DTP konvoyuna saldırı ve MHP'nin sorumluluğu

DTP konvoyunun İzmir'de taşlanması, saldırıya uğraması, bir süreden beri muhalefetin yürüttüğü yıkıcı ve iç çatışmacı siyasetin tehlikeli sonuçlar yaratabileceği konusunda bir ilk sinyal olarak algılanabilir.

DTP konvoyunun İzmir’de taşlanması, saldırıya uğraması, bir süreden beri muhalefetin yürüttüğü yıkıcı ve iç çatışmacı siyasetin tehlikeli sonuçlar yaratabileceği konusunda bir
ilk sinyal olarak algılanabilir. MHP, adeta geçmişteki felaket ve çatışma dolu günlerin özlemi içindeymiş gibi hareket ediyor.
Türkiye’nin 1970’li yıllarda içine sürüklendiği iç çatışmadan, hiçbir siyasi parti kazançlı çıkmadı. Binlerce genç sağ sol çatışmasında yaşamını yitirdi. Ardından askeri darbe geldi. Darbe sonrasında MHP’liler de tutuklandılar. Bir kısmı çok ağır işkenceler gördü. O dönem cezaevinde birlikte yattığımız MHP yöneticileri, çatışmayı körükleyen siyasetlerin pişmanlığı içindeydiler. Bana açıkça şunları söyleyen MHP yöneticileri oldu: “Bir daha devleti, polisi desteklemek mi, son olsun, onlardan uzak duracağım. Darbecilerin oyununa geldik.”
Sonra bunların unutulduğu izlenimini edinmeye başladık. Muhalefet içinde yeniden çatışmacı
bir ruh hali öne çıktı. Darbecilerin avukatlığına soyunacak kadar kendinden geçebilen, geçmişten hiç ders almamış gibi iç çatışmayı körükleyerek kendisine yer açabileceğini zannedebilen muhalefet aktörleriyle karşılaşmaya başladık.
Her askeri darbe önce meşru güçleri (seçimle gelmiş, Meclis’i oluşturan güçleri) hedef alır.
12 Eylül darbesinden bütün meşru güçler kendine göre nasibini aldı. MHP’liler de idam talebiyle yargılandılar. O davalardan yargılananların bir kısmı şimdi MHP yönetimi içinde.
***
MHP yöneticileri, bu gelişmeyi ‘toplumun tepkisi’ olarak değerlendirip bundan rant elde etmeye mi çalışacaklar, yoksa bu tehlikeli iç çatışma oyununun önüne mi geçecekler? Bunu hep birlikte göreceğiz. Bununla birlikte, hükümetin başlattığı ‘açılım’ sürecine yönelik eleştirilerin makul sınırları aşan bir üslupla yapıldığı ortada.
Hükümetin yaptıklarını doğru bulmayabilirsiniz. Muhalefet hakkınızı sonuna kadar kullanabilirsiniz. Ama, 40 bin insanımızın öldüğü, yüz milyarlarca doların ‘döndüğü’ bu ‘düşük yoğunluklu savaş’, üzerinde oyun oynamak, siyasi rant unsuru olarak görmek kabul edilebilecek bir konu değildir.
Bahçeli, ‘açılım’ konusu gündeme geldiğinden bu yana, geçmişteki makûl ve dengeli tutumunu tamamen kaybetmiş görünüyor. Ses tonu ve söylediklerinin içeriği tam anlamıyla yangının üzerine benzinle gider nitelikte. Bahçeli’nin üslubunun arka planındaki psikolojiyi tam olarak bilmemiz zor. Belki de, Bahçeli, ‘etkili bir lider olmadığı’ yönündeki eleştirilere tepki olarak böyle bir üsluba yöneliyor. Ne olursa olsun, bu üslubun partiyi destekleyen militanlar üzerinde ateşleyici etkiler yaptığını biliyoruz. Toplum içinde zaten yaygın olan şiddet eğiliminin siyaset alanında kendine daha dolaysız şekilde yer bulması olasılığı doğuyor. MHP tehlikeli bir oyun oynuyor.
***
Yakın tarihimiz, siyasi açıdan birçok dersle dolu. Siyasi partiler arasındaki mücadele, demokrasinin normal çerçevesinin ötesine geçip ‘partilerin birbirini yok etmeye çalışması’na dönüştüğünde, bundan bütün meşru siyasi güçler zarar görüyor. Umuyoruz ki, MHP’liler ilk kıvılcımlarını gördüğümüz bu tehlikeli gelişmelerden ders çıkarırlar ve militanlarını çatışmanın dışında tutmayı tercih eden çizgilerinden uzaklaşmazlar.
İzmir gibi yöreler, son yıllarda yoğun Kürt göçü aldıkları için, bir toplumsal gerginliği zaten
potansiyel olarak içlerinde barındırıyorlar. Küçük kışkırtmalarla büyük çatışmalar yaratılabiliyor. Bunları kimsenin isteyeceğini sanmıyorum.
Bugüne kadar, bunca uzun süreli çatışmaya ve binlerce insanımızı kaybetmemize rağmen, Türklerle Kürtler arasında etnik bir çatışma çıkmadı. Geçilen hassas süreçlere rağmen toplum sağduyusunu korumayı başardı. Devleti yöneten güçlerin bu konudaki özenli tutumunun oynadığı rolü de göz önünde bulundurmakta yarar var.
Şimdi kritik bir yeni dönemden geçiyoruz. Bu dönem iyi idare edilebilirse, tarihimizin uzun ve çatışmalı bir dönemini geride bırakıp, barışa doğru ilerleyebiliriz. Tabii tam tersi de mümkün. Eğer süreç yanlış şekilde yönlendirilirse, geriye dönüşü olmayan tehlikeli bir ortamın içine düşebiliriz. MHP’lilerin bu gibi konuları değerlendirebilecek deneyime ve sezgiye sahip olmaları gerekir. Farkındalıklarını siyasi üsluplarına yansıtmalarını umuyorum.