"Göbeğini kaşıyan adam..." yine makulu seçti...

Toplumun kendisine karşılıksız bir destek verdiğini sanan iktidar zihniyeti, seçmen tarafından hizaya davet edildi. Göbeğini kaşıyan adam, rüştünü bir kez daha kanıtlamış oldu.

Bu seçimin en büyük kazananı demokrasidir. Ülkemizin parlamenter rejimi, bir sınavdan daha başarıyla geçti. Türkiye'yi bir dikatörlük olarak gösterenler, "hile yapılıyor" bahanesine sığınanlar, halka güvenlerini kaybedip "plebisiter dikatörlük" tahlilleri yapanlar, şimdi ne diyecekler? İşte seçmen, işte sonuç...

Sağcısı solcusu, iktidarı muhalefeti, endişeli moderni, muhafazakar dindarı, seçmenin tercihlerini saygıyla karşıladı. Toplumun sağduyusuna şapka çıkardı.

Şimdi biraz izan, biraz özeleştiri zamanı. Bazı çevreler, seçimleri her kaybettiklerinde, suçu seçmenin üzerine yıkmayı adet haline getirmişlerdi. Seçmeni küçümsüyor, hatta hakaret edebiliyorlardı. "Göbeğini kaşıyan adam" işte bu bakış açısının ürünü olarak siyasi literatüre girdi.

Şimdi ne oldu? "Seçmen yani, göbeğini kaşıyan adam iktidara ders verdi..." Öyle değil mi? Toplumun kendisine karşılıksız bir destek verdiğini sanan iktidar zihniyeti, seçmen tarafından hizaya davet edildi. Göbeğini kaşıyan adam, rüştünü bir kez daha kanıtlamış oldu.

Ne diyor seçmen? "AK Partiyi son dönemdeki siyasetleri nedeniyle uyarıyorum."

PANİK VE MİLLİYETÇİLİK

Tayyip Erdoğan ve AK Parti, seçim maratonun son turlarında, MHP'ye kaçtığını düşündüğü milliyetçi oyların peşine düştü. Bu nedenle, Kürtleri kızdıracak, onlarla duygusal olarak kopuşa yol açabilecek milliyetçi bir dili tercih etti. İmralı'yla görüşmeler kesildi. HDP ile hükümet arasında sağlanan "İzleme Komisyonu" uzlaşması, Cumhurbaşkanı tarafından veto edildi. Kobani'de Kürtleri incitecek bir yaklaşım sergilendi. Özellikle Erdoğan ve çevresi, oylar kaçıyor paniği içinde HDP'yi hedef tahtasına koydu, dışlayıcı bir dil kullandı. Yanlış bununla sınırlı kalmadı, Ermenilere, eşcinsellere yani toplumun ötekilerine yönelik   itici ve incitici bir dil kullanıldı. 

Üst üste yapılan bu ve benzeri siyasi tercihler, bugüne kadar AK Parti'ye destek veren bazı çevrelerde tepkilere neden oldu. Tereddütlü oylar, AK Parti'yi terk etti. En büyük tepki Kürtlerden geldi. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde, daha önce oyların yarısını alan AK Parti, silinecek düzeyde bir oy kaybına uğradı. Kürtler, AK Parti'den koptu.

SONRASI NE OLUR?

Seçimlerin en dinamik gücü HDP, umulanın da ötesinde bir toplumsal destekle Meclise girdi. AK Parti'nin son dönemde HDP'yi düşmanlaştırıcı dili, HDP'ye yaradı. Erdoğan'a tepki duyan  çevreler, bu partiye destek vererek, bir karşı koyuş sergilediler.

Meclis'teki yeni tablo, bir koalisyonu zorunlu kılıyor. Eğer partiler arasında bir uzlaşma sağlanamazsa, kaçınılmaz olarak erken seçim gündeme gelebilir.

AK Parti'nin iktidardan vazgeçmeyeceğini söyleyebiliriz. Başbakan Davutoğlu'nun seçim gecesi konuşması, bu yöndeki niyeti ortaya koydu. AK Parti Meclis'te en çok sandalyeye sahip parti olarak, yeni iktidar hesaplarının baş aktörü olarak hareket edecek.

Tabii bu arada en çok merak edilen konu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tutumu. Hükümetlerin kurulması, erken seçim gibi konularda yapacağı müdahaleler, siyasi coğrafyayı şekillendirecek.

Erdoğan, bir erken seçime kapı açacak, bir yolu tercih edebilir mi? Zihinlerdeki sorulardan birisi bu. Ancak şu gerçeği Erdoğan'ın görmemesi mümkün mü, kısa sürede seçmenin tercihi öyle kolay değişmez. Hemen yapılacak bir erken seçim de durumu değiştiremez.

AK PARTİ-MHP KOALİSYONU

Bu nedenle, AK Parti'nin ortak olacağı bir koalisyonun, iktidar partisinin genel eğilimi haline dönüşeceği söylenebilir. 

Devlet Bahçeli'nin "Biz bu işin dışındayız" anlamına gelen ilk açıklamasını kesin bir tutum olarak görmek gerçekçi bir değerlendirme olmaz.

MHP, 2002'den bu yana iktidardan uzak kaldı. Yeni bir iktidar ortaklığını, bir imkan olarak görmesi, akıldan uzak değildir. Beklenebilir olan ihtimal AK Parti MHP koalisyonudur.

AK Parti CHP koalisyonunu da mutlaka olmayacaktır diyemeyiz.

AK Parti'nin azınlık hükümeti formülünün çok tercih edilir bir ihtimal olduğunu söyleyemeyiz.

Daha başka seçenekler de mümkündür...

Sonuç olarak; "Göbeğini kaşıyan adam" gereken demokrasi derslerini verdi, uyarılarını yaptı ve Türkiye yeni bir döneme girdi...