Bahaeddin Şakir, Ziya Gökalp ve Yahya Kemal'le...

1915'te, edebiyatımızın önde gelen isimlerinden 30 kadar şair, yazar, ressam ve bestekar; Çanakkale'de savaşan askerlere destek vermek amacıyla, dönemin iktidarı İttihat ve Terakki Partisi'nin davetiyle, cepheye bir ziyaret yaptılar. Ancak bu geziye Halide Edib davet edilmez...

Çanakkale Zaferi ile Ermeni Tehciri'nin 100. yıl anmaları, aynı günlere denk düşürüldü. 24 Nisan günü, dünyanın dört bir yanında Ermeni Soykırım günü olarak anılırken; Çanakkale'de, Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya liderlerine bir zafer daveti verecek.

Beşir Ayvazoğlu, Çanakkale'nin 100. yılı dolayısıyla, bir ilginç kitap hazırladı. Kitabın adı "Edebiyatın Çanakkale'yle İmtihanı"(Kapı yayınları). 1915'te, edebiyatımızın önde gelen isimlerinden 30 kadar şair, yazar, ressam ve bestekar; Çanakkale'de savaşan askerlere destek vermek amacıyla, dönemin iktidarı İttihat ve Terakki Partisi'nin davetiyle, cepheye bir ziyaret yaparlar.  Onları bu 'görev'e davet eden yazıdaysa; Çanakkale'de muhabere alanlarını gezerek, duygu ve düşüncelerini anlatmaları istenir.

Mehmet Emin Yurdakul, Ağaoğlu Ahmet, Ömer Seyfettin, Celal Sahir Erozan gibi tanınmış şair ve yazarların, Nazmi Ziya Güran ve Çallı İbrahim gibi ünlü ressamların da aralarında bulunduğu grup; 1915 Haziran'ında, Harbiye Nezareti Karargah-ı Umumi İstihbarat Şubesi Müdürlüğü'nden aldıkları tezkereyle yola çıkarlar.

Davete olumlu cevap verenler; 11 Temmuz Pazar sabahı, kollarında beyaz üzerine yeşil defne dalları işlenmiş işaretler bulunan haki keten elbiselerini giymiş, kabalaklarını başlarına geçirmiş olarak, Sirkeci Garı'nda buluşurlar.

Beşir Ayvazoğlu, geziye katılan yazarları şöyle değerlendiriyor: "Bütün davetlilerin birbirini tanıdığı ve aralarında ideolojik yakınlığın bulunduğu rahatlıkla söylenebilir. Heyetin teşkilinde  hemen fark edilen husus özellikle genç şairlerin pek tanınmış kişiler olmadığıdır..."

Ayvazoğlu, geziye katılan edebiyatçıları teker teker tanıtıyor. Bu arada, heyette yer alanların Ziya Gökalp tarafından belirlendiğini anlatıyor: "Ziya Gökalp'in, gezi sırasında herhangi bir tatsızlığın çıkmaması için mümkün olduğu kadar, aralarında fikir ayrılığı bulunmayan isimleri,   dolayısıyla Türkçüleri tercih ettiğini...tahmin etmek zor değildir."

HALİDE EDİP NİYE YOK?

Ayvazoğlu, 'Halide Edib'in kadın olduğu için davet edilmediğinin söylendiğini' ifade ederek, arkasından asıl nedeni şöyle açıklıyor:"Ne var ki Halide Edib, Türk Ocağı'nda Ermeni meselesi hakkında İttihat ve Terakki Erkanını ve Türkçüleri rahatsız edecek görüşler ileri sürmüş, Ermeni bestekar Kütahyalı Gomidas Vartaped'le yakından ilgilenmişti. Daha da önemlisi, Çanakkale muharebeleri bütün şiddetiyle devam ederken, İtilaf donanmasının Boğazlar'ı geçmesi ve İstanbul'un işgal edilmesi halinde neler yapılması gerektiğini tartışmak üzere Merkez-i Umumi tarafından Bilgi Derneği'nde düzenlenen gizli bir toplantıda bazı Türkçülerle ters düşerek şiddetli bir tartışmaya girişmişti."(s. 121-122)

İpek Çalışlar da, Halide Edib kitabında, o dönemde Ermeni meselesi nedeniyle ortaya çıkan durumu şöyle anlatıyor: "Aydınlar arasında Çanakkale cephesinin tehlikeli durumu sürerken ortaya çıkan hizipleşme sürüyordu. Yahya Kemal'e göre, bu ayrılıkta "şahsiyat ve politika zehri vardı". Ermeni Tehcirini onaylamayan aydınlar kısa süre içinde belli olacak ve gözden düşeceklerdi. İki hizip başından biri olan Halide Edib tehcire itirazını yüksek sesle ifade eden kişiler arasındaydı.(İ. Ç., Halide Edib, Everest yayınları, s.130)

BİR FOTOĞRAF

Edebiyatçıların Çanakkale'ye gittiği günler, Ermeni Tehciri'nin bütün ağırlığıyla yaşandığı günlerdi.  Ermeni meselesindeki çıkışları nedeniyle İttihatçılarla arası iyice bozulan Halide Edib, Cemal Paşa'nın daveti üzerine Suriye'ye gidiyordu: "İstasyonlardan birinde trene 1915 Ermeni katliamıyla adını duyuran Bahaeddin Şakir de binmişti. Falih Rıfkı, Halide'yi onunla tanıştırdı. Halide, Bahaeddin Şakir'in önemli bir isim olduğunu biliyor ama Ermeni tehcirinde oynadığı rolü bilmiyordu (...) ikisi yol boyunca konuştular, sonunda Bahaeddin Şakir trenden indi. Halide, Bahaeddin Şakir'i uğurlamak için trenin kapısına yürüyen Falih Rıfkı'yı durdurarak, 'Bana bilmeyerek bir katilin elini sıktırdınız' demişti."(İ. Ç., age, s.135,136)

Beşir Ayvazoğlu, Çanakkale cephe gezisine katılan aydınları anlatan kitabında, birbirinden ilginç fotoğraflara da yer veriyor.

Bu fotoğraflardan birisi, Büyükada'dan. Yahya Kemal, Ziya Gökalp, Falih Rıfkı, Köprülüzade Fuad gibi dönemin ünlü isimlerinin arasında, ön sırada; İttihat ve Terakki'nin ünlü isimlerinden, Teşkilatı Mahsusa'nın önde gelenlerinden Dr. Bahaeddin Şakir oturuyor. 

Bahaeddin Şakir; 1918 yılında savaşı kaybeden İttihatçı önderlerle birlikte, bir Alman gemisiyle, yurtdışına kaçanlar arasındaydı. Gıyabında, Ermeni katliamı nedeniyle ölüme mahkum edildi. 1922'de, Berlin'de, Ermeniler tarafından öldürüldü.

Nereden nereye...