Diyarbakırspor PKK'lı sayılırsa...

Gaziantepspor taraftarları, 'PKK dışarı' diye bağırdılar. Kime karşı bağırdılar? Diyarbakırspor oyuncularına ve taraftarlarına karşı.

Gaziantepspor taraftarları, ‘PKK dışarı’ diye bağırdılar. Kime karşı bağırdılar? Diyarbakırspor oyuncularına ve taraftarlarına karşı.
Diyarbakır’da Demokratik Toplum Partisi (DTP) en çok oyu alan parti. Diyarbakır, Kürt kimliği hareketinin sembolü ve merkezi olarak algılanan bir şehir. Bu durum, Diyarbakırlı olmayı hem keyifli hem de problemli bir durum haline getiriyor.
Diyarbakır doğumlu olmak, Türkiye’nin Batı yörelerinde sıklıkla bir şüphe unsuru olarak algılanıyor. Yazları Diyarbakır’a gittiğimde, Batı’da yaşayan ve doğduğu kente tatile gelmiş olan Diyarbakırlılara rast geliyorum. Hemen hepsinin ortak şikâyetleri aynı yönde... Kimliklerindeki doğum yeri hanesi yüzünden başlarına çeşitli dertler geliyor. Polis onlara şüpheyle bakıyor. Milliyetçi öfke patlamalarında  hedef haline geliyorlar.
***
Diyarbakırspor’da oynayan futbolcuların doğum yerlerine baktım, 20 futbolcu içinde yalnızca ikisi Diyarbakır doğumlu. Buna karşın, İspanya’nın BASK yöresinin takımı olarak bilinen Atletico Bilbao’nun tüm oyuncu kadrosu, Bask bölgesini oluşturan üç eyaletten birinde doğmuş ya da en azından futbolcu kimliğini bu üç eyaletten birinde kazanmış olan futbolculardan oluşuyor. Bilbao, bu eyaletler dışından oyuncu transfer etmiyor. Aradaki bu fark, ilginç bir detay olarak dikkatimi çekti...
Peki İspanyollar, başka kentlerde Atletico Bilbao’ya ‘ETA dışarı’ diye bağırabilirler mi? Bağırıyorlar mı? Bilmiyorum...
Futbolumuza, futbol sahalarımıza egemen olan kültürün ilkel bir maço-milliyetçi kültür olduğunu fark etmek için sosyolog olmak gerekmiyor. Biraz daha sert bir ifade kullanmamız gerekirse, lümpen bir kültürden de söz edebiliriz... Bu lümpenlik tribünlerde çok sevimsiz görüntülere sahne olabiliyor. Bu kültür, şehircilik, bölgecilik vb. yapmaya da elbette ki çok uygun.
Futbolun şiddet kültürüne zemin hazırlayan bir yanı var. Normal hayatta sakin, efendi vb. bir izlenim verebilen birçok erkek bile, futbol izlerken bir anda kaba, ilkel ve saldırgan bir hale dönüşebiliyor. Yakın arkadaş çevremdeki bireylerin dahi futbol söz konusu olduğunda cinsiyetçi ve maço bir dile kayabildiklerini sık sık gözlemliyorum. Futbolla küfür ve maçoluk arasındaki bağı Türk toplumunun hemen hemen bütün sosyolojik katmanlarında çok net şekilde görmek mümkün.  
***
Gaziantep’te, bir seyirci grubunun (daha önce Bursa’da olduğu gibi),  Diyarbakırsporlulara ‘PKK dışarı’ diye bağırmış olması, içinde bulunduğumuz gergin ortamın doğal sonucu. Toplum bu kadar kamplaş(tırıl)ırsa, Kürt sorununun çözümüne karşı böylesine sert ve kaba bir milliyetçi muhalefet yürütülürse, bunun sahalara yansımasından daha normal bir şey olamaz.
Bu durum, şaşırtıcı olmamakla birlikte tehlikeli. Futbol sahaları kitle psikolojisinin en kolay yönlendirilebildiği yerler arasındadır. Türkiye’nin Batı kentlerinde Diyarbakırspor’a olan tutum bu şekilde devam ederse, Diyarbakırlıların da benzer bir yaklaşım içine girmesi ve olayların daha da sertleşmesi gündeme gelebilir. Örneğin Fenerbahçe’nin  Diyarbakır’da oynadığı maçta bu yönde bir manzarayla karşı karşıya kaldık... Tabii Diyarbakırsporluların da aynı futbol kültürünün bir parçası olduklarını unutmamak gerekiyor. Maçoluksa onlarda da var, küfürse onlarda da var.
Aradaki fark, Güneydoğu illerinin Süper Lig’deki tek temsilcisinin Diyarbakırspor olması... Bu nedenle, Kürtlerin çoğunlukta olduğu diğer kentlerin futbol taraftarları da Diyarbakırspor’u kendi takımları gibi görüyorlar. Yalnızca futbol taraftarları değil, yöre halkının geneli de bu gerginliği kendilerini etkileyecek bir gerginlik olarak algılıyor.
***
Türkiye’nin Batısıyla Doğu’su arasında oluşmakta olan uçurumun sinyalleri sık sık çeşitli alanlara yansıyor ve giderek yoğunluk kazanıyor. Konuya ‘kim haklıydı’, ‘kim daha saldırgandı’ gibi yönlerden yaklaşmak yerine, öncelikli olarak durumun ciddiyetinin farkına varmak gerekiyor.
Kürtlerin kimlik talebi öne çıktıkça, ‘O Kürtler de...’ diye öfke seline kapılan Türklerin sayısı artıyor. Kimine göre Batı’daki zenginliğin çoğunu Kürtler ele geçirmiş durumdalar, kimine göre onlara verilen ödünün haddi hesabı yok. Kürtlerle ilgili söylentiler, ‘şehir efsanesi’ olarak tanımlanabilecek bir ‘çerçeve’ içinde, sürekli yayılıyorlar ve her geçen gün daha da abartılı boyutlar kazanıyorlar.
Türkler, Kürtlerin, Kürtler de Türklerin ne istediğini anlamakta zorlanıyorlar. İki taraf arasındaki gerginlik bir sağırlar diyaloguna dönüşürse -ki bu eğilim giderek artıyor- bunun sonu kötü yerlere varabilir.
‘Anlamama hali’nin bedelini ağır ödedik. Artık futbol sahalarına da yansımakta olan ‘anlamama hali’nin içerdiği tehlikeli potansiyeli doğru analiz etmek zorundayız. Bu halin yol açtığı bedel ortada... Şu ana kadar 40 binin üzerinde insanımızın yaşamına mal olmuş olan bir süreçten söz ediyoruz...
Diyarbakırsporlulara ‘Kahrolsun PKK’ diye bağıranlar, bütün Kürtlere PKK’lı mı demek istiyorlar?