdiven başında kaymalar olmasın diye görevli olarak bir bekleyen bulunurdu. Kantin ortaktı. ‘İnekhane’ adını verdiğimiz çalışma mekânı da ortaktı. Kızlar, oğlanlar bir arada hayatlarını, eğitimlerini, geleceklerini planlarlardı. Birçok öğrenci bu okulda birbirleriyle tanışıp âşık oldu, birçoğu evlendi.

O günler karşıt cins ilişkileri açısından oldukça özgür bir dönemdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi de bu açıdan en ileri yerlerden birisiydi.
Hasan Celal Güzel, Murat Karayalçın, Mesut Yılmaz, Veysel Atasoy, Uluç Gürkan ve eşi Nazime Gürkan, Halil Ergün, Hasan Cemal, Burhan Özfatura, sinema oyuncusu Şerif Sezer, İpek Çalışlar, Cengiz Çandar ve eşi Tuba Çandar ve ülkemizin sanat, kültür, sinema, siyaset, diplomasi dünyasının birçok parlak ismi bu okulda yetişti. Ortak çalışma mekânlarında dirsek çürüttü.

Bizden önceki dönemlerden ise Altan Öymen ve eşi Aysel Öymen, Büyükelçi Filiz Dinçmen, yazar Ayla Kutlu’yu sayabiliriz.
Sezai Karakoç, muhafazakâr dünyanın en büyük şairlerinden. O da Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde eğitimini gördü.

Başbakan Tayyip Erdoğan son AK Parti Kurultayı’nda konuşmasının bir bölümünde Sezai Karakoç’un ‘Ey Sevgili’ şiirini okudu.
Karakoç, ‘Mona Roza’ ve ‘Mihriban’ adlı şiirlerinde âşık olduğu kadınlara seslenir, karşılıksız bir aşk söz konusudur.
Onun aşkını ilan edemediği kadın, okuldan aynı sınıfta okuduğu kadındır.

Karakoç ve âşık olup uğruna şiirler yazdığı kadın, o karma yurtta kalıyor muydu, bilmiyorum. Ne olursa olsun, daha sonra ülkemizin yaşamında iz bırakmış birçok ‘muhafazakâr’ insanın öğrenciliğinin de bu karma yurtta geçtiğini biliyoruz.
Yaşam tarzına müdahaledir

Başbakan Erdoğan muhafazakâr olduğu için, kızlarla erkeklerin aynı ortamda bulunmasından belli ki hoşlanmıyor. Hele de gençler aynı evi paylaşmaya kalkarlarsa, onun için ‘müdahale edilmesi gerektiren’ bir tablo ortaya çıkıyor.
“Yaşam tarzına müdahale etmiyorum” diyor ama görünen köy kılavuz istemez.

AK Partili yöneticiler, bakanlar, Başbakan’ın özel hayata müdahale içeren sözlerini düzeltmek için bin dereden su getiriyor. Yok, uyuşturucuyu kastetmiş, yok tescilli olmayan yurtlardan söz etmiş, yok terör örgütü evleri varmış, öyküleri birbirini izliyor.
Ulusalcıların, Kemalistlerin toplum mühendisliğinin yükünü, tortusunu henüz üzerimizden atabilmiş değiliz. Şimdi ise AK Parti, Başbakan Erdoğan’da simgeleşen yeni bir toplum mühendisliği projesiyle her gün karşımızda.

Bütün toplumu muhafazakârlık ve dindarlık üzerinden hizaya getirme girişimlerinin elbette başarı şansı yok. Türkiye’nin, bu tür zorlamaları aşabilecek gelişmişlik düzeyinde olduğunu görmek zor değil.

AK Parti’ye oy veren veya bu partide siyaset yapan birçok insanın da böylesine dayatmacı yaklaşımları benimsemediği, benimsemeyeceği açık. Yapılan yanlıştır. Tevil götürür bir tarafı da yoktur.

Üzerinde tartışılan gençler, üniversiteli. Üstelik bu gençler artık 18 yaşlarını bitirmiş, oy kullanma hakkı bulunan, kendileri hakkındaki kararları kendilerinin alabilecekleri yaştalar.

İsterse kız/erkek arkadaşıyla ders çalışmak için bir araya gelir, isterse sevgilisiyle aynı evi paylaşır. Bu konuyu bir mahalle baskısı haline getirmek, onların özel yaşamları üzerinde tutucu bir toplumsal baskı yaratmak, kabul edilebilir bir durum değildir.

Bu anlamsız yasakçılığa bir karma eğitim öğrencisi olan ve belki de ilhamını karma eğitimden alan Siyasallı Sezai Karakoç’un güzel bir aşk şiiriyle, ‘Mona Roza’ ile ‘dur’ demek en iyisi:

“Bir bakışın ölmem için yetecek/Anla Mona Roza ben bir deliyim’