Germir adını nasıl geri aldı?

Germir köyü, Kayseri'ye 5 kilometre uzaklıkta bir yerleşim yeri. Üç yıl önce Kayseri'ye bir toplantı için gittiğimizde, Gesi, Ağlasun, Tavlasun, Talas ve Germir'i dolaşmıştık. Kayseri çevresindeki bu kasabalar tarihi yapıları, kiliseleri, bir dere havzasında oluşturdukları görüntüleri ve yemyeşil bahçeleriyle geçmiş bir tarihi, bir uygarlığı temsil ediyorlardı.

Germir köyü, Kayseri’ye 5 kilometre uzaklıkta bir yerleşim yeri. Üç yıl önce Kayseri’ye bir toplantı için gittiğimizde, Gesi, Ağlasun, Tavlasun, Talas ve Germir’i dolaşmıştık. Kayseri çevresindeki bu kasabalar tarihi yapıları, kiliseleri, bir dere havzasında oluşturdukları görüntüleri ve yemyeşil bahçeleriyle geçmiş bir tarihi, bir uygarlığı temsil ediyorlardı
20. yüzyılın başında bu yörelerin daha bakımlı olduğunu, çoğu ayakta kalmış o zamanın yapılarından anlayabilirsiniz. Talas evlerinin birçoğu boş olarak duruyor. Sahipleri terk edip gitmişler.
Bu yörelerde 20. yüzyılın başında Türklerle birlikte Rumlar ve Ermeniler yaşıyormuş. Hatta bu kasabalarda çoğunluğunu Hıristiyanlar oluşturuyormuş. Kayseri çevresindeki gezimizde bizleri en çok etkileyen kasabalardan birisi Germir olmuştu.
1900’ün ilk yıllarında, yani 1915 Ermeni Tehciri ve 1923 Rum mübadelesi yaşanmadan önce kasabanın nüfus yapısı şöyleymiş:
1000 Türk, 2 bin Ermeni ve 2 bin 500 Rum. Germir’de bugün o kadar insan yaşıyor mu bilmiyorum.
Benim gördüğüm, Germir eski sakinlerinin gitmesiyle bir göç kasabası haline dönüşmüştü. 1900’lü yılların başındaki zengin ve bakımlı hali gitmiş bir ölçüde harabeye dönüşmüştü. O yıllarda Germir’de dört eczane, 25 doktor, 35 dükkân, altı cami, iki Rum ve bir Ermeni kilesi bulunuyormuş.
Şimdi bunların çoğundan eser yok. Germir’in bir başka ilginç tarafı ise ünlü ABD’li yönetmen Elia Kazan’ın (Aliya Kazancıoğlu) ata yurdu olmasıydı.
Elia Kazan’ın babası Rum Yorgi Kazancıoğlu Kayserili, annesi Athena Şişmanoğlu Germir’liydi.
Germir’deki kiliseler yıkılmak üzereydi. Gezimiz sırasında Elia Kazan’ın ailesinden kalan ve bugün yıkılmış evin bulunduğu mahalledeki kilise samanlık ve ahır olarak kullanılan bir özel mülke dönüşmüştü. İçindeki renkli freskleriyle yıkıma terk edilen bu kilisenin hali gerçekten üzücüydü.
Bu bina Elia Kazan Sinema Enstitüsü olamaz mıydı? Orayı gördüğümde bu çağrıyı yapmıştım. Bahçeşehir
Üniversitesi bir süre bununla ilgilendi. Daha sonra Kayseri Erciyes Üniversitesi’nin bu noktada bazı adımlar attığını duydum. Şu anda ne durumda doğrusu bilmiyorum.
***
Bana bütün bu gelişmeleri çağrıştıran asıl konu, Mardin’in sözde Bilge köyü, aslında Zanqirt köyündeki acı olaylardı. Çünkü bu olayın ardından Mardin’in bütün köylerinin adının değiştirildiği gerçeğiyle yüz yüze geldik. Daha ileri gidince anladık ki, binlerce köyün adı ‘uluslaştırma’ projesinin bir parçası olarak değiştirilmişti.
Germir’e yaptığımız gezi sırasında Germir’in de adının ‘uluslaştırıldığını’ ancak yöre halkının direnişiyle eski adlarını geri aldıklarını öğrenmiştim. Onlardan önce de komşu köy Tavlasun değiştirilen eski adına sahip çıkmış ve bu anlamsız müdahalelere karşı durmuştu.
1960’ların başında Germir’in adı Konaklar’a dönüştürülmüştü. Bu olayı araştırırken gördüm ki, en büyük köy ve mahalle adları değişimi 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinden sonra gerçekleştirilmişti. Komşu köy Tavlasun’un direnerek kendi adını geri alması Germirlileri cesaretlendirmişti. Köyün muhtarı halkın da imzalarını alarak eski adlarını almak amacıyla bir yasal mücadele başlatmıştı.
Valiliğe, İçişleri Bakanlığı’na, Kültür Bakanlığı’na, Kaymakamlığa dilekçeler yazılmıştı. Sonunda Melikgazi Belediye Encümeni 15 Şubat 2000 tarihinde Germir’in adını geri verdi.
Bu bir başarı öyküsüdür. Bir anlamsızlığa karşı toplumsal direnmenin öyküsüdür.
Binlerce köy, kasaba, mahalle adı ne yazık ki anlamsız bir milliyetçiliğin kurbanı oldu.
Şimdi bunun ne anlama geldiğini yeni fark ediyoruz.