Amasya'da Pir Hamdullah Efendi'nin türbesinde

Ne olursa olsun, şu bir gerçek: Aleviler, son yıllarda, kimlik talepleriyle, etkili bir muhalefet yürütüyorlar. Devletin, kendilerine yönelik tavır ve duruşunu, değiştirmeyi hedefliyorlar... Alevilerin özgürlük talepleri, ülkemizin demokratikleşmesi yolundaki potansiyel güçlerden birisi olmaya devam ediyor.
Amasya'da Pir Hamdullah Efendi'nin türbesinde

Amasya'da "Alevi Kimlik Talepleri ve Çözüm Önerileri" başlıklı çalıştayın öğle arasında, bir türbe ziyareti yaptık. Yörenin Alevi dedeleri eşliğinde mezarına gittiğimiz Alevi piri, Pir Hamdullah Çelebi'ydi. Amasya'nın Pirler Mevkii'nde yatan Hamdullah Efendi'nin yaşam öyküsü; Alevi sorununun köklerini anlamamıza, devletle Aleviler arasındaki ilişkiyi kavramamıza yardımcı olabilecek zengin bir örnek.

Osmanlı'nın Alevilere yönelik son dönemindeki en yıkıcı hamlelerini, II. Mahmut yaptı. Batı kurumlarını örnek alarak, bir "modernleşme atağı"na girişen Padişah'ın hedefinde, Yeniçeri Ocağı vardı. II.Mahmut'un Bektaşi tekkelerini hedef almasının asıl nedeni Yeniçerilerin Bektaşi olmasıydı. Anadolu'daki Bektaşi dergahlarını yasakladı. Onların etrafındaki Bektaşi türbeleri hariç bütün yapılar yıktırıldı, mallarına el konuldu.

Dönemin Hacıbektaş Dergahı Piri, Çelebi Feyzullah Efendi, bu girişimlerin bir parçası olarak İstanbul’a getirildi, yargılandı ve asıldı. Yerine geçen oğlu ise, bizim Amasya'da türbesini ziyaret ettiğimiz Hamdullah Efendi idi. Onu da Kırşehir’de yargıladılar, idama mahkum ettiler. Cezası, Padişah’ın son anda yetişen fermanıyla Amasya’da, sürgüne dönüştürüldü(1827)... 1836'ya kadar sürgünde yaşayan Hamdullah Efendi, Amasya'da yaşamını yitirdi.

Hamdullah Çelebi olarak da bilinen bu Alevi Pir'i; Osmanlı mahkemesinde yaptığı dik başlı, inançlarının arkasında duran ve Osmanlı zulmünü eleştiren savunmasıyla ünlüdür. Bu savunma, sonradan arşivlerden bulundu ve günümüz Türkçesiyle basıldı.

AMASYA, ÇORUM, TOKAT

SETA Vakfı'nın düzenlemeyi planladığı bir dizi Alevi çalıştayından ilki bu hafta sonu Amasya'da yapıldı. Çorum, Tokat ve Amasya'nın Alevi kanaat önderlerinin, dedelerin, Alevi derneklerinin temsilcilerinin katıldığı yöresel toplantıda Alevilerin talepleri dile getirildi.

Bu yöre, geleneksel Alevi kültürünün en canlı yaşadığı yörelerimizden. Bu nedenle, çok zengin bir toplumsal arka plana ve zengin bir çeşitliliğe sahip.

Alevi kanaat önderlerinin temel taleplerinin ne olduğunu biliyoruz. En başta gelenlerden biri, cemevlerinin statüsü. İkinci temel talep; din derslerinin, zorunlu olmaktan çıkarılması. Üçüncü temel şikayet, hala Alevi köylerine cami yapımının sürdürülmesi. Bir başka şikayet konusu, Alevilerin devlet görevlerinden dışlanması. Bu konuda örnekler vererek tepkilerini dile getirdiler.

TEKKE VE ZAVİYELERİN YASAKLANMASI

II.Mahmut modernleşmesi, Alevi dergahlarını hedef aldı. Dikkat çekici hamlelerden biri, "Hacıbektaşı Veli Dergahı'nın içine cami yapılması"ydı. Aleviler bu modernleşmeden büyük acılar çektiler, zararlar gördüler.

