Abdullah Gül, Hakan Fidan'a "gitme" demişti...

7 Şubat 2012'de savcı Sadrettin Sarıkaya; MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı ifadeye çağırdığında Cumhurbaşkanı Gül'ün tavrı ne olmuştu?

8 Mart tarihli "Gülen hareketinin çöküşü" başlıklı yazımın ardından, Abdullah Gül'ün yakın çalışma arkadaşlarından telefonlar aldım.

Yazıdaki bir hatayı düzeltmemi istediler…

7 Şubat 2012’de, savcı Sadrettin Sarıkaya; MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve yakın çalışma arkadaşlarını Oslo sürecinde PKK'lılarla görüştükleri gerekçesiyle "KCK soruşturması"ndan ifadeye çağırmıştı… Ben, yazımda,  “Fidan'ın endişelenerek Abdullah Gül'ü aradığını ve Gül'ün de Fidan'a ‘bence ifadenizi verin, bir problem çıkacağını sanmıyorum’ dediğini” yazmıştım.

Olayın yakın tanıkları, gerçek durumun böyle olmadığını, benim de uydurulan bu senaryoyu aktardığımı söylediler.

O günü anlatan haberleri, yorumları incelemeye başladım. Belge ve bilgileri kontrol ettim. Bu araştırmaların ardından, yanlış bir aktarma yaptığımı farkettim.

Sayın Abdullah Gül'den özür dilerim. 

Gerçeği aktarabilmek amacıyla, "MİT'e operasyon" olayının birinci dereceden tanıklarının anlattıkları üzerinden gidelim… Anlatımlara göre, o gün köşkte yaşananları şöyle özetlemek mümkün: 7 Şubat 2012’de, öğleden sonra, MİT Müsteşarı Hakan Fidan,  Cumhurbaşkanı’yla görüşmek üzere Çankaya köşküne gelir. Sıkıntılı bir görünüşü vardır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le bir saatten fazla süren bir görüşme yaparlar... Gül'ün savcıya  öfkelendiğine ve şunları söylediğine tanık olunur: "Böyle terbiyesizlik olmaz. Basın mensuplarını çağırın, açıklama yapacağım"… Bu sırada, Kanada büyükelçisinin güven mektubu töreni vardır. Saat 14.00-14.30 sularıdır. Cumhurbaşkanlığı muhabirlerine, Hakan Fidan soruşturmasının yanlışlığına dair bir açıklama yapılır. Gül, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Emin Kuz’u ve  hukuk danışmanlarını çağırdı. Hakan Fidan'ın yanında, durumu değerlendirip bu konuyu ilgili kurumlarla görüşerek kamoyuna duyrulmadan derhal çözülmesi talimatını verdi.  Bu arada Hakan Fidan'a döndü ve şunları söyledi: "Bu konu sonuçlanana kadar, burada kalacaksınız." Gül değişik görüşmelerde bulundu. Söz konusu savcının görevden el çektirilmesiyle ilgili süreç başladı.   

Benim 8 Mart’taki yazımda referans aldığım "Gül Git Dedi" haberi, 21 Şubat 2014’te Türkiye gazetesinde yayınlanmış bir haber. “Haber emniyet kaynaklarına dayanarak verildi” şeklinde sunulmuş bir haberden söz ediyorum...

21 Şubat 2014’te, Cumhurbaşkanlığınca yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Gül'ün, "İfade verin, sorun çıkmaz" şeklinde cevap vermesinin asla ve kesinlikle söz konusu olmadığını, tam aksine, ifade vermeye gitmemesini kesin bir dille aktardığı bildirildi ; “Gül'ün o dönemde bu problemin şüyu  bulmadan(herkes tarafından duyulmaması, yayılmaması)  kapatılması için, açık bir talimat verdiği de vurgulandı.

O dönemde Çankaya'da görev yapanlar, “Türkiye Gazetesi’nin haberinin kurmaca olduğunu ve Gül'ü yıpratmayı amaçladığını” dile getirdiler. "Bunu en iyi bilen insan bizzat Hakan Fidan'dır" vurgusunu da yaptılar.

Bir nokta daha: Daha sonra, Sabah Gazetesi, Türkiye Gazetesi’nin haberini tekrar yayınlayınca, MİT Müsteşarı’nın basın danışmanı; Sabah’ın genel yayın müdürü Erdal Şafak'ı arayarak, “haberin yalan olduğunu” ifade ederek, düzeltme istemiş...

Yaptığım çeşitli görüşmelerden edindiğim izlenim de; Abdullah Gül'ün, Hakan Fidan'a  "git" demediği,  tersine "gitme" dediği ve gereken müdahalelerin yapıldığı yönünde.