Belge ya gerçekse sayın Baykal?

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal hakkında bir şeyler söylemeye kalktığımda biraz duraksıyorum. İşin doğrusu onun hakkında iyi şeyler kaleme almak istiyorum.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal hakkında bir şeyler söylemeye kalktığımda biraz duraksıyorum. İşin doğrusu onun hakkında iyi şeyler kaleme almak istiyorum. Çünkü CHP’nin demokrasi talebinin yanında saf tutmasının önemli olduğuna inanıyorum.
Baykal’ın ‘AKP’yi ve Fethullah Gülen’i bitirme planı’ olarak bilinen belgeler konusunda ne diyeceğini bu nedenle merak ediyordum. ‘Belge sahte de olabilir, gerçek de’ dedikten sonra, belgenin sahteliği üzerinde ısrarla durduğunu gördüm. Şunu bile söyledi: “Ergenekon’daki birçok belgenin bu şekilde olduğunu biliyoruz .”
Baykal’a göre Türkiye sürekli sahte belgelerin ortalığa saçıldığı bir ülke.
Baykal, belgenin aydınlığa kavuşturulması gerektiğine vurgu yaptıktan sonra şu değerlendirmede bulunuyor: “Genelkurmay Başkanı kendisine yakışan açıklamayı yaptı. Askeri Savcılığın açıklamasını da gördük. Derhal gereği yapılmalı, herkes sorumluluğunu değerlendirmelidir. TSK gereğini yapar, kuşkumuz yok.”
Bu noktaya kadar belge ortaya çıkarılmalı diyen Baykal konuşmasını şu değerlendirmeyle bitiriyor:
“Sahte olduğu ortaya çıkarsa Türkiye’de her şeyin değişikliğinin zorunluluğu ortaya çıkar. Rotanın temelden sorgulanması ihtiyacı çıkar. Türkiye üzerine oynanan oyun ortaya çıkacaktır. Bir dönüm noktasının eşiğindeyiz. Derhal konu aydınlatılmalıdır, bir gün bile geçmemelidir.”
***
Baykal’ın değerlendirmesinden sonra insan ister istemez şu soruyu soruyor: Belgenin sahte çıkması mı, yoksa gerçek çıkması mı daha vahimdir? Baykal’a göre sahte çıkması halinde ‘rota temelden sorgulanmalı’dır, bu nedenle ‘bir dönüm noktasının eşiğindeyiz.’
Peki belge ya gerçekse? Belgenin bu yönü CHP liderini ne kadar ilgilendiriyor? Tükiye bu tür gerçek belgeler görmedi mi? Ergenekon davası Baykal’ın iddia ettiği gibi sahte belgelerin çoğunlukta olduğu bir dava olarak mı yürüyor? Yakın tarihimizde üç buçuk askeri darbe yaşamadık mı? Bu darbeler sahte darbeler miydi? Özden Örnek’in günlükleri sahte mi? Belgeleri bırakalım yer altından tonlarca silah çıkmıyor mu? Bunlar da mı sahte?
Belgenin sahte çıkması tabii önemlidir. Ancak tersi daha vahim değil midir? Çünkü gerçek olması demek ordu içinde bunca gelişmeye, açılan davaya rağmen askeri cuntalar varlıklarını sürdürüyor demektir?
Bu gerçeğin ortaya çıkması bir dönüm noktası sayılamaz da, yalnızca sahte çıkması mı dönüm noktası sayılır?
***
Baykal’ın konuşmasının kritik noktası, demokrasi duyarlığından çok, Ergenekon davasında da ortaya çıkan ‘darbecilik’ faaliyetine çok ‘ılımlı’ yaklaşmasıdır. Darbecilikten yargılananlara acaba kendisi neden bu kadar sıcak yaklaşıyor?
Tutun ki belge sahte çıktı... Yasadışı eylemlerde bulunan, darbe yapmak isteyen, demokrasiden hoşlanmayan, seçim sonuçlarını halkın rasyonel davranmaması olarak gören kesimler bu ülkede etkilerini ve varlıklarını sürdürmüyorlar mı?
Bu davalar, bu belgeler hayal mahsülü de, Türkiye bir demokrasi cenneti mi?
***
Burada herkesin yapması gereken, artık darbelerin ve darbecilerin meşru olmadığı noktasında tereddütsüz bir mutabakat içinde olmaktır.
Genelkurmay Başkanlığı’nın son dönemde ‘darbecileri içimizde barındırmayız’ açıklamaları kayda değer bir gelişmedir. Ancak ordu içinde ‘darbe heveslileri’nin olduğu, siviller içinde ‘darbeseverler’ olduğu gerçeğini de akılda tutmalıyız.
Baykal’a tekrar dönerek soruyorum: Ya bu belge gerçekse, o zaman ne yapılması gerekecektir? Seçilmiş bir parlamentoya karşı yasadışı tezgâh kurmak isteyenler gün ışığına çıkarsa Baykal ne yapılmasını isteyecektir?
Böyle bir ihtimal, kuvvetli bir ihtimal değil midir?
Türkiye, bir demokratikleşme sınavından geçiyor. Baykal ise, ‘sahte belgeler’ peşinde, asıl vuruşunu oradan yapmak istiyor. Tıpkı Ergenekon davasında olduğu gibi.
Türkiye ise darseverlere rağmen darbecileri darbeleyerek, darbelerden uzaklaşıyor.