İkinci büyük darbeyi, Cumhuriyet modernleşmesinden yediler. 30 Kasım 1925 tarihinde yürürlüğe giren Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair Kanun'la, Hacı Bektaş Veli Dergahı dahil bütün Alevi dergah ve tekkeleri kapatıldı. Aleviler'in dedelik kurumları, ibadetleri, semahları yasaklandı. Dergahların malları müsadere edildi. Yani açıkçası "Alevilik" yasaklandı. Devletin biçimlendirdiği bir "Sünnilik" (ki dindarların önemli kesiminin bunu gerçek "Sünnilik" olarak görmediği de, bir olgu); bir kez daha, modernleşme projesinin en etkili unsuru olarak öne çıktı.

ALEVİLERİN PARADOKSU

Amasya'da türbesinde yatan Hamdullah Çelebi'nin torunlarından Cemalettin Çelebi; Mustafa Kemal'in, Anadolu'ya çıkmasının ardından, ilk ziyaret ettiği kişilerden biri oldu. Hacıbektaş Dergahı, II. Mahmut'tan sonra yasaklardan kurtulmuştu. Bu nedenle, Anadolu'da, etkin bir güce sahipti. Milli Mücadele'ye, Mustafa Kemal ve arkadaşlarına, tam destek verdiler.

Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi sonrasında; Mustafa Kemal Paşa, Ankara’ya giderken, Hacıbektaş’a uğradı. 23 Aralık 1919'da Cemalettin Çelebi ile başbaşa uzun bir görüşme yaptı. Geceyi onun evinde geçirdi. Mustafa Kemal, ertesi gün (24 Aralık) Hacı Bektaş Veli türbesini ziyaret etti. Ardından, Ankara'ya yola çıktı.

Modernleşme hamlelerinin "muhatabı" ve mağduru olan Aleviler; Cumhuriyet döneminde, uzun yıllar boyunca, varlıklarını sürdürebilmek için, çok zor koşullarda ibadetlerini yapabildiler. Sürgün ve asimilasyona uğradılar.

ALEVİLERİN LAİKLİĞE BAĞLILIĞI

Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında, önce Koçgiri (1921) sonra Dersim'de (1937-38), Aleviler, ağır kırıma uğradı.

Yakın tarihimizde ise; 1980 askeri darbesi öncesindeki Sivas, Kahramanmaraş, Çorum, Malatya katliamları, yine Alevileri hedef aldı.

Son büyük katliam, 2 Temmuz 1993'teki Sivas'ta yaşandı.

Tümü devlet merkezli olan bu katliamları, saldırıları; devlet içinden yönlendirilen çeteler gerçekleştirdi. 12 Eylül askeri darbesini hazırlayanlar; Alevilere yönelik saldırılarla, amaçlarına ulaşmak istemişti.

Bu saldırılar sonrası, bu kentlerde yaşayan Alevilerin önemli bir kısmı, göç etmek zorunda kaldı.

Aleviler, yaşadıkları acılara rağmen; ayakta kalmayı, varlıklarını sürdürmeyi, geleneklerini büyük ölçüde korumayı başardılar. Yaşananlara rağmen (veya tersten bakmayı denersek: yaşananların bir sonucu olarak); "laikliği", kendi gelecekleri adına bir "teminat" olarak tanımlıyorlar hala. Tabii, Alevilerin "laiklik"ten anladıkları genel kavrayıştan farklı da olabilir. Alevi söylemlerine, devletle ilişkiler açısından bazı eleştiriler getirilebilir.

Ne olursa olsun, şu bir gerçek: Aleviler, son yıllarda, kimlik talepleriyle, etkili bir muhalefet yürütüyorlar. Devletin, kendilerine yönelik tavır ve duruşunu, değiştirmeyi hedefliyorlar... Alevilerin özgürlük talepleri, ülkemizin demokratikleşmesi yolundaki potansiyel güçlerden birisi olmaya devam ediyor.

Sonuç olarak, toplumda bir değişim yaşanırken; değişik kimlik talepleriyle ortaya çıkan Aleviler, Kürtler ve dindarlar; devletin genel paradigmasını yönlendiren bir rol oynamaya başlamış durumda.

Amasya'daki Hamdullah Efendi türbesi onarılmış, yanına da güzel bir cemevi yapılmıştı.

Hamdullah Efendi, yaşayan bir kültürün tarihsel simgesi olarak, eşiyle birlikte türbesinde yatıyor.