Düğün gecesi

Türkiye'nin farklılıklarıyla anlamlı olduğunu düşünürüm. Bu farklılıkların düşmanlık üretmek yerine ortak bir sinerjiye dönüşmesinin mümkün olabileceğine de inanırım.

Türkiye’nin farklılıklarıyla anlamlı olduğunu düşünürüm. Bu farklılıkların düşmanlık üretmek
yerine ortak bir sinerjiye dönüşmesinin mümkün olabileceğine de inanırım. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın oğlu Ömer Topbaş’ın düğününe de bu duygular içinde katıldım.
Düğünün düzenlendiği Sütlüce’deki Haliç Kültür Merkezi’ni ilk kez gördüm. Devasa bir yer. Nikâhın kıyıldığı salonun 4 bin 500 kişilik olduğunu söylediler. Her türlü kullanıma uygun bu büyük salon güzel düzenlenmişti. Salona girmeden çiçeklere baktım. Sevil ve İlker Başbuğ’un çiçeği dikkat çekecek şekilde öndeki sütunlardan birisine dayanmıştı.  Salona girer girmez, gazeteci merakıyla kimlerin geldiğini  oturduğum yerden izlemeye başladım.
İlk anda görebildiklerim, Rahmi Koç, İbrahim Bodur,  Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Sakıp Sabancı’nın eşi Türkan Sabancı, Zeynel Abidin Ceylan, Orhan Gencebay, Selda  Alkor, Kenan Işık, Kezban Hatemi, Hüseyin Hatemi, Bilgi Üniversitesi’nin kurucularından Yiğit Ekmekçi oldu. Gazeteci olarak kimlerin geldiğini de merak ettiğimi saklayamam. İlk önce Hürriyet gazetesinin yeni haber koordinatörü Eyüp Can’la karşılaştım. O, ben ve İpek Çalışlar yan yana oturup, gelenleri birlikte izlemeye ve değerlendirmeye başladık.
Eyüp Can ve Elif Şafak’ın artık büyümüş sayılan kızlarıyla, bir yaşına ulaşmış oğullarının fotoğraflarına baktık. Bu iki sempatik çocuk hakkında değerlendirmelerde bulunduk. İpek daha çok salondaki türbanlı, türbansız oranını saptamaya yönelmişti. Onun yorumuna göre oran yarı yarıyaydı. 
***
Kadir Topbaş çok heyecanlı görünüyordu. Başbakan Erdoğan ve eşinin katılması sanırım heyecanını artırmıştı. Hacı Sayid Baklavaları’nın sahibi Burhan Dinçerler’in kızı gelin Gülseren’in başının örtülü olmaması görüntüyü anlamlı hale getiriyordu.  Kadir Topbaş, nikâhı kıymadan önce torunlarını sahneye çağırdı. Torunlardan birisinin adı da Kadir
Topbaş’tı. Smokinler içinde sempatiktiler.
Nikâhtan sonra Topbaş, Emine Erdoğan’ı, gelinin ailesini ve kendi ailesini Başbakan’la
birlikte bir aile fotoğrafı çektirmek üzere davet etti. Bu aile fotoğrafı içinde gelinin kız kardeşi açık, anneleri ise kapalıydı. Bu farklılık da kendi içinde bir anlam taşıyordu diyebiliriz.
Başbakan Erdoğan yine beklenen açıklamasını yaptı ve yeni evli çiftten en az üç çocuk yapmalarını istedi.
Törenin ardından Haliç kıyısına hazırlanmış yemek masalarına davet edildik. Konuklar yabancılık çekmesin diye birbirini tanıması mümkün olanları bir masada birleştirmişlerdi. Gazeteciler masasında Fehmi Koru ve türban yüzünden üniversiteden ilk çıkarılan öğretim üyelerinden birisi olan eşi Nebahat Koru, Nazlı Ilıcak, Mehmet Ali Ilıcak ve ses sanatçısı eşi Meyra’yla birlikteydik.
Bir ara Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu masamıza geldi. Bir gece önce çıkarılan ve çok tartışmalara neden olan, askerlerin de sivil mahkemelerde yargılanmalarını içeren kanun değişikliğini sorduk. “Değişiklik Anayasa’ya uygun. Çünkü Anayasa askeri mahkemelerin yetkilerinin kanunla belirleneceğini belirtiyor” dedi.
Başbakan Erdoğan’ın dünürü gazeteci Sadık Albayrak, düğünün en sivil giysili kişisiydi. Üzerindeki kareli renkli bir gömlekle ve boynundan sarkan gözlüğüyle dikkat çekiyordu.
Sezen Cumhur Önal’la karşılaştık. O her zamanki duygulu sesiyle aranjman müziğe
yönelik haksız eleştirilerden söz etti.
Hep birlikte merakla çevremizdeki topluluğu inceliyorduk. Rengarenk başörtüleriyle, uzun, kısa etekleri ve göğüs dekolteleriyle kadınlar, çoğunluğu koyu renk takım elbiseleriyle sakallı sakalsız erkekler Türkiye’deki renkli dünyaları yansıtıyorlardı.
Sahnede Enbe orkestrası yer almıştı. Karşıda Piyer Loti tepesi, Eyüp’ün ağaçlar içindeki mezarlığı ve Haliç’e yansıyan ışıklar etkileyiciydi.
Topbaşların düğününde gösteriş yoktu, sade ve insanı sıkmayan bir düzen kurulmuştu.
İpek’e genel görüntüyü sorduğumda ‘Karma görüntü olumlu’ dedi.
Dikkat çekici bir düğün gecesiydi.
Neden bu kadar az gazeteci gelmişti? Kadir Topbaş sanırım basına açık bir düğün yapmak istememişti.
Gece adaya dönerken motorda AKP delegesi, Adalı Rumlardan mimar Aleksandra’yla birlikte düğünün dedikodusunu yaptık.