'Ahlaktan sorumlu' kadın bakan...

'Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı' Selma Aliye Kavaf hakkında 'pot üstüne pot kırıyor' mu desem, 'ortalığı...

‘Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı’ Selma Aliye Kavaf hakkında ‘pot üstüne pot kırıyor’ mu desem, ‘ortalığı birbirine katıyor’ mu desem; yoksa ‘toplumdaki bütün geri ideolojileri, önyargıları temsil ediyor’ mu desem bilemedim. Kavaf, bir süre önce, dizilerdeki ve filmlerdeki sevişme ve öpüşme sahnelerinden ‘irite’ olduğu yönündeki açıklamasıyla dikkat çekmiş, bu tür yayınlar için ‘gereğinin yapılması’ çağrısında bulunmuş, ‘sansürcü’ olarak tanımlanabilecek bir yaklaşım sergilemişti.
Kavaf’ın, Hürriyet gazetesinden Faruk Bildirici ile yaptığı görüşmedeki “Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum. Tedavi edilmesi gereken bir şey bence” şeklindeki açıklamasıyla birlikte, adeta ‘ahlaktan sorumlu kadın bakan’ statüsüne geldiği söylenebilir. Kavaf’ın eşcinsellik konusunda söyledikleri, daha önce söylediği şeyleri de aşıyor. Kavaf, açıkça ayrımcılık ve cinsiyetçilik yapıyor.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde farklı kimliklerin savunuculuğunu yapan bir çizgiyi sahiplenmesi çok daha normal olacak bir kadın bakanın bu şekilde konuşmasını, belki de ‘kaderin cilvesi’ olarak tanımlamak gerekiyor. Ama ‘kaderin cilvesi’ sözüyle geçiştirilemeyecek kadar ciddi bir durumla karşı karşıyayız. Eşcinselliğin bir hastalık olduğunu söylemek, evrensel insan hakları ölçülerine göre, açık bir insan hakları ihlali oluşturuyor. Yani, Kavaf’ın evrensel düzeyde ayrımcılık suçu işlediğini söylemek mümkün.
Kavaf’ın koltuğunda oturduğu bakanlık, dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde, ayrımcılıkla mücadeleye hizmet eder. Bizim bakanımızsa, ayrımcılıkla mücadele etmek yerine bizzat ayrımcılığın başını çekmeyi tercih ediyor.
Ülkemizde neredeyse hemen her gün bir eşcinsel öldürülüyor. Bu cinayetlerin birçoğu vahşi yöntemlerle işleniyor. Toplumumuzda bu konudaki ‘aşağılama’ ve ‘dışlama’nın hangi boyutlarda olduğu ortada.
Maçlarda, sokakta birisine hakaret etmek amacıyla en çok kullanılan deyimlerden birisinin eşcinselliği aşağılamak için kullanılan ‘i...’ sözcüğü olduğunu hatırlatmaya bile gerek yok.
Eşcinsellerin hasta olduğu ve tedavi edilmeleri gerektiği yönündeki tez, bilimsel açıdan herhangi bir temele dayanmadığı gibi, toplumdaki eşcinsellere yönelik önyargı ve nefreti körükleme potansiyeli olan bir tez.
***
Cinsel tercihleri toplumun çoğunluğundan farklı olan, toplumun ortalama değerlerinden farklı değerleri benimseyen, toplumdaki egemen kültüre alternatif düşünceleri olan vb. insanlara karşı pozitif ayrımcılık uygulanmasını hayatım boyunca savundum...
Çeşitli toplumsal grupların kendi doğrularıyla ve kendi yaşam modelleriyle zenginleştirdiği, farklı renklerin varlığından heyecan duyan bir dünyada yaşıyoruz...
‘Tek doğrulu’ felsefelerin, ‘tek modelli’ toplumsal sistemlerin aşıldığı bir dönemdeyiz. Ülke olarak da, farklı kimliklerin birbirlerini anlamaya çalışmasının hayati önem taşıdığı bir dönemden geçiyoruz...
Böyle bir ortamda, en üst düzeyde bir yöneticinin ‘genel ilkel bakış açısı’yla hareket etmeyi tercih etmesi, toplumumuzun geldiği noktanın gerisinde kalan ve bilimsellikten uzak bir yaklaşım oluşturmanın ötesinde, saldırganlığı kışkırtma yönünde bir potansiyel taşıyor.
***
‘Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel Dayanışma Derneği’(LGBTT), bu kesimlerin politik, ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamda cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri dolayısıyla sistematik olarak karşılaştıkları ayrımcılık ve hak ihlallerine karşı faaliyet yürütmek amacı ile 2006 yılında kuruldu.
Kavaf’a ilk tepki bu dernekten geldi. Pembe Hayat Derneği, bu alandaki uluslararası ölçütleri şu şekilde açıkladı: “Eşcinsellik, heteroseksüellik gibi bir cinsel yönelimdir. Birleşmiş Milletler’in bir alt organı olan Dünya Sağlık Örgütü, eşcinselliğin bir hastalık olmadığını, heteroseksüellik gibi bir cinsel yönelim olduğunu yayınlarında belirtmiştir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından Zihinsel ve Davranışsal Bozukluklar listesi, 1 Ocak 1993’ten beri eşcinselliği liste dışında tutmaktadır... Amerikan Psikiyatrlar Derneği 1973’te, Amerikan Psikologlar Derneği de 1975’te eşcinselliğin zihinsel ve davranışsal hastalıklar listesinden çıkarılmasına karar vermiştir...
Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı 2009 Türkiye İlerleme Raporu’nda yer alan; hükümetlerin ‘eşcinsellere yönelik homofobik tutum ve davranışları engellemek için gerekli önlemleri almaları’ çağrısını onaylamıştır.”
Bakan Aliye Kavaf’ın açıklaması, tehlikeli olmanın yanı sıra, dünya standartlarını yakalamaya çalıştığını iddia eden bir ülkeye kesinlikle yakışmayan nitelikte. Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri yürüten, özgün bir kültürel model oluşturmaya ve küresel bir aktör olmaya yönelik hamleler yapan bir ülkede bu yaklaşımla nereye varılabileceğinin takdirini, Kavaf’ı bu makama uygun gören Başbakan Tayyip Erdoğan’a bırakıyoruz.