Alevilerin geleceği CHP'nin geleceği

CHP'nin Dersim yöresindeki üç ilçe belediye başkanının ve çok sayıda parti yöneticisinin istifa ettiği haberi az önce geldi...

CHP’nin Dersim yöresindeki üç ilçe belediye başkanının ve çok sayıda parti yöneticisinin istifa ettiği haberi az önce geldi...
Konuya ilişkin kanaatim, en başından beri, Onur Öymen’in sözlerinin Aleviler tarafından kabul edilmesinin mümkün olmadığı yönünde oldu. Alevilerin Onur Öymen’in CHP yönetiminde kalmasını içlerine sindirmelerini bekleyen yaklaşımlar bana en başından beri gerçekçilikten uzak göründüler.
CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi. Cumhuriyet döneminin olumlu ve olumsuz yanlarının sorumlusu ve bir anlamda mirasçısı. Türkiye Cumhuriyeti tarihi düz bir çizgi üzerinde ilerlemediği için CHP de düz bir çizgi içinde değerlendirilebilecek bir parti olmadı.
Örneğin 1970’li yılların başında Bülent Ecevit önderliğinde bir dönem boyunca geleneksel çizgiden koptu. Daha sivil bir konuma yerleşti. Bu kısmen antimilitarist sayılabilecek çizgi 1980 askeri darbesine kadar sürdü ve CHP ile Aleviler arasında daha gönüllü bir buluşmaya da zemin hazırladı.
Bununla birlikte, daha önceki dönemlerde de, Alevilerle Kemalizm arasında bir dostluk vardı. Bu dostluğun nedenleri üzerine birçok farklı değerlendirme yapılabilir. 1960’lı yıllarda Tunceli, Elazığ, Erzincan yöresinde yaptığım yolculuklarda, yöre insanlarının evlerini ziyaretlerimde duvarlardaki Atatürk fotoğrafları ilginç bir detay olarak gözüme çarpmıştı. Tek parti iktidarı dönemiyle ve Cumhuriyet döneminin geneliyle çok tatlı anılarının olmamasına rağmen, Aleviler Cumhuriyet’in kurucusu parti olan CHP’yi kendilerine yakın bir parti olarak kabul ettiler.
***
Hacıbektaş Postnişini Veliyeddin Ulusoy, Alevilerin Atatürk döneminde de baskı gördüklerini anlattı.
Bunun o zamanlar dedeleri tarafından nasıl karşılandığı sorduğumda, “Sanırız Atatürk’ün bunlardan haberi yoktu” şeklinde konuştuklarını aktardı.
Alevilerin, Cumhuriyet’le ve CHP ile olan sevgi-nefret ilişkileri, Türk siyasetinin temel paradokslarından biri olarak bugünlere kadar geldi. Alevilerin CHP’yi bunca acı gerçeğe rağmen neden tuttukları sorusu üzerine çok çeşitli şeyler söylenebilir.
Türkiye’deki  sağcı partilerin temel özelliklerinden biri, Sünni-Hanefi çizgisinin temsilcisi olmalarıdır. Demokrat Parti de, Adalet Partisi de, Doğru Yol Partisi de, Milli Nizam Partisi geleneği de hep Sünni İslamı kendilerine dayanak olarak gördüler.
CHP’nin ve Kemalizm’in kendine özgü bir tanım içinde de olsa ‘laiklik savunucusu’ bir imaj sergilemeye çalışması, ‘dinci akımlar’ı engelleme iddiası taşıması, Sünni İslamcı kesimin saldırılarından ve yok saymalarından bunalan Aleviler’in CHP’yi ve Kemalizm’i kendilerine yakın bulmalarına yol açtı. Aleviler, sağcı partilere karşı kendilerini koruma amacıyla, bir anlamda ‘kötünün iyisi’ olarak gördükleri CHP’ye yöneldiler.
Alevilerin CHP’ye kızıp kendi siyasi partilerini kurdukları dönemler de, CHP’nin solundaki radikal sol akımlara yöneldikleri dönemler de yaşandı. Ama bütün bunlara rağmen, CHP’nin ve Kemalizm’in onların gözüne esas olarak bir sığınak gibi göründüğünü söylememiz mümkün.
***
Aleviler, Dersim katliamının hangi güçler tarafından gerçekleştirildiğini biliyorlardı. Buna rağmen Atatürk’ü ve İnönü’yü bu katliamdan soyutlamayı tercih ettiler. Suçu Demokrat Partili Celal Bayar’ın üzerine atarak durumu idare etmeye çalıştılar. Gerçek ortada duruyordu, Aleviler gerçeği bilmelerine rağmen acılarını içlerine gömerek yaşamayı yeğliyorlardı.
Onur Öymen’in sözlerinin neden olduğu bu patlamayı bu arka plan bağlamında değerlendirmek gerekiyor...
‘Anlık bir öfke patlaması’yla karşı karşıya değiliz. İstifa eden Dersimli belediye başkanlarının da dile getirdikleri gibi, ‘Kürt açılımı’ yöre halkını yakından ilgilendiriyor. Düşük yoğunluklu savaşın en çok vurduğu yerlerden birisi de Dersim. Yakılan, yıkılan, boşaltılan köyler ortada. Dersim son 25 yıldır ilaveten yeni büyük acılar çekmişti, çekmeye devam ediyor. Açılım onları ilgilendiriyor.
Barış ve çözüm onları ilgilendiriyor. CHP’nin izlediği ‘savaşçı’ çizgiden duydukları rahatsızlığa rağmen hep durumu idare etmeye gayret eden bir tavır sergilediler.
Onur Öymen, Alevilerin açmazının üzerine tuz biber ekti. Kaldıramayacakları bir saldırı yaparak,
yaraları açığa çıkardı.
Artık, cin şişeden çıktı. CHP yönetimindeki Deniz Baykal ve ekibinin gerçek yüzü anlaşıldı. Alevilerin bunu kaldırmalarını, bu tarz söylemleri olan bir partinin arkasından gitmelerini beklemek artık çok zor. Bu yara derin bir yara. CHP ile Alevilerin çok da içten olmayan beraberlikleri bu kez çok derin bir yara aldı. Yaralar artık tedavisi imkansız sayılabilecek bir noktaya ulaştılar.
CHP yönetimindeki Baykal ekibi, gerçeğe, değişime ve barışa direniyor.
Dersim katliamını savunan CHP ile bunun mağduru Aleviler arasındaki paradoksal birlikteliğin devamı çok zor.
Yolun sonu görünüyor.