Cemevi ve Ruhban Okulu da olsaydı...

Paket, Türkiye'nin demokratikleşme yolculuğunu olumlu yönde teşvik edecek değişiklikleri içeriyor.

Başbakan reform paketini açıklarken şöyle bir değerlendirmede bulundu: “Türkiye’de millet siyasetin önünde ilerlemiştir. Milletimiz her yeniliğe ayak uydurmuş, devleti ve siyaseti dönüştüren de milletin kendisi olmuştur.” Kendi deneyimlerimle de gördüm ki, halk, bu ülkede, siyasetçiden hep ileride gitti. Atılan demokratik adımları desteklemekte, yenilikleri kavramakta kolay kolay tereddüt etmedi.
Paketteki eksiklere bakarken “Şunlar yapılsaydı halk onları da desteklerdi” dediğim konular oldu. Örneğin cemevlerine yasal statü verilmesine bence halktan büyük bir itiraz gelmezdi... ‘Andımızın kaldırılması’ gibi, bir kesimin tepki gösterme riski yüksek olan bir adımda cesaretli davranan Başbakan, Ruhban Okulu konusunda da aynı ataklığı göstermeliydi.
Paket, bu haliyle, Türkiye’nin demokratikleşme yolculuğunu olumlu yönde teşvik edecek değişiklikleri içeriyor. Açıklanan hedeflerin yasalaşması, uygulanabilir hale gelmesi ve zihniyetin değişebilmesi için sahiplenici bir yaklaşımın ağır basmasına ihtiyaç var.
BDP pakete eksiklikleri nedeniyle eleştiriler yöneltirken, özellikle ‘Kürtçe eğitimin sınırlı olarak kabul edilmesi’ ve ‘Terörle Mücadele Kanunu’nda şiddetle düşünce arasında sınır gözetmeyen maddelerin değiştirilmemesi’ üzerinde duruyor.
‘Seçim barajının yüzde 5’e düşürülebileceği’nin pakette yer alması, bir kırılma, bir ‘yeni başlangıç’ olarak değerlendirilebilir. Tüm tartışmalı noktalara rağmen, bu maddeyi önemsemekten yanayım. Hazine yardımı için alt sınırın yüzde 7’den yüzde 3’e indirilmesi de aynı paralelde ele alınabilecek bir değişiklik... Bunlar, her şeye rağmen ciddiye alınması gereken, ayrıca kısa vadede özellikle Kürtleri sevindirebilecek değişiklikler.
Alevilere gelince: Onlar için şimdilik sadre şifa bir şey yok. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ayrı bir Alevi paketi hazırlandığından söz etti. Burada “Neden bunca zamandır cemevleri konusunda bir adım atılamıyor?” sorusunu sorma ihtiyacı hissediyorum. Gerçekten de, neden cemevleri ibadethane statüsüne çıkarılamıyor?
Bazı ‘İslamcı’ çevrelere göre, Müslümanların bir ibadethanesi var, o da cami. Dini kurumlar, din adamları, kendi açılarından yorumlar yapabilirler; siyaset ise meseleye, inançlar dışında/üstünde yaklaşabilmekle yükümlüdür. Aleviler haklı olarak hâlâ bu meselenin çözülmemiş olmasından şikâyetçi. Kendilerini paket tarafından dışlanmış hissetmeleri kaçınılmaz görünüyor.
Bir başka ‘kendisini dışlanmış hissetmesi muhtemel’ kesim, Rum Ortodoks cemaati. Bir süre önce Heybeliada Ruhban Okulu müdürüyle konuşmuştum, okulun eğitime açılacağı umudu ve beklentisi içindeydi. 12 Mart 1971 askeri darbesi döneminden kalma bir yasak yüzünden okulun eğitimi durmuş, Ortodoks yurttaşlarımızın din adamı yetiştirme imkânları ellerinden alınmıştı.
Bu konuya yönelik değişiklik beklentileri vardı. Olmadı. Umarız 40 yılı aşkın bir süredir sürüncemede bırakılan ve bir eğitim kurumunun yok olma tehlikesine yol açan yasal durum, önümüzdeki dönemde aşılır.
Paketin şimdilik en çok dikkat çeken boyutunu ‘Andımız’ın kaldırılması oluşturuyor... Tam anlamıyla milliyetçi ve militarist bir beyin yıkama yemini olan ‘Andımız’ tarihe karışıyor. 80 yıllık bir bağırma dönemi sona eriyor.
Pakette yer alması gereken bazı konuları görememek elbette üzüntü verici... Daha ileriye doğru bir yolculuk için; özellikle ‘Kürtçe eğitim’, ‘cemevleri’ gibi konularda devletin damarlarına sinmiş ‘tekçi’ anlayışın daha yoğun bir şekilde temizlenmesi gerekiyor.
Hayırlı olsun...