Deniz Baykal hepimizi şaşırtsa

ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama'nın Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklemesi, bazı Avrupalı liderler tarafından tepkiyle karşılandı. "Onu ilgilendirmez" dediler. Obama da "Ben Türkiye'nin AB üyesi olmasını her bakımdan yararlı görüyorum. Bu da benim fikrim. Fikrimi söylemeyecek miyim?" şeklinde bir karşılık verdi.

ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklemesi, bazı Avrupalı liderler tarafından tepkiyle karşılandı. “Onu ilgilendirmez” dediler. Obama da “Ben Türkiye’nin AB üyesi olmasını her bakımdan yararlı görüyorum. Bu da benim fikrim. Fikrimi söylemeyecek miyim?” şeklinde bir karşılık verdi.
Türkiye’nin AB üyeliğinin başarıyla yürümesinin temel koşulu demokratik reformlardır. Demokratik yeni bir anayasal düzen kurulmasıdır. 12 Eylülcü sistemin toptan değiştirilmesidir. Başbakan Tayyip Erdoğan seçimlerden sonra anayasa değişikliğine hazırlandıklarını söylemişti.
Artık seçimler bitti. Şimdi, Türkiye’nin AB yolculuğunu hızlandıracak reformlara girişilmesinin zamanı geldi. Hükümet kanadından ne gibi sesler çıkacak bilmiyoruz. Gözlerini yeniden muhalefete dikecekleri bir döneme mi giriyoruz? ‘Onlar
yüzünden yapamadık’ mı diyecekler?
***
CHP’de liderlik ve değişim tartışması başlamışken şu demokratik reformları değerlendirmek yararlı olabilir. Deniz Baykal ve arkadaşları bu yıl içinde Brüksel’de bir parti temsilciliği açtılar. Temsilci Kader Sevinç gayretli. Bir şeyler yapmaya uğraşıyor.
Deniz Baykal, Tayyip Erdoğan açıklamadan
önce bir demokratikleşme ve Avrupa Birliği’ne uyum planı açıklayabilir. Gerçek bir demokratik anayasa için çalışma başlatabilir. Güneydoğu’da Kürt sorununun çözümüne ilişkin yeni ‘açılımlar’
yapabilir. Kıbrıs’ta ön alabilir.
Altan Öymen, ‘CHP’nin genlerinde demokrasi yok’ diyenlere yazdığı cevapta, bu partinin geçmişinde demokrasiye ilişkin örneklere yer verdi. Baykal bu örnekleri de kendisine rehber olarak alabilir.
CHP’nin genlerinde demokrasi olup olmadığı bir yana, Türkiye’nin bir demokratikleşme hamlesine ihtiyacı olduğu bir gerçek.
Böyle bir hamleyi CHP desteklemediği sürece derinleştirmek mümkün görünmüyor. Örneğin Türkiye’nin yeni bir anayasaya kavuşması için Baykal’ın konunun bir kenarından tutması gerekiyor.
“Eğer Anayasa’yı değiştirmek istiyorsan, ihtilali göze alırsın” tehditlerini bırakıp, “Bu ülkeye yeni bir anayasa gerek, gelin birlikte yapalım, hatta bizim daha demokratik bir projemiz var” demesi ilginç ve etkili bir sürpriz olmaz mı?
Deniz Baykal, yerel seçimler sırasında beklenmedik “açılımlar” yaptı. Bu “açılımlar”ın yapıldığı bölgelerde daha başarılı sonuçlar aldı. Aslında onun yapabileceği en büyük açılım köklü bir demokrasi açılımıdır. Bizi bir kere daha şaşırtsa fena mı olur?
***
‘CHP demokratik açılım yapamaz’ diyenlerin benim bu söylediklerime bıyık altından güldüklerini görür gibiyim. Ne yapalım umut fakirin ekmeği. AKP’nin tek başına Türkiye’yi AB’ye taşımasının mümkün olmadığını yaşadığımız yedi yıl içinde gördük.
AKP’nin kendi başına Kürt sorununun çözümünü başarması da çok güç bir ihtimal. O zaman CHP’nin bir şekilde omuz vermesi gerekiyor.
Belki de öne geçmesi gerekiyor.
Hatta ben daha sürpriz bir öneride bulunuyorum. Deniz Baykal ve arkadaşları köklü bir demokrasi paketiyle Meclis’in ve hükümetin karşısına gelseler, hepimizi şaşırtarak Türkiye’nin önünü açacak bir çıkış yapsalar.
‘Dokunulmazlığı kaldırırsan’ gibi önkoşullarla değil, önkoşulsuz bir paket hazırlasalar. Bu paketin hazırlanmasına Murat Karayalçın’ı, Ercan Karakaş’ı, Kemal Kılıçdaroğlu’nu, hatta Kemal Derviş’i katsalar nasıl olur?
Bütün bu söylediklerim bugünün gerçekliği içinde hayal gibi görünse de, bu düşünceyi ortaya atmanın, bu ihtimali bir ihtimal olarak öne sürmenin bir zararı mı olur?
***
CHP’nin lideri değişisin mi, değişmesin mi tartışmasından daha önemli olan, “CHP demokratikleşsin, demokratik reformlarda ön alsın” demeyi daha sağlıklı bir öneri olarak kabul ediyorum.
Hayat sürprizlerle doludur. Deniz Baykal’ın Ergenekon avukatlığı yerine özgürlüklerin avukatlığını üstlenmesini istemenin ne sakıncası var. Buna çok memnun olacağımızı, Türkiye’nin önünün açılacağını da büyük bir içtenlikle ifade ediyorum.
Biz 68’lilerin temel sloganlarından birisi şuydu: “Gerçekçi ol imkânsız iste.” Ben de bir gerçekçilik içinde CHP’nin demokrasi rotasını tutturmasını istiyorum.
Üstelik böyle bir çıkışın CHP’nin oylarını artıracağını, partinin uluslararası alanda azalan prestijini de yükselteceğini söyleyebiliriz.
Haydi sayın Baykal, bir kez daha bizleri şaşırt.