Diyanet Başkanı'ndan cemevi görüşü...

Diyanet İşleri Başkanı Görmez'e sordum: "Siz mi engel oluyorsunuz?" Kendi tutumlarını anlattı: "Cemevleri teoloji üzerinden konuşularak çözüme ulaştırılamaz. Bu konuda hükümetten gelen taleplere verdiğimiz cevap şu oldu: Bu hukuki mesele olarak anlaşılmalı ve taleplere bu bağlamda cevap verilmeli."

Diyanet İşleri Başkanı(DİB) Prof.Dr.Mehmet Görmez, önceki akşam İstanbul'daydı. "Kutlu Doğum Haftası"nı paylaşmak amacıyla, bir grup gazeteciyle bir araya geldi. DİB, bu yılki Kutlu Doğum Haftası'nın ana konusu olarak, "Hz.Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı" başlığını belirlemişti.

Görmez, bu hafta vesilesiyle; İslamiyet'in, barışçı, uzlaşmacı, insan haklarına saygılı yanlarına dikkat çeken bir konuşma yaptı. Kuran'ı Kerim'den, konuyla ilgili ayetlerden örnekler verdi.

"Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki Rabbiniz birdir. Atanız da birdir Arap olmayanın Araba, beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur."(İbn Hanbel, 5/411)

Görmez, kadına şiddet konusunda da, bazı örnek ayetler seçmişti: "Müminlerin iman bakımından en olgun olanları, ahlaki en iyi olanlarıdır. Sizin en hayırlılarınız da hanımlarına en iyi davrananınızdır.(Tırmizi, Rada 11)". "Allah'ın kadın kullarına şiddet uygulamayın...Kadınları döven kimseler sizin hayırlılarınız değildir." (Ebu Davud Nikah 42).

Şiddeti kınayan, mezhepçiliği, hizipçiliği, ırkçılığı eleştiren ayetlerden örnekleri de aktaran D.İ.Başkanı Görmez'le bir araya gelmemizden yararlanarak; kurumun, cemevleri konusundaki görüşünü de öğrenme fırsatı bulduk.

"Cemevleri teolojik açıdan çözülmez..."

Cemevlerinin statüsü meselesi, Alevi taleplerinin en baş sırasındaki yerini koruyor. Hükümetin, bu konuda, Alevilerin isteği doğrultusunda bir düzenleme yapacağı, bir kaç kez gündeme geldi. Ne hikmetse, son anda; bu konuda atılması beklenen adımlar atılmadı, atılamadı.

Hükümetin kararsız tutumu, Alevilerin çözüm konusunda güvensizliğini artırıcı etki yaptı.

Hükümetin, cemevlerinin statüsü konusundaki belirsizliğinin asıl nedeninin Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan kaynaklandığı yorumları çokça yapıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakanlığı döneminde cemevleri konusunda yaptığı bir açıklamada şunları söylemişti: "...Camiyi devlet yaptırmıyor ki, cemevlerini devlet yaptırsın. Yer konusunda aslında belediyelerimiz her türlü tahsisi yapıyor, burada da bir sıkıntı yok. Ama tanımlamalar konusunda sıkıntı var. Diyanet bu konuda diyor ki: 'Biz buna mabet diyemeyiz'"

Tayyip Erdoğan'ın bu sözlerini DİB Görmez'e hatırlattım. "Siz mi engel oluyorsunuz?" diye sordum. Bunun üzerine, Görmez, kendi tutumlarını anlattı: "Cemevleri meselesi teoloji üzerinden konuşularak çözüme ulaştırılamaz. Bize bu konuda hükümetten gelen taleplere verdiğimiz cevap şu oldu: Bu konu hukuki bir mesele olarak anlaşılmalı ve taleplere bu bağlamda cevap verilmeli."

Kendi görüşünü de ifade ederken, şunları vurguladı: "Her Alevi vatandaşımız kendi erkanını, ibadetini özgürce yapabilmeli, diğer inançlara tanınan imkanlar onlara da tanınmalı. Taleplerinin, hukuk temelinde, en kısa sürede çözülmesinden yanayım."

D.İ. Başkanı Görmez'in söylediklerinden anladıklarımı şu şekilde özetleyebilirim: "Bu meseleye teoloji noktasından, yani itikatlar noktasından bakarsak, işin içinden çıkamayız. İnancımıza göre, fıkıha göre, cemevlerini ibadethane sayamayız. Bu nedenle, bu konuyu bize sormayın, bizim görüşümüz açısından kararlaştırmayın. Haklar açısından bakın. Hukuk açısından bakın. Milyonlarca Alevi yurttaş eğer cemevini ibadethane sayıyorsa, bunu bir toplumsal hak olarak görün ve gereğini yapın."

Peki esas meseleye gelirsek... Siyaset ne yapıyor? Şu bir gerçek: Hükümet, bu noktada kararsız kalınca, topu Diyanet'e atmayı tercih ediyor.

Şimdi net bir şekilde anlıyorum ki; Diyanet, "Beni bu işe karıştırmayın, siyaseten çözün" diyor...

Cemevlerinin statüsü dahil, "Alevilerin haklı taleplerinin karşılanması konusu"; artık, tartışmaya yer vermeyecek kadar açık bir şekilde, siyasetin konusu.

Cemevlerinin ibadethane sayılması, bir özgürlük sorunu olarak, hükümetin önünde duruyor.

Tabii, sadece siyaseti sorumlu tutmak da doğru değil. Bu konu, son analizde, bir toplumsal zihniyet sorunu. Herkes, biraz daha fazla çaba harcamak, ilgisini biraz daha yoğunlaştırmak, ezberlerini biraz daha zorlamak durumunda. Hepimizin, bir düşünsel evrime ve yeni bakış açılarına ihtiyacımız var.