CHP-Saadet Partisi: Yarım kalmış bir ittifak öyküsü

Tarih, 9 Mart 2915. Yer, Ankara'daki Palet Pastanesi. CHP-MSP ortaklığından beri tam 41 yıl sonra CHP ve Saadet Partililer yine aynı masada. Peki seçimin en büyük sürprizi olabilecek bir ittifak neden gerçekleşmedi? Size hikayeyi birinci ağızdan aktarayım...

Ankara'dayım. Seçim öncesindeki değişik ittifak çabalarına ilişkin ilginç detaylar öğreniyorum. Bunlar arasında en dikkat çekici olan, CHP ile Saadet Partisi arasında gelişen bir ittifak çabasının öyküsü. Neredeyse gerçekleşmenin sınırına geldiği söylenen, bu Ankara macerasının gelişimini, birinci elden dinledim ve sizlerle paylaşmak istedim.

9 Mart sabahı, Ankara Oranşehir'deki Palet Pastanesi… Masada oturan isimler, sırasıyla: CHP'nin Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, CHP Ankara milletvekili İzzet Çetin, Milli Görüş hareketinin efsane isimlerinden eski MSP'li bakan Fehim Adak, Saadet Partisi Seçimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez. On gün önce başlayan ittifak ve liste konusunu, bir olumlu sonuca bağlamak üzereler.

Fehim Adak, “1974’te kurulan CHP-MSP koalisyonu”nun da, kilit isimlerindendi. Bülent Ecevit hükümetinde, Ticaret Bakanı'ydı.

İşte, 41 yıllık aradan sonra, onun inisiyatifiyle hayata geçirilmek istenen bir yeni arayış…  

Pastanede buluşanlar, “CHP listelerinden Saadet Partisi adına girecek isimleri ve yerlerini” konuşurken; Necmettin Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan'a da ulaşılıyor, onun da ittifaka katılımı için onay alınıyor. SP'lilerin nerede, ne kadar milletvekiliyle listede yer alacaklarının pazarlığı da bir yandan sürüyor...

Her şey, 1 Mart 2015 tarihinde, Fehim Adak'ın evinde başlamış. Adak, Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak'ı evine davet ederek, bir durum değerlendirmesi yapmış, CHP'yle seçim ittifakı yapılmasını önermişti. Bunun üzerine CHP'ye öneri götürmeye karar verilmiş. Kamalak, hareketin etkili isimlerinden Oğuzhan Asıltürk'ün de onayını almış.

Böyle bir görüşmeyi kimin üzerinden yapacaklarını konuşup, CHP'li bir milletvekilini aramışlar. O da, konuyu, Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na danışmış. Genel Başkan’dan olumlu sinyaller gelince, görüşmeler başlamış.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'la, SP'den Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez, görüşmeleri başlatıyorlar. SP'liler, CHP'den, “seçilebilecek yerden 20 kontenjan” istiyorlar. Buna, Fatih Erbakan'ın istediği 6 kontenjan da dahil. CHP, uzun pazarlıkların sonunda, “seçilebilecek yerlerden 8, seçilme ihtimali olan yerlerden 2 sandalye verebileceğini” ifade ediyor.

20-25 Mart günlerine kadar, görüşmeler gayet olumlu gidiyor. Ancak, o andan itibaren, SP tarafından, işler aksamaya başlıyor. Genel başkan yardımcılarından Mehmet Karaman, "Ben bu işbirliğine karımı bile ikna edemem, oy vermez" diyerek itiraz ediyor. Tabandan tepki geleceğini söylüyor. Bunun yanısıra, büyük  olasılıkla, “kimlerin listelere girebileceği meselesi” de, alttan alta, bir sorun haline dönüşüyor.

30 Mart'a gelindiğinde; SP tarafı, işin olmayacağını söyleyerek, süreçten çekiliyor. Bana bu öyküyü anlatanlar, “o sırada SP ile MHP ve BBP arasında da bir pazarlığın sürdüğünü” ifade ettiler. MHP'nin, “SP'nin CHP ile ittifakını bozabilmek amacıyla kapıyı açık tuttuğunu” belirttiler.

Sonunda, MHP de SP’ye kapıyı kapatınca, SP yalnız kalıyor. Bunun üzerine, “ortada kalan” iki parti, yani SP ile BBP, ittifak yapıyorlar. Böylece, “seçim dengelerini ciddi biçimde etkileyebilecek” bir ittifak ihtimali, suya düşmüş oluyor. Aktaranlar, bu sonuçtan, SP'lilerin şimdi çok pişman olduğunu da, belirtiyorlar.

Saadet Partisi, yerel seçimlerde, il genel meclisi temelinde, bir milyon 270 bin oy almıştı. Yüzde 2'yi aşan bu oy oranı; ittifak gerçekleşseydi, 7 Haziran seçimleri üzerinde tayin edici etkilerde bulunabilirdi.

Gerçekleşmemiş bir siyasi ittifak öyküsü... Peki gerçekleşebilir miydi?