Çatışmasızlık açıklaması ve çözüm sürecine özlem

Çatışmaları bitirebilmek ve yeniden diyalog masasına dönebilmek adına ne yapılabilir?

Gencecik insanlarımızı yitirmeye devam ediyoruz. 15 Ekim'den itibaren "çatışmasızlık" sürecini başlattığını ilan eden PKK'nın saldırıları, aralıksız devam ediyor. PKK saldırılara gerekçe olarak "devlet çağrımıza karşılık vermedi, operasyonları sürdürüyor" yaklaşımında gibi görünüyor.

Devlet yetkilileri, PKK'nın açıklamasının 'bir oyun olduğunu' söylüyorlar. Köşeye sıkıştığını, zor durumda kaldığını, nefes almak, toparlanmak amacıyla ateşkes istediğini ifade ediyorlar.

Hükümet; örgütün Türkiye'ye yönelik silahlı saldırılara kalıcı olarak son verdiğini açıklamasını, silahlı güçlerini Türkiye toprakları dışına çekeceğini inandırıcı bir takvimle ilan etmesini istiyor…

Sonuç olarak, bulunduğumuz nokta şöyle tanımlanabilir: Hükümet, PKK'nın açıklamasını tatmin edici bulmadı. PKK da "çatışmasızlık" halini uygulamaya koymadı…

PKK, yollara döşediği mayınları patlatıyor, karakollara saldırıyor. "Özyönetim" girişimleri ile pek çok ili yaşanmaz hale getiriyor. Devletin operasyonları da hız kesmeden sürüyor.

Dün Diyarbakır'da aralarında HDP yöneticilerinin de bulunduğu bir grup sivil toplum kuruluşu temsilcisi, ortak bir açıklama yaptı. Devletin, PKK'nın çatışmasızlık çağrısına karşılık vermesini istediler. PKK'ya yönelik operasyonların durdurulması talebinde bulundular. Çözüm sürecine yeniden dönülmesinin ve masaya oturulmasının gerekliliğine işaret ettiler.

DEVLET NE YAPMALI? 

Aralarında bir yarbayın da yer aldığı dört asker, dün Dağlıca'da PKK ile çatışmada şehit oldu. Ardından Tunceli'de, PKK, yola döşediği mayınları patlatarak, iki askerin daha ölümüne yol açtı.

Bölge halkı, iş insanları ve STK'lar çaresizlik içinde. PKK'ya bir süredir " şartsız ateşkes" çağrısında bulunuyorlar… Şöyle bir saptama yapmak mümkün: PKK, çatışmasızlığı şartsız ilan etmedi, "üzerimize gelinmezse" şeklinde bir şerh koydu.

PKK ATEŞKESE SİLAHLA GİDİYOR

Geçmiş ateşkes deneyimlerinden yola çıkarak, ‘çözüm sürecinde PKK'nın silah yığınağı yaptığı’ saptamasını da dikkate alan devletin pozisyonu şöyle tanımlanabilir: “Kalıcı bir sonuca ulaşılabilmesi ve masa başına dönmenin tekrar gündeme gelebilmesi için, PKK silahları toptan susturacağını açıklamalı.”

Peki şimdi ne olacak? Çatışma ortamı böyle sürüp gidecek mi? Yaşananların, bölge halkına, devlete, PKK'ya maliyetinin giderek yükseldiğini görüyoruz. Tüm taraflar zarar görüyor.

Çatışmaları bitirebilmek ve yeniden diyalog masasına dönebilmek adına ne yapılabilir? Başka ülkelerdeki deneyimlerinden şunu biliyoruz: Çatışmaların en yoğun olduğu dönemlerde bile, taraflar arasındaki ilişki belli düzeylerde sürdürülüyor. Tarafları gerektiğinde masaya çağırabilecek düzeyde bir bağlantı, her şart altında korunuyor.

Bizim durumumuz ne? Hiçbir bağlantı yok mu? Hükümet yetkililerin yaptığı açıklamalara bakarsak diyalog yolu şu an kapalı görünüyor. Öcalan'la görüşmeler de tamamen dondurulmuş durumda.

Devletin PKK'dan "çatışmasızlık" konusunda daha inandırıcı bir tutum beklediği söylenebilir. Ne olursa olsun, "çatışmasızlık" açıklaması da bir uzlaşma ve barış adımı. Bunu hükümet değerlendirebilir mi veya nasıl değerlendirebilir? Sakin bir ortam oluşur, önümüzdeki haftalarda şehit cenazeleri gelmezse, daha makul bir zemine geçmenin psikolojisi ortaya çıkabilir mi?

ANA MUHALEFET DESTEK VERSE... 

Seçimlere 14 gün kala, iktidarın "tamam, ben de operasyonları durduruyorum" demesini beklemek, ne kadar mümkün?

Şehit cenazelerini de düşündüğümüzde, böyle bir ihtimal çok uzak görünebilir.

Peki ana muhalefet partisi ile birlikte hareket edilebilse, kanı durduracak bir yaklaşım geliştirilemez mi? Yeni bir zemin yaratılamaz mı? Devlet farklı bir psikoloji içine giremez mi? Başka ülkelerdeki deneyimleri de düşünelim… Ateşkesler, kalıcı barışlar, böyle çatışmalı ortamların göbeğinde kararlaştırılmıyor mu?