Başbakan-'Cemaat' çekişmesinde son durum

Erdoğan'dan oluşabilecek boşluğu Gül ve çevresinde şekillenebilecek yeni ekip doldurabilir. Buna cemaat de katılabilir.

Seçimler dönemine girdik, herkes kartlarını yeniden açıyor. Başbakan’ın 20 Kasım’daki atv basın buluşmasında tavrı netti: “Dershaneler kapatılacak.” Gülen cemaatinin yayın organlarında yapılan yayınları da ‘fitne odakları’ şeklinde yorumladı.

Bazı kritik cümleler: “Eğer bu fitne odakları benim cephemdeyse benim arayıp bulmam lazım. Onların tarafındaysa onların bulması lazım, (...) bu konudaki attığımız adım bugünün adımı değil, (...) dönüşümü gerçekleştireceğiz, bunun kararını vermişiz. (...) Muhataplarımız durumundaki kardeşlerimiz bizim karşımıza gelecek olurlarsa ancak bu çerçevede gelebilirler. (...) Meclis’ten biz bu yasayı geçireceğiz. (...) Sektördeki payları yüzde 25 ama bakıyorsunuz sesleri çok daha farklı çıkıyor.”

Cemaatin yayın organlarına ve yazarlarına bakarsak, eskiye oranla daha atak, direkt, cesur ve enerjik bir tavırdan söz edebiliriz. Cemaatin özellikle militan kalemlerinin Başbakan’ın açıklamaları sürerken attıkları tweet’ler, sanki bir savaş ilanı gibiydi.
‘MİT-Polis istihbaratı savaşı’ şeklinde nitelenebilecek savaş da, bazı kalemler tarafından, hâlâ sürdürülüyor. Hükümet, polis istihbaratında tasfiyeler yaptığında, cemaatin yayın organları hemen eleştirel bir tutum içine giriyorlar.

‘Kırılma’nın yakın tarihteki köklerini anlayabilmek için; Hakan Fidan olayının da ötesine uzanarak, 30 Mayıs 2010’da Mavi Marmara gemisine İsrail’in yaptığı saldırı sonrasındaki sürece göz atmak gerekiyor. Wall Street Journal’e demeç veren Gülen, Mavi Marmara organizatörlerinin İsrail’in onayı olmadan hareket etmesini ‘otoriteye başkaldırı’ olarak nitelemiş, daha ölçülü ve uzlaşmacı bir yol önermişti.

Erdoğan sonrasına hazırlık mı?

Yeniden günümüze dönersek... 2014’te cumhurbaşkanı seçilecek. AK Parti tüzüğü gereği, milletvekilliğindeki son döneminde olan Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı’nın en büyük adayı. Olağanüstü bir gelişme olmazsa bugünkü yetkilerle Çankaya’ya çıkabilecek, çıkmaya razı olacak.

Tayyip Erdoğan ve önde gelen AK Partililerin milletvekili ve bakan olmayacak olmaları, siyasetin, insani malzeme açısından, radikal bir dönüşümden geçmesi demek. Şekillenecek yeni ‘kadro’ya dair elimizde detaylı ipuçları yok. Başbakanlık noktasında en güçlü seçenek hâlâ Abdullah Gül. AK Parti içinde bu konuda ikna olmayanlar, istemeyenler bulunuyor olsa da, giderek Gül’ün ismi öne çıkıyor.

Batı’nın yaklaşımı
The Economist’te geçenlerde yer alan dikkat çekici haber-analiz, özetle şu fikri temel alıyordu: ‘Erdoğan gitsin, Gül gelsin...’
Davutoğlu’nun dizayn ettiği (ve Erdoğan tarafından da desteklenen) dış politika, Batı dünyasında, ağırlıklı olarak, ‘İsrail’le köprülerin atılması’ şeklinde bir fotoğraf içinde algılanıyor. Bu noktada, ‘Abdullah Gül’ün daha değişik bir çizgi izlemesinin mümkün olduğu’ yorumları ağırlık kazanıyor. Tabii böyle bir beklenti ile cemaatin ‘İsrail’le uzlaşma’ çizgisinin örtüştüğünü de söylemek mümkün.
Tayyip Erdoğan’dan oluşabilecek boşluğu, Abdullah Gül ve çevresinde şekillenebilecek yeni ekip doldurabilir. Bu ekibin içine cemaat de katılabilir. Batı ve ABD, böyle bir tabloya sıcak bakabilir.

Türkiye’deki laikler de Erdoğan’dan çok, (daha ılımlı bir muhafazakârlığı temsil ettiğini düşündükleri) Gül’e sıcak bakıyorlar. İstanbul Belediye seçimleri bu açıdan bir örnek oluşturabilir. Cemaatle laikler, Sarıgül noktasında, Erdoğan’ı darbelemek amacıyla işbirliği yapabilirler (Hatta bu koalisyona HDP’yi de katabilseler çok mutlu olacak gibi davranıyorlar). Kürtlerin tercihleri de tabloyu değiştirebilecek başka bir potansiyel.

Cemaat hem tablodaki dönüşümü hızlandırmanın hem de pozisyon almanın kararlılığı ve ataklığı içinde...
Sanki hesaplar, Erdoğan’ın ‘şu anki yetkilerle sınırlı bir cumhurbaşkanı’ olarak Çankaya’ya çıkması varsayımı üzerinden yapılıyor.
Eğer Erdoğan son dakikada tüzüğü değiştirip ekibiyle birlikte ‘siyasete devam’ kararı alırsa her şey yeniden şekillenir. Bir başka ihtimal de ‘Erdoğan’a yakın bir AK Partilinin başbakanlığı’...

Hâlâ kilit, Erdoğan’ın tercihlerinde düğümlenecek gibi görünüyor.