Emek sermaye çelişmesi, Kürt sorunuyla çelişiyor mu?

Türkiye, ciddi bir devrimci dönüşümün eşiğinde bulunuyor. İşin dramatik olan tarafı ülkemizde değişimi ve dönüşümü yıllarca savunmuş...

Türkiye, ciddi bir devrimci dönüşümün eşiğinde bulunuyor. İşin dramatik olan tarafı ülkemizde değişimi ve dönüşümü yıllarca savunmuş ve bu uğurda büyük acılara katlanmış olan solcuların önemli bir kesiminin bu değişim ihtiyacını fark edemiyor olmaları. Fark edenlerin önemli çoğunluğu ise bu değişim eşiğini bir tehdit olarak görüyor ve Türkiye’nin ileriye doğru değil, geriye doğru gittiğini sanıyor.
Türkiye, solcuların yıllardan beri gerçekleştirmeyi hedeflediği demokratik devrimi daha yumuşak sayılabilecek bir şekilde yaşıyor. Nedir demokratik devrim? Şu andaki otoriter ve halk karşıtı olarak örgütlenmiş devlet yapısının çözülerek, halkın sisteme daha fazla müdahale edebildiği, yönetime katılabildiği demokratikleşme yolunun açılması. Çağımızda demokratik değişimin artık ihtilallerle olmasının zamanı geçti. Değişim ve dönüşüm parlamenter rejim içinde gerçekleşebilme şansını içinde taşıyor.
Son 60 yıllık çok partili sistem denememiz, kesintilere uğradı. Bu kesintilerin asıl nedeni iktidarı elinde tutan otoriter devlet güçlerinin müdahalesiydi. Otoriter modernleşmenin 1940’lara kadar taşıyıcısı rolü oynayan asker, yargı, bürokrasi ve İstanbul burjuvazisi, günümüzde ekonomisi gelişen, toplumsal katılım ihtiyacı artan yeni değişim sürecini kendi gelecekleri ve kendi iktidarları için tehlikeli gördüler.  
Kürt sorunu, demokratik devrim sürecinin, yani gerçek demokrasiye kavuşmamızın önündeki
en temel engellerden birisi. Kürt halkının kimlik talebi şu anda toplumsal dönüşüm ve değişimimizin en itici temel etkeni durumda. Şu anda en devrimci dönüşüm talebinin temsilcileri Kürtler. Kürtlerin
en temel insani ve demokratik talebiyle birleşmeyen bir solculuğun ve bir devrimciliğin mümkün olmadığını görmeliyiz.
Buna karşı çıktığımız zaman tutuculaşmanın, milliyetçi ve otoriter söylemlerin peşine düşmenin dışında bir yol kalmıyor. Nitekim, geçmişte bu konularda oldukça demokratik bir pozisyonda bulunan yakından tanıdığım solcu arkadaşlarımın, geri noktalara savrularak MHP ile aynı söyleme düştüklerini üzülerek görüyorum. Çünkü Kürt sorununun değiştirici önemini kavramakta zorluk çekiyorlar. 
Bakın aynı açmaz Aleviler konusunda da yaşanıyor. Türkiye’nin demokratikleşmesiyle büyük değişimin aynı fazda gittiğini gösteren nedenlerden birisi de Alevilerin talepleri konusundaki yaklaşım.
‘Dersim katliamı’ tartışmaları da gösterdi ki, Kürt sorununu kavramayan o halkın taleplerini bir devrimci dönüşümün parçası olarak görmeyen anlayış bu konuda da tutucu bir noktada direniyor.
***
Kürt sorunu bir ağalık sorunu olmaktan çıktı. Bazı solcuların hiçbir deneye dayanmayan ve bölgenin yeni yapılanmasını hiç bilmeyen bir tahlilden hareket ederek, ‘asıl sorun ağalıktır bunu neden görmüyorsunuz’ demeleri hiçbir anlam ifade etmiyor. Son 25-30 yıl içinde ‘düşük yoğunluklu savaş’ın da büyük etkisiyle ağalık çözüldü.
Mezraların dağılması, köylerin boşaltılması, askeri amaçlarla köy yollarının yapılması, köylerin elektrifikasyonu modernleşmenin altyapısını hazırladı. Bu değişim Kürtlerin kimlik talepleriyle birleşince modern bir siyasi gelişmenin temeli hazırlanmış oldu. 
Kürt sorunu, Türkiye’deki sınıfsal çelişme ve çatışmanın özünü oluşturuyor. Bu nedenle, Kürtler Türkiye’nin dört bir yanındaki değişim talepleri içinde etkin bir rol oynuyorlar. Sendikal mücadelede onları görüyoruz. Yine dikkat çekici gelişmelerden birisi kadınların özgürlük talepleri. Kürt kadınları son yıllarda siyasi yaşamda ve
gündelik yaşamda etkin hale geldiler.
DTP’nin eş başkanlık sistemiyle bütün örgütün en alt kademelere kadar kadın-erkek ikilisi tarafından yönetilen bir sistem kurması bunun işareti. En çok kadın belediye başkanının DTP’den olması da bu büyük değişimi gösteriyor. Milletvekilleri içinde de kadınların oranı yüzde 30.
***
Bütün bunları neden söylüyorum. Bugün eğer solcuysak ve Türkiye’nin devrimci bir dönüşümden geçmesini istiyorsak; toplumun en çok değişim isteyen en dinamik kesimleri olan Kürtlerle ve Alevilerle ittifak etmeliyiz. Onlarla birleşmeyen bir solculuk, solculuk değil tutuculuk sayılabilir.
Bugün bir solcunun, bir emekçinin en önemli sorunu milyonlarca Kürt’ün, Alevi’nin hak talebinin yanında olmaktır. Ancak, Türkiye oradan değişebilir, oradan büyük dönüşümü yaşayabilir.