'CHP çökecek... Binnaz sen de örtün!'

Kamer Genç, Binnaz Toprak'a 'örtün' diye tepki gösterirken Toprak da ona, 'Sen örtün' karşılığını veriyor... Laik kesimdeki ayrışma derinleşiyor.

İstanbul Milletvekili Profesör Dr. Binnaz Toprak, CHP Meclis grup toplantısında ciddi bir itirazda bulundu; bazı kadın milletvekillerinin başörtüsüyle Meclis’e girmelerinin engellenmesi isteğine karşı çıktı. Toprak, bu düşünceyi yıllardır savunuyor. Parti toplantılarında da bu görüşlerini dile getirdiğini biliyoruz.

Binnaz Toprak’ın başörtüsü eleştirisine, en sert tepki, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’ten geldi. Genç, “Sen de başını ört” dedi
Grup toplantısında, en dikkat çekici konuşmalardan birisi Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ınkiydi. Yılmaz, CHP’nin bu kadınlara dur demezse çökeceğini iddia ediyor: “AKP gittikçe puan kaybediyor. Bu nedenle can simidi olarak buna sarılıyor. (...) Bugün de oy kaybederiz diye tavır almazsak asıl o zaman oy kaybederiz. Biz kendi tabanımızın tavrını görmezsek CHP çöker. Tarihi bir süreç yaşıyoruz. Sert bir şekilde tavır almalıyız. Net bir tavır almalıyız.”

Bir diğer dikkat çekici konuşma, Eskişehir Milletvekili Profesör Dr. Süheyl Batum’dan geldi. ‘Din tüccarlığı’ yapıldığını savunan Batum, “CHP görmezden gelemez. Yumuşak karşılayamaz. Bu konudaki konuşma Genel Başkan tarafından yapılmalı. TBMM’nin cumhuriyete meydan okuma yeri olmadığı vurgulanmalı. (…)Konu oy meselesi değildir” diye konuştu.
CHP’nin başörtüsü üzerinden yeniden bir yol ayrımına yaklaştığını söyleyebilir miyiz?
Şu bir gerçek: Bugüne kadarki ‘CHP siyaset kodları’nın esası; Türkiye’nin ‘şeriat rejimi teşebbüsleri’ne karşı savunulması üzerine kurulu. AK Parti iktidarıyla birlikte, ‘cumhuriyet’in adım adım bir din devletine dönüştürülmek istendiği düşüncesi, CHP (ve CHP seçmeni) içinde, giderek daha da yoğunluk kazandı, kazanıyor...
Zaman zaman, hükümetin de kışkırtıcı bir rol oynayabildiği bir gerçek: Hükümet sözcülerinin ve bazı din adamlarının konuşmaları, ‘alarmda olan’ kesimleri ajite edebiliyor.

Kadın üzerinden erkek siyaseti
Bütün bunlar bir yana, Türkiye’nin laiklik ve demokrasi tartışmalarının nesnesinin hâlâ kadın olması, üzücü ve can acıtıcı. ‘Şeriat rejimi’nin başörtüsüyle, türbanla geleceği, gelebileceği korkusu ya da umacısı; ‘tehlikeyi kadın üzerinden formüle etmek’ten vazgeçmiyor.
Ülkemizin kadınlarının yarıdan fazlasının başını örttüğünü biliyoruz. Binnaz Toprak ve Ali Çarkoğlu’nun 2000 yılında TESEV için yaptıkları araştırma, örtülü kadınların oranının yüzde 70’ler civarında olduğunu ortaya koymuştu.
Madalyonun öteki yüzünde şunu görüyoruz: Fanatik dindar kesimlerin erkekleri de kadınların sokağa çıkmasını, toplumsal hayata karışmasını, ön planda olmasını olumlu karşılamıyor. Bu konuda, sürekli kitaplar yazıyor, telkinlerde bulunuyorlar. Taliban rejimi, sokağa çıkan kadınları tehdit etmeyi sürdürüyor. ‘Şeriatı temel aldığını’ iddia eden birçok rejimde, kadınlara yönelik kısıtlamalar sürüyor.
Bir toplumun gelişmişliğinin, sağlıklı bir şekilde ilerlemesinin en dikkate alınabilecek ölçütlerinden birisi; kadının sokaktaki ve gündelik hayattaki yeridir. Kadının eve kapatıldığı rejimlerin geriliğin de sembolü olduğunu kimse yadsıyamaz.
Kendisini modern, laik, Batılı diye tanımlayan kesimlerin örtülü kadınlara yönelik bu öfkesi; tepkisi, ne yazık ki, ‘kadınların daha fazla eve kapatılması’ düşüncesine güç veriyor. Kadınlar inançları gereği örtünmekle birlikte, toplumsal hayatın içinde yer almak, okumak, çalışmak istiyorlar. “Sen önce açıl gel, sonra aramıza karışabilirsin” yaklaşımı, kadının önünü kapatıyor.
İslami kesimde de kadınların (başörtülü veya değil) ortalığa çıkmasına, çalışmasına karşı geniş bir eğilim bulunuyor. Bu eğilimin, kendisini ‘modern’ diye tanımlayanlarla aynı noktada buluşması, son derece dramatik.
Kamer Genç, Binnaz Toprak’a “örtün” diye tepki gösterirken Toprak da ona, “Sen örtün” karşılığını veriyor… Laik kesim içindeki ayrışma derinleşiyor.
Şu bir gerçek: CHP’nin sorunu, statüko ve değişim korkusuyla örtünmüş olması… O örtülerin atılması için çabalasalar, ülkeye daha büyük bir hizmet yapacaklar.