Barajın gölgesindeki Öcalan...

HDP, barajı aşarsa; yeni bir anayasa için tayin edici rol oynama şansına sahip olacak. Peki HDP, yüzde 10 barajını aşamazsa nasıl bir tablo ortaya çıkabilir?

22 yıl önce (Nisan 1993), Bekaa vadisinde ilk kez ilan edilen ateşkesin ardından yaptığımız uzun söyleşinin bir bölümünde Abdullah Öcalan'a şöyle bir soru yöneltmiştim: "Diyelim ki Türkiye'de Kürt sorun halledildi. Artık bir savaşçı olarak değil de ülkenize bir politikacı olarak döndünüz... Böyle bir geleceği nasıl görüyorsunuz?" (Oral Çalışlar, Öcalan ve Burkay'la Kürt Sorunu, Pencere yayınları, s.59)

O yıllarda daha çok bir fantezi olarak değerlendirilebilecek bu senaryo; bugün, üzerinde ciddi ciddi konuşulan bir konu haline geldi. Kürt sorunu, artık masada müzakere edilen, çözümü için hükümetin HDP'lilerle ortak açıklama yapabildikleri bir noktada.

KRİTİK KONU BARAJ

Kürt siyasi hareketi; yasal, illegal ve silahlı olmak üzere; değişik ve kendi içinde ayrışabilen boyutlarıyla; çözüm sürecindeki etkinliğini sürdürüyor. Öcalan, "PKK'ye silahları bırakmak üzere Kongreyi topla" diyor. Cemil Bayık, Kandil'den cevap veriyor: "Bırakırız ama çözüm önden gelsin..."

7 Haziran 2015 genel seçimleri, elbette kritik. HDP'nin 'seçimlere parti olarak katılacağını' açıklamasından bu yana, yorumlar giderek zenginleşiyor ve çeşitleniyor.

HDP barajı aşabilir mi, aşamaz mı? Ne olursa aşar? Ne olursa aşamaz?

Yapılan anketlerde, HDP barajın sınırında görünüyor. Yüzde 10'un az üzeri, ya da az aşağısı...

HDP'nin barajı aşması Türkiye'deki siyasi gelişmeleri çok güçlü bir şekilde etkileyecek gibi görünüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkanlık sistemine geçebilmek için 400 milletvekili gerektiğini söylüyor. 367, yeni bir anayasa için yeterli sayı. 367'inin altı ve 330'un üstündeki bant ise, 'Yeni Anayasa'yı halk oylamasına götürme imkanını veriyor.

HDP barajı aşarsa, şu anda 28 olan milletvekili sayısını katlayacak gibi görünüyor. Güneydoğu'da HDP ile yarışan tek parti AK Parti. Yani, 40-50 milletvekili, HDP barajı aştığında AK Parti'ye değil, HDP'ye gelecek. Ya da tersi olacak.

Şu açık: HDP, barajı aşarsa; yeni bir anayasa için tayin edici rol oynama şansına sahip olacak. CHP ve MHP; kırmızı çizgileri nedeniyle, yeni bir anayasaya kolay kolay yol verecek gibi görünmüyorlar. Daha önemlisi şu: AK Parti'nin ısrarla istediği başkanlık sistemine, toptan karşıt bir tutum içindeler. Gerçi, CHP ve MHP 'nin tercihleri hakkında da, kesin ifadeler kullanmak doğru değil. Sonuçta, seçimlerden sonra; her durumda, çok farklı bir ortamda olacağız.

HDP, başkanlık sistemi konusunda reddedici bir tutum içinde olmadığını belirtiyor. "Nasıl bir başkanlık sistemi? Görelim" yaklaşımından söz edilebilir. Şunu da öngörmek zor değil: HDP, barajı aşarsa; "Yeni Türkiye" tartışmalarının, merkezine yerleşecek.

HDP BARAJI AŞAMAZSA...

HDP, yüzde 10 barajını aşamazsa nasıl bir tablo ortaya çıkabilir? Birinci ihtimal; AK Parti, ya tek başına anayasayı yapabilecek çoğunluğu kazanır, ya da anayasayı referanduma götürecek sayıya ulaşır. Bu belki ilk bakışta bir 'çözüm' gibi görünse de, buradan bir sistem krizi de çıkabilir.

Değişim beklentisi yoğun ve genç bir toplumsal bloğun (ki bu blok, sadece Kürtlerden de oluşmuyor), 4 milyon civarındaki oyuyla; aniden meclisin dışında kalması, önceden kestiremeyeceğimiz gelişmeleri beraberinde getirebilir. AK Parti'nin tek başına anayasa yapmaya girişmesi; toplumsal kamplaşmayı, şu an kestirilmesi kolay olmayan boyutlara taşıyabilir.

Kürt siyasi hareketi; şiddetle siyaset arasında, çok değişik ikilemlerle yüz yüze gelebilir. Çözüm süreci, hesap etmediğimiz sorunlarla karşılaşabilir.

Ülkenin hayrına olabilecek senaryo; en azından, AK Parti ile HDP arasında yeni bir anayasa yapabilecek bir matematik ve uzlaşmanın oluşması. Tabii esas isteğimiz şu: Meclis'te yer alması muhtemel dört partinin; önce, anlaştıkları maddeleri, birlikte hazırlamaları. Kalan kısmın da, referanduma sunulması.

Her halükarda; HDP'nin barajı aşabilmesi, bir çok gelişmeyi normalleştirebilir ve ülke siyaseti açısından bir dönüm noktası olabilir... HDP barajı aşarsa; Öcalan'ın durumunun normalleşmesini de, daha sağlıklı bir zeminde, konuşabiliriz.