'Bu işi yılbaşına kadar bitirebilir' miyiz?

'Kürt sorunu, yılbaşına kadar çözülür mü?' diye soruyor TV'deki bir gazeteci meslektaşım. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki gece gazetecilerle yaptığı sohbet sırasında, 'Yılbaşından önce bu işi bitirmeliyiz' sözleri üzerine böyle bir soru gündeme geldi.

‘Kürt sorunu, yılbaşına kadar çözülür mü?’ diye soruyor TV’deki bir gazeteci meslektaşım. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gece gazetecilerle yaptığı sohbet sırasında, ‘Yılbaşından önce bu işi bitirmeliyiz’ sözleri üzerine böyle bir soru gündeme geldi.
Tabii Başbakan’ın ‘bitirmeliyiz’den neyi kastettiğini tam olarak bilmem mümkün değil. Peki bu sorun, gerçekten yılbaşından önce biter mi? Tabii ki bitmez, ben Başbakan’ın da ‘sorunu bitirmeliyiz’ demediğini, ‘işi bitirmeliyiz’ dediğini hatırlatmak isterim.
İş nedir? İş bugün için Kürt sorununu silahtan arındırmaktır. Bunu söyleyince de, ‘TSK’yı silahsızlandırmak istiyorsunuz’ diyerek harekete geçiyorlar. Burada amaç, PKK’nın dağdan indirilmesi ve silahlı direnişin, bazılarına göre ‘terör’ün sonlandırılmasıdır.
PKK’nın dağdan indirilmesi demek, Kürt sorununun silah ve şiddeten arındırılması yani normalleşmesi demek. Şimdi Türkiye’nin önündeki asıl mesele bu.
Bu nedenle Öcalan’ın ne diyeceği önem kazanıyor. Öcalan, bazı şiddet yanlısı milliyetçi odakların istediği gibi ‘savaşa devam’ derse, o zaman yeni bir durumla karşı karşıya kalacağız demektir.
Ancak, şimdiye kadar ki mesajlardan, açıklamalardan anladığımız kadarıyla Öcalan, PKK’nın dağdan indirilmesi konusunda bir yol haritası çizecek. Daha önce dağa çıkardığı güçlerin dağdan nasıl ineceğinin zamanlamasını kendisi planlamış olacak.
PKK’nın dağdan indirilmesi tabii ki, dağdakilerin geleceğini de netleştirmeyi gerektiriyor. AK Partili Dengir Mir Mehmet Fırat’ın bu konuda söyledikleri dikkat çekiciydi. Fırat, Türkiye tarafından daha önce iadesi istenen örgütün önde gelen 200 ismi dışındakilerin evlerine dönebileceklerini ve normal hayata katılabileceklerini ifade etti.  
İçişleri Bakanı’nın da katıldığı Polis Akademesi’ndeki toplantıda bir meslektaşımız, PKK’lıların da siyasete katılma haklarının sağlanmasından söz etmişti. Bu vurguyu yaparken,  onlara böyle bir hak verilmesinin, dağdan indirme noktasında önem kazanabileceğini belirtmişti.
Cezaevlerinde de yine bu sorunun parçası olarak binlerce tutuklu ve mahkûm bulunuyor. Onların geleceğinin de yeniden gündeme gelmesi söz konusu.
Bunlar önümüzdeki günlerde tartışılacak konular.
Abdullah Öcalan’ın durum ve geleceği de zaman içinde tartışılacaktır. En azından bugünkü aşırı tecrit durumu, temel insan hakları açısından aykırılık ifade ediyor. Türkiye’nin kendi ceza hukuku açısından bile açıklanması mümkün olmayan bu durumun normal
infaz koşullarına dönüştürülmesi gerekiyor.
***
PKK’nın dağdan indirilmesi, silahların bir daha patlamamak üzere susturulması bugünün asıl konusudur. Silahların susması Kürt sorununun çözümü anlamına gelmiyor. Sorunun normalleşmesi, demokratik sistem içine alınması anlamına geliyor.
İrlanda, İspanya örneğinde görüldüğü gibi, sorun normalleşse bile çözümü çok uzun yılları alabiliyor. İrlanda ve İspanya’da mesele normal bir mecraya çekildi. Şiddet asgariye indi, yasal demokratik haklar büyük ölçüde hayata geçirildi.
Tartışma bitti mi, tabii ki bitmedi. Aynı şeyler Türkiye açısından da yaşanacak. Silahların susturulması başarılsa, demokratik hak ve özgürlükler evrensel demokratik ölçülere çıkarılsa da, bu tartışma bitmeyecektir, ancak normal koşullara çekilecektir.
Demokratik bir Türkiye’de bu konu daha sağlıklı bir şekilde tartışılır. Kürtler o zaman kendi farklılıkları ve çeşitlilikleri içinde siyaset sahnesinde yerlerini alacaklar, taleplerini dile getireceklerdir.
O zaman, şiddeti savunmayan her türlü değişik görüş, birlikten ayırlığa, federasyondan özerkliğe kadar her şey tartışılabilecektir. Milliyetçiliğin, ayrılıkçılığın bir güç olarak yaşaması her koşulda mümkündür. Önemli olan bunların söyleyeceklerinin şiddetten arındırılmış ortamda yapılabilmesidir.
***
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Bu işi yılbaşına kadar bitiririz” derken kastettiğinin sorunun silahlardan arındırılması konusunda atılacak önemli adımlar olduğunu düşünüyorum. Tabii, bu dönemin de kolay geçmeyeceği belli. Bu sorundan beslenenler, gelişmenin önünü kesebilmek amacıyla değişik yollara başvurabilirler.
Bu çabalar, Kürt tarafındaki şahinleri de, Türk milliyetçiliğinin fanatik kesimlerini de kapsayacak bir şekilde olabilir. Bu tür engellere hazırlıklı olmakta yarar var.
Çok değişik bir dönemden geçtiğimiz, Kürt sorununun normalleşmesi açısından ciddi bir noktaya geldiğimiz artık cümle alemin malumu.