Filistinliler, Kürtler, İsrail ve Türkiye

Türkiye, İsrail'i Filistinlilere uyguladığı insanlık dışı yöntemler yüzünden eleştirmeyi sürdürüyor.

Türkiye, İsrail’i Filistinlilere uyguladığı insanlık dışı yöntemler yüzünden eleştirmeyi sürdürüyor.
‘One minute’ bu eleştirinin dünya çapında yankı yapan sesiydi. Bu tartışmada Türkiye haklı, İsrail haksızdır. Filistin topraklarını işgal edip, onları kendi ülkelerinde köşeye sıkıştıran, yersiz yurtsuz, çaresiz bırakan İsrail’dir.
Bunun tartışılacak bir yanı yoktur.
Siyaset bir güç meselesidir. Bugüne kadar İsrail’e egemen olan güçlü iktidarlar, önce ABD’nin, daha sonra da bütün Batı’nın desteğini alarak bölgede hükmünü yürüttü. Bu nedenle haksızlığa uğrayanın sesi pek çıkmadı.
Tabii, İsrailliler olaya farklı bir çerçeveden bakıyorlar: “Biz Filistin’den gelen terörün hedefiyiz. İnsanlık dışı yöntemlerle Filistin içindeki terör örgütleri bize yaşamı haram ediyor. Bu nedenle biz de kendimizi korumak için yapıyoruz bütün bunları.”
İsrail olaya hangi çerçeveden bakarsa baksın, çocuklar ölüyor, yaşlılar ölüyor, savaş ve terörle hiçbir ilgisi olmayan insanlar mağdur oluyor. İsrail’i yöneten irade, ‘Terörle mücadelede olur böyle şeyler’ diyerek kendini savunmaya devam ediyor.
İsrail kendini ne kadar savunursa savunsun, özellikle İslam dünyasının gözünde terörist bir devlettir. Filistin’deki şiddet yanlısı güçlerin inisiyatifini artıran, onlara can suyu veren de İsrail’e egemen olan şiddet yanlısı uygulamalardır.
***
İsrail, Filistin sorunu yüzünden Türkiye tarafından eleştirilere uğrayınca, cevap olarak, ‘Siz Kürtlere neler yapıyorsunuz?’ diye soruyor. Son olarak TRT’de yayınlanan bir dizinin İsrail’in son Gazze katliamını hedef almasına İsrail yönetimi benzer bir tepkiyle karşılık verdi.
Jerusalem Post gazetesi bu eleştirileri şöyle dile getirdi: “Gazze çatışmasında İsrail’in eliyle ölen Filistinli sayısının Ankara’nın Kuzey Irak’ta tekrarlanan bombardımanlarında ölen Müslüman Kürtlerden daha fazla olduğu tartışmalıdır.”
Türkiye’nin Kürt sorununa yönelik ‘terörle mücadele’ siyasetlerinin İsrail’le bir mantık benzerliği içinde olduğunu inkâr etmek imkansız. İsrail yönetimi de Filistin sorununu uzun yıllar bir ‘terör sorunu’ olarak görmeye ve göstermeye çaba sarf etti. Bu çabasını hâlâ da sürdürüyor. Bu paralelliğin Türk devletinin genel felsefesiyle İsrail devletinin genel felsefesi arasındaki bir paralelliğe işaret edip etmediği konusu da, ayrıca tartışılmalıdır.
Filistinlilerin hakkı hukuku, en temel insani talepleri, İsrail yönetimi tarafından ‘terör’ gerekçe gösterilerek yok sayılıyor, ayaklar altına alınıyor. Türkiye de benzer anlayışlarla Kürt sorununa gözünü kapattı ve hâlâ da bu anlayış etkinliğini sürdürüyor. Türkiye’ye büyük ölçüde egemen olan mantık, ‘Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır. Bunun çözümü de sonuna kadar savaştan geçmektedir’ noktasından uzaklaşmayı hâlâ tercih etmemektedir.
Örneğin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çözüm çağrılarına şöyle yaklaşıyor: “Şehit vermeden, para harcamadan bu sorunu çözeceğini sanıyor. Hayal âleminde yaşıyor.” Asker de “Son terörist temizlenene kadar operasyonlar sürecektir” söylemini sürdürüyor.
Tüm dünya gibi İsrail’i yönetenler de bu yaklaşımı görüyorlar. Türkiye’den gelen eleştirilere ‘tencere dibin kara seninki benden kara’ şeklinde özetlenebilecek tepkiler vermeleri kesinlikle şaşırtıcı değil. Hangi ülkenin tenceresinin dibinin daha kara olduğunu tartışabiliriz, tartışılamayacak olan ise her iki tencerenin de dibinin kara olduğudur.
***
Başta da belirttiğimiz gibi, Türkiye’nin İsrail’e yönelttiği eleştiriler haklı eleştirilerdir ve Türkiye’ye İslam dünyasının ve tüm dünyanın sempatisini kazandırmaktadırlar. İsrail’in Türkiye’ye Kürt sorunundan yola çıkarak yönelttiği eleştiriler de haklı ve yerindedir.
İsrail, Türkiye’nin Kürt sorunundaki ayıplarını gerekçe göstererek bu haklı eleştirileri ortadan kaldıramaz. Türkiye ise, ‘dünya arenası’nda gerçekleştirdiği vicdani eleştirilerinin ciddiye
alınma oranını yükseltmek istiyorsa, içeride demokrasiye ve insan haklarına daha duyarlı
bir iklim yaratmak zorundadır.
Ama asıl üzerinde durulması gereken konu, yapılan eleştirilerden ve Türk devlet mantığıyla İsrail devlet mantığı arasındaki ortaklıklardan ziyade, Filistinliler ve Kürtlerin içinde bulunduğu somut durumdur. Bu halkların dertlerine olabildiğince hızlı şekilde çözüm üretilmesi gerekiyor.
Her iki ülkenin de acilen yapması gereken budur.