Arınç'ın aykırı duruşu

AK Parti içinde ve yönetiminde, ciddi bir ağırlık; özellikle, "toplumsal kamplaşma"dan rahatsız. "Siyasette tırmanan gerilimden kaçınmak gerektiğini" söyleyenlerin, yabana atılmayacak bir eğilimi ifade ettiğini, görebiliyoruz.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç; Türkiye'deki kutuplaşma üzerine, kendi cephesine yönelik önemli eleşitirilerde ve pek de üzerinde durulmayan değerlendirmelerde bulundu : "...biz yüzde 50 oy alıyoruz. Fakat geriye kalan yüzde 50’de bir nefret söylemine dönüşüyor. Biz eskiden sokağa çıkardık taraftarımız bizi çok severdi. Karşıdaki muhalifler de saygı duyardı. Şimdi bir nefretle bakış seziyorum. Kemikleşme, kamplaşma var. Bu bizim yüzde 50 oyumuza engel olmaz. Ama Türkiye yönetilebilir bir ülke olmaktan çıkabilir. Biz yumuşatmalıyız. Siyasette yumuşak dil çok önemlidir."

Bursa'da CNNTürk TV'de Akif Beki'nin moderatörlüğünde yayınlanan (benim de katıldığım) "Baştan Sona" programında, Arınç'ın dikkat çektiği bu tablo, ciddi bir Türkiye gerçekliğine karşılık geliyor. “Bu değerlendirmeler; AK Parti içindeki bir eğilimi mi, yoksa Arınç'ın aykırı görüşlerini mi ifade ediyor?” diye sormak elbette mümkün.

Arınç, kutuplaşma ve “sert dille siyaset” derken neyi kast ettiğini anlayabileceğimiz göndermeler de yaptı. Başbakan Davutoğlu'nun, böyle bir dil kullanmadığına, dikkat çekti: "Davutoğlu çok iyi bir kimlikle çıktı. Yüzü gülen bir insan. Sözü yumuşak olan, tarihten gelip bugünü bilen bir insana ihtiyacımız varmış. Bu insanın siyasette şiddet dilini kullanmaması lazım. Şu anda kullanmıyor."

Merkez Bankası Başkanı

Bülent Arınç, yalnızca siyasette kendi taraflarına yönelik "şiddet dili" eleştirisiyle yetinmedi, bir çok noktada karşı yüzde 50'yi ilgilendiren özeleştiriler yaptı. Merkez Bankası Başkanı'nın, Cumhurbaşkanı tarafından, kamuoyu önünde sert bir dille eleştirilmesini doğru bulmadığını, bunun olumsuz sonuçları olduğunu, olabileceğini ifade etti.

“Başkanlık Sistemi” tartışmasının, henüz AK Parti yönetimi tarafından tartışılıp karara bağlanmadığını, kurullarda görüşülmediğini, kendisinin “Parlamenter Sistem”i tercih ettiğini; son kararın da, tartışmaların ışığında, Başbakan Davutoğlu tarafından verileceğini söyledi.

Arınç, Cumhurbaşkanının "400 milletvekili" çağrısının, eleştiriye açık bir çağrı olduğunu da; belirtmekten kaçınmadı. Benim “400 milletvekili” konusunda yaptığım "Meclis’in çok renkli ve bütün toplumun temsiline yönelik bir çoğulculuk içinde bulunması tercih edilmeli. Tek partinin 400 milletvekiline sahip olması demokrasiyi zedeler" şeklinde özetlenebilecek itirazıma da, katıldığını belirtti.

AK Parti’de dengeler

AK Parti’nin ilk kurucularından, önde gelen isimlerinden birisi olarak; önümüzdeki dönemde, milletvekili adayı olmasa bile, her zaman ciddi bir ağırlığı olan, bundan sonra da ağırlığını sürdürecek bir siyasetçiden söz ediyoruz.

Arınç, toplumdaki kutuplaşmaya dikkat çekiyor. Kutuplaşmanın yol atığı riskin farkında. Bunu, önümüzdeki dönemin en önemli iki tehlikesinden biri olarak gören Arınç; AK Parti'yi, bu açıdan uyarıyor. Bu açmazın aşılmasının; öncelikle, iktidar partisinin dil ve tavrını değiştirmesinden geçtiğini düşündüğünü, görebiliyoruz. Arınç, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dilini, üslubunu ve analizci tarzını da, bu açıdan, olumlu bir etken olarak görüyor. Böyle devam etmesini istiyor.

Arınç, “Başkanlık sistemiyle ilgili henüz bir karar almadık, son kararı Başbakan Davutoğlu verecek” diyerek, bir başka boyuta daha dikkat çekiyor. Arınç'ın, farklı bir dil ve farklı bir eğilim ortaya koyduğunu, bir çok noktada, görebiliyoruz.

Bu konuşmayı dikkatle dinlerken; insan, ister istemez, AK Parti'nin bu önemli isminin söylediklerinin ne anlama geldiğini, söylenenlerin, “parti içindeki bir eğilim”i mi, yoksa “kişisel bir duruş”u mu ifade ettiğini, düşünmeden edemiyor.

Ancak şu kadarını artık daha net şekilde söylemek mümkün: AK Parti içinde ve yönetiminde, ciddi bir ağırlık; özellikle, “toplumsal kamplaşma”dan rahatsız. “Siyasette tırmanan gerilimden kaçınmak gerektiğini” söyleyenlerin, yabana atılmayacak bir eğilimi ifade ettiğini, görebiliyoruz.

Başkanlık sistemi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başkanlık sistemi istiyor. AK Parti'yi de, “bu çizgide tutmaya” özen gösteriyor. Parti içinde, belli ki, farklı eğilimler de bulunuyor. Ancak şu da sır değil: Erdoğan'ın ısrarcı gücü ve ağırlığı; çoğu zaman, “genel eğilim”in üzerine çıkabiliyor.

Ne olursa olsun; Arınç, farklılığıyla, “söylenmeyeni söyleyen” tutumuyla, önemli bir ağırlık olmayı sürdürecek gibi görünüyor.