AK Parti'deki gerilim...

AK Parti'de bir kriz var mı? Her ne kadar Erdoğan ve Davutoğlu hayır deseler de bir gerilim, bir yönetim çatışması olduğu ortada. Bülent Arınç'ın ardı ardına yaptığı açıklamalar, ardından Hüseyin Çelik'in benzer açıklamaları, bir kriz değilse nedir?Peki gerçekten bir sistem krizi var mı?

13 yıldır tek başına iktidarda AK Parti. İlk yıllarında tam iktidar oldukları söylenemez. Darbe girişimleri, kapatma davaları, Cumhurbaşkanlığı seçimindeki engellemeler yüzünden, gerçekten yönetecek bir duruma gelebilmeleri için, 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumunu beklemeleri gerekti.

Ancak bu iktidar da tam değildi. Çünkü, o tarihten itibaren de "Paralel Yapı"nın devlet içinde ciddi bir egemenlik kurduğunu anladık. 2010 sonrasını AK Parti/Cemaat ittifakı dönemi diye de adlandırabiliriz.

Bu dönem, Ergenekon davalarının açıldığı, askeri vesayetin sorgulandığı bir dönem olarak öne çıktı. Ancak, sonradan anlaşıldı ki, "Paralel Yapı" devlet içinde elde ettiği güçle, daha fazla iktidar istedi. İşte bu andan itibaren yeni bir iç çatışma dönemine girdik.

Bir buçuk yıllık bir gergin dönemin ardından "Paralel Yapı" gücünü büyük ölçüde yitirdi. Yine de muhalefetin etkin bir parçası olarak, medya alanındaki etkinliği ile, uluslararası desteğiyle ciddi bir varlık olarak kuvvetini belli ölçülerde koruyor.

Paralel Yapı ile mücadele sırasında AK Parti'nin üst kademelerinin bir sarsıntı geçirdiğini söyleyebiliriz. Zaman zaman Tayyip Erdoğan'ın yalnızlaştığı yorumları da yapıldı.

AK Parti'de bir kriz var mı? Her ne kadar Erdoğan ve Davutoğlu hayır deseler de bir gerilim, bir yönetim çatışması olduğu ortada.

Bülent Arınç'ın ardı ardına yaptığı açıklamalar, ardından Hüseyin Çelik'in benzer açıklamaları, bir kriz değilse nedir?

Peki gerçekten bir sistem krizi var mı? Erdoğan'ın bu tartışmayla bir sistem krizi yaşandığını göstermeye çalışıp çalışmadığı sorusu üzerine Hüseyin Çelik'in yanıtı şöyle oldu: "İtfaiyeci mesleğinin ne kadar önemli olduğunu göstermek için yangın çıkaramaz."

Erdoğan ile, hükümet arasında bir dengesizlik oluştu. Hükümet yürürlükteki anayasaya göre, icra organı. Neyin nasıl yürütüleceğini, çıkarılan kanunların nasıl hayata geçeceğini, ülkenin nasıl yönetileceğini hükümet belirliyor.

Erdoğan ise, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı desteği gerekçe göstererek "Türkiye'yi asıl ben yönetirim" diyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bazen itiraf ettiği gibi, hükümetle arasında gerilim çıkabiliyor.

7 Haziran seçimlerine şurada kala kala 3 aydan kısa bir süre kaldı. Seçim artık tayin edici noktada.

Asıl sorun, seçimlerden sonra ortaya çıkacak tabloda. O zaman ne olabileceğini göreceğiz.

Aslında sonuç ne olursa olsun, toplumun iradesiyle yüz yüze geleceğiz.

Başkanlık sistemi olsa da olmasa da, toplumun tercihleri ile geleceğimizi belirleyeceğiz.

Sistemi fazla zorlamak, zorlayanları, zor durumda bırakabilir.

68'LİLER, HDP'Yİ DESTEKLİYOR

Bir çoğu 40-50 yıllık arkadaşım. Birlikte eyleme çıkmışlığımız da, aynı hücrelerde yatmışlığımız da var. İdamdan son anda kurtulan, çatışmalarda yaralanıp ölümlerden dönen devrimciler kuşağı. "Gerçekçi ol imkansızı iste" diyen bir neslin temsilcileri onlar.

Ortaklaşa bir imzayla bu seçimlerde oylarını HDP'ye vereceklerini açıkladılar. Merakla isimlerini okudum. Geleceğe ilişkin umutlarını ve hayallerini korumaları mutluluk verici. 68'lilere buradan selam yolluyorum.