Diyarbakır'daki yeni kadın profili

Diyarbakır'da otelde sabah kahvaltısının ardından Ekin Park'taki kadın gösterisine gitmeye hazırlanıyorduk. Kadınlar, son DTP tutuklamasında 23 kadının cezaevine konulmasını protesto edecekler ve hemcinsleriyle bir dayanışma gösterisi yapacaklardı. Ahmet Türk'e, "Kadınların gösterisine gelecek misin?" diye sordum. "Yok, yok almazlar zaten..." dedi. DTP liderinin bile alınmadığı bir kadın toplantısıydı bu.

Diyarbakır’da  otelde sabah kahvaltısının ardından Ekin Park’taki kadın gösterisine gitmeye hazırlanıyorduk. Kadınlar, son DTP tutuklamasında 23 kadının cezaevine konulmasını protesto edecekler ve hemcinsleriyle bir dayanışma gösterisi yapacaklardı. Ahmet Türk’e, “Kadınların gösterisine gelecek misin?” diye sordum. “Yok,
yok almazlar zaten...” dedi. DTP liderinin bile alınmadığı bir kadın toplantısıydı bu.
Erkeklerin kadınların gösterisine alınmamasını ‘bu da yeni bir muhafazakârlık mı acaba’ diye yorumlayanlar olabilir ama kadınları gördükten
sonra böyle düşünmenin anlamsız olduğunu fark ediyorsunuz. ‘Kadınlara özgürlük’ temalı kadın gösterisine gittiğimizde yöresel giysiler içinde, sıradan görünüşlü bir kadın bizi durdurdu, Kürtçe bir şeyler söyledi. Havasından bizi içeri sokmayacağı anlaşılıyordu.
Yanımdaki gazeteci arkadaşım Aziz, Kürtçe olarak ‘Biz gazeteciyiz’ deyince içeri girmemize izin verdi. Parkın tamamına yayılan kadınlar değişik topluluklar içinde değişik gösteriler yapıyorlardı. Bir kısmı söylenen isyan türküleri eşliğinde halay çekiyordu. Bir kısmı çimlere sere serpe uzanmış etrafı seyrediyordu. Bazıları ellerinde Kürtçe ve Türkçe pankartlarla özgürlük taleplerini dile getiriyorlardı. Değişik semtlerden değişik giysileriyle kadınlar sloganlar atarak parkın kapısından içeri giriyorlardı. Araya sızmaya çalışan erkek çocukları ise
kapıdan çeviriyorlardı.
***
Kürtler geleneksel olarak erkek egemen bir topluluk. Töre cinayetlerinin en yaygın olduğu yerler Kürtlerin yaşadığı bölgeler. Berdel, ‘kızları çocuk yaşta evlendirmek’ vb. alışkanlıklar, bölgede hâlâ bir ölçüde varlığını sürdürüyor.
Mardin’in, Zanqirt köyündeki katliamdan sonra Kürtlerin etnik kodları üzerine yazılar yazıldı, ilkellikleri üzerine tahliller yapıldı. Gelişmelerin öteki yüzünü görmeden böyle bir tahlil yaparsanız, Kürtlerin gerçek panoramasını algılamanız mümkün olmaz.
İşte Kürtlerin diğer yüzü: DTP’nin 21 milletvekilinin 8’i kadın. Yani üçte birden fazlası. Aynı şekilde belediye başkanlarının 14’ü kadın. Bu tüm kadın belediye başkanlarının yarısından
fazlası anlamına geliyor.
Kimlik talepleriyle başlayan ve 25 yıla yayılan ‘düşük yoğunluklu savaş’ bölgede acılara, alt üst oluşlara ve yıkımlara yol açmanın yanı sıra büyük değişimlere ve dönüşümlere de neden oldu.
Bu savaşın, çatışmanın, faili meçhullerin, yargısız infazların en büyük acısını kadınlar çektiler. Yıkım en çok onların yaşamlarını alt üst etti.
Geçmişte, evinin kapısından burnunu uzatamayan, erkeğin baskıcı, ezici tutumlarını içselleştiren Kürt kadını, bu büyük ve acılı süreç içinde yeni bir kimlik kazandı, büyük bir değişim yaşadı. Birçoğu evinden dışarı çıkamazken, devlet güçleri tarafından köyünden, kasabasından çıkarıldı. Oğlunu, kızını, kocasını yitirmenin çaresizliğini yaşadı.
İşte bu çaresizlik, bölgede yeni bir kadın profili yarattı. İsyan eden, hakkını arayan kadın çıktı ortaya. Erkek egemen düzeni sorguladı. Baskıcılığın, acımasızlığın, erkeksi yüzüyle tanıştı. Tacize, tecavüze uğrarken, isyan etmeyi öğrendi.
Artık o sokaklardaydı, o devletin baskılarına karşı özgürlük isteğinin önde gelen temsilcileri arasındaydı. Yaşadığı zor şartlar onu sokaklara, toplantılara çekti. Bu süreç içinde erkek egemen kültürle de çatışmaya başladı. Erkeğin kendisinden üstün olduğu geleneksel anlayışı sorgulamaya başladı.
Ülkemizde kadının en büyük değişime uğradığı bölgenin Güneydoğu olduğunu söylersem bazılarınız şaşırabilir. Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Siirt’te, Hakkari’de bir gösteriye, bir toplantıya katılırsanız ne demek istediğimi anlarsınız. DTP’li kadınların
erkek egemen söylemi nasıl bir cesaretle sorguladığına tanık olur, belki şaşkınlığa kapılırsınız.
KAMER bölgede örgütlenen bir kadın dayanışma merkezi. KAMER Başkanı Nebahat Akkoç, sayıları hızla artan merkezler açarak kadınlar arasındaki dayanışmayı yaygınlaştırdı. Bunu yaparken, örgütle de, devletle de mesafeyi korumayı başardı.
Güneydoğu’daki geleneksel ‘muhafazakâr’, ‘erkek egemen’ yapının, giderek seküler bir yapıya dönüştüğünü söyleyebiliriz. Bunun en önemli göstergesi ortaya çıkan yeni kadın tipi. Siyasette
etkili oluyorlar, evin içindeki boyun eğen kadın resmini değiştiriyorlar.
Kürt modernleşmesinin en canlı sembolünün kadınlar olduğunu söylemek haksızlık olmaz.