Doğan Tarkan ve Ahmet Kaya

Doğan, kararlı ve tutarlı bir devrimci olarak hayata veda etti. Onu hep sevgiyle anacağız.

Devletin gecikmiş özrünün dile getirildiği Çankaya’daki töreni izledim. Dostum, kardeşim Ahmet Kaya’yı anmak için bir yazı yazacaktım ki, Doğan Tarkan’ı yitirdik. Doğan, 68 kuşağının tanınmış isimlerindendi. Sosyalistti, tutarlı bir demokrattı, ilkeli bir devrimciydi.

Kurtuluş geleneğinden gelen bir sosyalistti Doğan. Bir kısım sosyalistin militarizme ve milliyetçiliğe meylettiği koşullarda; özgürlükleri, sivilleşmeyi, ulusların dayanışmasını kararlı bir şekilde savunmasıyla dikkat çekti.

Ayrıca, onu, ‘yetmez ama evetin mimarı ve örgütçüsü’ olarak da tanımlayabiliriz. 28 Şubat’a ve Ergenekon’a karşı hep dimdik durdu. Arap Baharı’nı destekledi, Mısır’da darbeye, Suriye’de Esad’a, Batı’da ve Türkiye’de İslamofobi’ye karşı duruşu ile herkesin sevgisini kazandı. Haksızlıkların ve haksızlığa uğrayanların yanında alçakgönüllü bir emekçiydi.

‘Yetmez ama evet’e dair eleştirilere karşı bir yazısında şunları söylemiş: “Referandumda ise olay AKP’ye oy vermek ya da karşı çıkmak değildi. CHP referandumu bu hale getirmeye çalıştı ve ne yazık ki bir kısım sol da bu zokayı yedi. Oysa referandumda bazı sorulara evet ya da hayır dememiz isteniyordu. Biz (…) soruları yetersiz bulduk, asıl sorun anayasanın değişmez ilk üç maddesiydi, biz onların değişmesini istiyorduk, bu nedenle ‘Yetmez’ dedik ama iş Geçici 15. Madde’ye, HSYK’ya ve muvazzaf askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasına gelince ‘Evet’ dedik.”

Kürt sorununda da netti: “KCK operasyonlarının durması, tutuklananların serbest bırakılması, Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi ve nihai olarak serbest bırakılması, barışın kazanılması için acil taleplerdir. Kim ki Ergenekon tutuklamaları ile KCK tutuklamalarını aynı kefeye koyuyor, o (…) Kürt sorununu Ergenekoncuları kurtarmak için kullanıyor demektir. Ergenekon tutukluları arasında bu örgütle hiç ilişkisi olmayanlar olabilir, onları savunmak gerekir(…) Ama ben Ergenekon, Balyoz ve Hrant’ı öldürdüklerini itiraf eden Kafes davasının sanıklarının davalarının sonuna kadar gitmesini savunuyorum.”

Doğan, kararlı ve tutarlı bir devrimci olarak hayata veda etti. Onu hep sevgiyle anacağız.

Ahmet Kaya
Ahmet Kaya, sanatçılığının yanında ilkeli, özgürlükçü bir sosyalist, tutarlı devrimciydi. Hedef haline getirilmesi, bu yüzdendi. Yalnız kendisi için değil herkes için demokrat olabilen biriydi. Başörtülü kızlara uygulanan yasaklara karşı kararlı bir tutum sergiledi. Tayyip Erdoğan, okuduğu şiir yüzünden hapse giderken, bu tutuma sol dünyadan karşı çıkan üç beş kişiden biri olmak cesaretini gösterdi.
Ahmet Kaya, 28 Şubat müdahalesinin zirve yaptığı, Abdullah Öcalan’ın yakalandığı, MHP’nin oylarının yüzde 20’lere yaklaştığı günlerde linç edildi. Onu linç edenler, bugün utançla başlarını öne eğse de birçoğu hâlâ ‘eski linç günleri’ni özlüyor. Siyasete hâlâ ayar verebilmenin umudunu taşıyor, ‘28 Şubat günlerini yeniden ihya edebilme’ çabasını sürdürüyorlar.

Gülten Kaya, Çankaya Köşkü’ndeki konuşmasında onu anlatırken şunları söyledi: “Kültür sanat bizim topraklarımızda hep merkezileştirilmeye çalışıldı, devlete sadakati istendi dolayısıyla muhaliflere bedeller ödetildi. Muhalif kimliğini gerek düşünceleri gerek üretimiyle birleştiren Ahmet Kaya bu ülkenin tabii ki itirazlarını cesurca dillendiren bir yurttaşı, bir sanat adamıydı. Sanırım bu ödülün en şaşırtan yanı da buydu.(…) Paris’te yaşadığı sürgün zamanlarında sesini ülkesine duyurmak istemiş ve kayda geçen cümleleriyle şöyle demişti:

‘Dünyanın bütün kültürlerine eşit mesafede duran, kendini hiçbir yere ait göremeyecek kadar dünya vatandaşı hisseden ama bir kimlik aidiyeti ifade etmek gerekirse Kürt asıllı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım.

Ben kendisine sadakat göstermemi isteyen tüm sistemleri reddedecek kadar özgür bir ruha sahibim. Benim mücadelem, yok sayılan bütün hakların varlığı kabul edilinceye kadar bitmeyecektir. (…) Başta Kürt halkı olmak üzere bütün halkların yüzlerini dağlara dönüp ağlamasını istemiyorum.’”Ahmet Kaya’nın özlemini duyduğu barış yolunda bir adım atıldı. Bir yıldır dağlarımızda insanlarımız ölmüyor. Kürtler hak taleplerini daha yüksek sesle dile getiriyorlar.

Ahmet’i yüreğimizi saran türküleriyle, Doğan’ı fikirleriyle, duruşuyla anmaya devam edeceğiz...