Çocukları savaşa mı uğurlasaydık!

Türbe işgal edilseydi, Türkiye o bölgeye askeri operasyon yapmak durumuna düşseydi, daha mı iyi olurdu? Çatışmanın içine çekilsek, çocuklarımız savaş meydanlarına uğurlansa, bundan ne kazancımız olabilirdi?

Çatışma ve savaşın karşısındayım. Hiçbir şey, barışın korunmasından daha değerli değildir. Ortadoğu'daki büyük kaosun içine çekilmiş bir Türkiye, 'hepimizin felaketi' ile eşanlamlıdır...

1 Mart 2003'te, ABD askerlerinin Irak'a müdahale için Türkiye'de konuşlanmasını sağlamaya yönelik "TBMM Tezkeresi"ne açık ve net bir şekilde karşı çıkanlar içinde yer aldım. "Tezkere"nin reddi sayesinde; Türkiye, büyük ölçüde, savaşın ve çatışmanın dışında kalmıştı.

BUGÜNE GELİRSEK...

Şimdiki değerlendirmeme gelirsem: Bazı AK Partili'lerin Suriye ile kriz çıktığında yaptıkları "Şam'da Emevi Camii'nde namaz kılacağız" açıklamalarına da; milliyetçi duygulara seslenerek "Türkiye, vatan toprağını terk etti" diyenlere de; demokrat ve liberal söylemi altında 1 Mart 2003 Tezkeresi'ni savunarak, Irak işgalinin ve savaşın tarafı olmayı savunabilmiş anlayışa da; aynı oranda karşı olduğumu ifade edebilirim.

Bölgede savaş ve çatışmanın içine çekilmeye meraklı olanların, Kürtlerle yapılacak barıştan da hoşlanmadıkları aşikar. Adeta 'her yerde çatışma olsun' psikolojisiyle yaşayan bir 'tribün'den söz edilebilir.

Karşı çıkışlarda, "Erdoğan bir batağa saplansa da ondan kurtulsak" hesapları kadar, 'meseleleri askeri güçle çözmeye meraklı ABD siyasetlerine paralel davranma alışkanlığı'nın rolü de yabana atılamaz.

MURAT KARAYILAN

KCK yöneticilerinden Murat Karayılan; gazetecilere, Süleyman Şah Türbesi'nin nakliyle ilgili ilginç detaylardan söz etti. Söylediklerinden yola çıkarsak: Türkiye, Türbe'nin ve oradaki birliğin çatışmasız bir şekilde sınıra çekilmesi amacıyla PYD ile işbirliği yapmış, IŞİD de geri çekilerek askerlere müdahalede bulunmamış. ANF'den Deniz Kendal'a konuşan Karayılan, özetle şu değerlendirmede bulunuyor: “...Açık ki Musul’da DAİŞ (IŞİD) tarafından alıkonulan konsolosluk mensuplarının kurtarılmasına benzer bir yöntemle buradaki askerler getirilmişlerdir (...)Türk devlet yetkilileri, bu operasyonla ilgili olarak Kobanê Kanton yöneticileri, YPG temsilcileri ve PYD Eşbaşkanlığı ile 5 kez görüşme yapmışlar ve Süleyman Şah’taki askerlerin kurtarılması operasyonu için kendilerinden izin ve destek istemişlerdir. Bence bu durum her iki taraf için de yararlı olabilir. Eğer ilişkilenmek ve dostluk geliştirmek isterlerse, bu, iyi bir başlangıca vesile olabilir.

(...)Açık yoldan hareket etmek suretiyle, doğrudan Süleyman Şah Karakolu’na gidiliyor. Bu gidiş esnasında yol üstünde bulunan DAİŞ güçleri kendilerini geri çekerek askerlere herhangi bir müdahalede bulunmuyorlar. (...)Yani buradaki askerlerin ve türbenin alınması için DAİŞ’le gerekli temas ve diyaloglar yapılmıştır. Yoksa bir savaş cephesinde askerlerin çatışmasız bir şekilde gidip, saatlerce orada uğraşıp o askerleri ve türbeyi getirmeleri mümkün değildir. (...)Burada daha çok ilişkinin ve diplomasinin iyi kullanılmasından bahsetmek mümkündür.”

Karayılan'ın anlattıkları da; türbenin yerinin değiştirilmesi için, ‘diplomatik yanı ağır basan bir askeri operasyon‘ gerçekleştiğini gösteriyor.

DİPLOMASİ

Diyelim ki, bazı siyasetçiler; geçmişte, bugünküne ters yönde değerlendirmelerde bulundular. Öyle bile olsa; çatışmasız bir şekilde, türbeyi ve askerleri, çatışmanın en yoğun yaşandığı bir bölgeden çekip almak, iyi bir durum.

Türbe işgal edilseydi, Türkiye o bölgeye askeri operasyon yapmak durumuna düşseydi, daha mı iyi olurdu? Çatışmanın içine çekilsek, çocuklarımız savaş meydanlarına uğurlansa, bundan ne kazancımız olabilirdi?

Hükümeti eleştirmek için onlarca gerekçe bulunabilir, bu gerekçelerin birçoğu mantıklı olabilir. AK Parti'nin söylem ve eylemleri arasındaki tutarsızlıklar üzerinden çeşitli analizler yapılabilir. "Türkiye toprağı elden gitti" söylemi ise, içi boş bir milliyetçilikten öteye gitmiyor.