"Gazetecilik kimliği dışında bir şey yaptıysam..."

"Devirmeci" girişimleri alt eden hükümetin, şimdi bir karşı hamleyle operasyona girişmesi sorunlu. Cemaat'in siyasi hayata müdahale biçimi nasıl yanlışsa; bu tür operasyonlarla rakiplerin yenilgiye uğratılması da, tartışmalı bir durum yaratıyor.

Hüseyin Gülerce, bir süre öncesine kadar, 'Gülen Cemaati' dendiğinde ilk akla gelen isimlerinden biriydi. Dünkü operasyonda da, ismi ifade alınacaklar arasında yer alan Gülerce; operasyonda isminin geçmesini şöyle değerlendirdi: "Gazetecilik kimliği dışında bir şey yapmadım. Yaptıysam onun hesabını veririm."

5.5 sene önceye gidelim... 14 Nisan 2009 tarihli Zaman gazetesine bakalım: "MİT, Türkan Saylan'ın Kürt çocuklarına kurduğu tuzağı belgeledi. İşte o belge.. Ergenekon Soruşturmasının kapsamında yapılan operasyonların 12. Dalgasında Türkan Saylan ve Gülseven Yaşer'in genel başkanlıklarını yaptıkları ÇYDD ve ÇEV vakıflarının genel merkezlerine ve şubelerine baskınlar düzenlendi. Ergenekon Soruşturması kapsamında ÇYDD Genel Başkanı Saylan'ın evinde de arama yapıldı. Polis yaklaşık 7 saat süren aramadan sonra çuval dolusu evrakla evden ayrıldı."

Cemaat'in yayın organları, polis operasyonlarını destekledi, hatta onların bir parçası gibi hareket etti. Kişilerin hedef haline getirilmesindeki, linç edilmesindeki rolleri de, bu doğrultuda kullandıkları dil de, gazetecilik sınırları içinde kabul edilecek cinsten değildi.

Zaman'ın hedef gösterdiği Türkan Saylan, ağır bir kanser tedavisi altındaydı, bir ay sonra yaşamını yitirdi. Gülseven Yaşer ise o günden sonra, bir daha Türkiye'ye dönemedi.

DARBE GİRİŞİMİ
17-25 Aralık operasyonlarında, "Bu bir darbe girişimidir" ifadesini kullanmıştım. Cemaat'in devlet içindeki örgütlenme biçimini ve siyasete müdahale tarzını onaylamadığımı, ilk günden itibaren ifade etmiştim.

Son operasyonlara gelirsek... Öncelikle şunu belirteyim: Gülerce'nin, "gazetecilik dışında" ifadesini anlamlı buluyorum. Ayrıca, "gazetecilik dışındaki faaliyetler"in de; meşru sınırlar ve insan hakları çerçevesinde kalındığı sürece, bir sakınca oluşturduğunu düşünmüyorum.

İKTİDAR KAVGASI

Şubat 2012'de, MİT Başkanı Hakan Fidan'a yönelik polis ve savcılık operasyonu, fitili ateşlemişti. Cemaat'in hukuk ve emniyet içindeki örgütü; medyalarının da desteğiyle, güçlerini, siyasi hedefleri için kullandı. 17-25 Aralık operasyonları da, bu eksende ele alınabilir. Bu girişimler, başarılı olabilselerdi; Türkiye'deki sistem, bir 'dizayn'dan geçmiş olacaktı. Büyük olasılıkla da; iktidar, seçim dışı yollarla değiştirilmiş olacaktı.

Toplumun belirleyici ağırlığı, bu girişimlere destek vermedi. Ancak, iktidar kavgası, henüz bitmiş değil. Kolay kolay bitecek gibi de görünmüyor.

Siyasi mücadele; meşru yollarla, insan haklarına saygılı şekilde ilerleyebildiği oranda, bir değer taşır. Bu prensip; siyasi partiler açısından da, diğer aktörler (örn:Cemaat) açısından da, aynı oranda geçerlidir.

Gazeteciler, normal şekilde savcılığa davet edilebilir; normal bir yaklaşımla, ifadelerine başvurulabilirdi. Bu insanlar hakkındaki iddiaların; evlerindeki evraklar üzerinden kanıtlanabileceğini, düşünmüyorum.

Siyasi aktörlerimizin, 'siyasi mücadele'yi normal demokratik usullerle yürütmeye pek alışık olmadıkları, bir gerçek. Bu durum; hem siyaset kültürümüzün, hem devlet reflekslerimizin, hem toplumsal alışkanlıklarımızın bir ürünü.

"Devirmeci" girişimleri alt eden hükümetin, şimdi bir karşı hamleyle operasyona girişmesi sorunlu. Cemaat'in siyasi hayata müdahale biçimi nasıl yanlışsa; bu tür operasyonlarla rakiplerin yenilgiye uğratılması da, tartışmalı bir durum yaratıyor.

Umuyorum ve bekliyorum ki; bu süreç, yeni tutuklama dalgalarıyla, 'şok operasyonlar'la devam etmesin. Elbette soruşturma yapılsın, iddialar araştırılsın ve hukuk sınırları içinde, insani değerler zemininde bir yol aransın.

Şu açık: Herkes, 'karşıt'ını; operasyonla, gözaltıyla, hapishaneyle veya medya gücüyle susturmak istiyor.

Muhaliflerimizle birlikte; demokrasiye sahip çıkmak ve özgürlükleri korumak temelinde yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Hepimizin özeleştiriye ihtiyacı var.