?Göbeğini kaşıyan adam? güvenoyu aldı

?Seçmen AKP?ye ders verdi? diyor birisi. Bir başkası rahatladığını söylüyor. Bir başkası, seçmenin hangi mesajları verdiği üzerine yorumlar yapıyor. AK Partinin oy kaybettiğini görünce aniden seçmene güvenmek gerektiğini ?fark...

‘Seçmen AKP’ye ders verdi’ diyor birisi. Bir başkası rahatladığını söylüyor. Bir başkası, seçmenin hangi mesajları verdiği üzerine yorumlar yapıyor. AK Partinin oy kaybettiğini görünce aniden seçmene güvenmek gerektiğini ‘fark eden’ ve seçmenle ‘yakından’ ilgilenmeye başlayanlardan söz ediyorum.
Ben CHP’li bir aileden geliyorum. 1950-60 arası her seçimden sonra hayal kırıklığı yaşar ve halka tepki gösterir, ‘cahil’ olduğunu, kandırıldığını düşünürdük. Bu nedenle 27 Mayıs 1960 sabahı askerin seçimle gelmiş Demokrat Parti iktidarını devirmesine çok sevinmiştik. Babam evimizin balkonundan darbeyi savunan bir konuşma yapmış ve alkış almıştı.
Çevremizdeki yakın dostlarımız içinde Demokrat Partililer vardı ve onların bizim bildiğimiz gerçekleri nasıl bilemediklerine, neden hâlâ gidip DP’ye oy verdiklerine bir türlü akıl erdiremezdim.
Adnan Menderes ve iki arkadaşının darbeciler tarafından asıldığı, geri kalanların ise ağır cezalara çarptırıldığı koşullarda yapılan 1961 seçimlerinde bile CHP’nin seçimi kazanamamasına şaşırmıştım. Yassıada yargılamalarından sonra DP ve onun ‘kuyruklarının’ sonunun geldiğine inanmıştım. Bu hep böyle sürüp gitti.
Bir gün askeri darbe beni ve arkadaşlarımı hapse attı. ‘Daha ileri’ye ve ‘daha iyi’ye yönelen bir askeri darbe beklerken kendimizi hapiste bulmuştuk. Deniz Gezmişleri de astılar sonra. 1973 seçimleri geldiğinde askeri darbeye karşı çıkan CHP lideri Bülent Ecevit ilk kez CHP’yi birinci parti haline getirdi. 1977’de bu oran artarak devam etti.
“Vay anasını” dedik, “halk CHP’ye de oy verebilirmiş.” 1973 ve 1977 seçimleri hariç CHP seçim kaybedenlerin partisidir. Ben de bir zamanlar bu seçim kaybeden partiyi destekledim.
Askeri darbeler biraz aklımı başıma getirse de, halkla sosyal demokratlar ve sosyalistler arasındaki uçurumun nedenlerini tam olarak anlamadım, anlayamadım. Bir yerde bir bozukluk vardı ama neredeydi? Sosyalist bir örgütün içinde kendi kendimize iktidarlar kurup, iktidarlar yıkıyorduk. Halkın öncüsü olduğumuzu düşünüyor ve bir gün onların desteğiyle iktidara geleceğimizi düşlüyorduk. Ama bir türlü binde 1-2’lerden yüzde 1’lere gelemiyorduk.  Bir yerde yanlış yapıyorduk ama nerede? Bütün kabahati bizim dışımızdaki koşullara yüklediğimiz için bir türlü kendi gerçeğimizle yüzleşemiyorduk.
***
Bu seçimlerden önce de tıpkı 2007 seçimlerinde olduğu gibi kendisini sosyalist, sosyal demokrat, Kemalist olarak tanımlayan bazı çevrelerin “sen bu halka nasıl güvenirsin” uyarılarıyla karşılaştım. Halka güvensizlikleri had safhadaydı. Koca koca profesörler, ‘halka güvenmeliyiz’ demiş olmama bıyık altından gülen e-mail’ler gönderiyorlardı. Beni halk kuyrukçusu bir saftorik olarak gördüklerini söylüyorlardı.
Daha ileri gidenler vardı. Toplumun büyük çoğunluğunu ‘göbeğini kaşıyan adam’ olarak algıladıklarını gizlemiyorlardı. ‘Onlardan bir şey olmazdı.’  Demokrasi bu ülkeye bol gelen bir elbise gibiydi. Halk dediğin de iktidarın ‘sadakalarına’ kanan bir aptallar topluluğuydu. Aynen böyle düşünüyorlar ve böyle konuşuyorlardı.
29 Mart seçimlerinden de hiçbir beklentileri yoktu. Seçim öncesi yorumları bu yönden inceleyen bir araştırma yapılsa çok ilginç bulgular ortaya çıkabilir.
Sonra ne oldu?
‘Göbeğini kaşıyan adam’ bu kez iktidardaki partinin oylarını yüzde 8 civarında azaltan bir sonuç yarattı. Yani halk her zamanki sağduyusunu gösterdi ve AK Parti’yi ciddi şekilde sarsacak sert bir uyarıda bulundu.
1950’den bu yana yapılan seçimleri incelediğimizde, halkın her zaman ‘sivil’ demokrasinin gelişmesine hizmet edecek tercihler yaptığını görebiliyoruz. Devleti kendi malları sanıp, halkı da ‘devlete boyun eğmesi gereken sürü’ olarak tanımlayanların, seçimlerin sonuçlarını hiçbir zaman doğru okuyamamış olduklarını görüyoruz.
Dünden beri yapılmakta olan yorumları inceliyorum. Eğlendiğimi itiraf etmeliyim. Bu kez halkı beğendiklerini görüyorum. Halkın seçiminin onları rahatlattığını hissediyorum. ‘Göbeğini kaşıyan adam’a güvenleri mi artıyor yoksa? ‘Göbeğini kaşıyan adam’ın bu kez onların güvenoyunu alıp almadığını kesin olarak bilmek zor ama ‘göbeğini kaşıyan adam’ın onlardan daha fazla güven verdiğini tespit etmek zor değil.