Gözde Kansu'ya özür borcu

Dünün mağdurları olan İslami kesimin siyasi temsilcilerinin bazıları, yeni yasakçılığın zaptiyeleri olarak ortaya çıkmasınlar.

Bayramlar barış ve dostluk için vesile olabilirler. Çünkü insan çok can yakıyor, çevresine acılar verebiliyor. Olgunluk, hatasını anlayıp düzeltebilme yeteneğini göstermekte.
Bayramlar, insanların kendilerini gözden geçirmeleri için bir fırsat, bir imkân olarak da kullanılabilir. Yıkılan gönülleri kazanmak için bir vesile olabilir.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in bence Gözde Kansu’ya bir özür borcu bulunuyor. Bunu hiç değilse bayramı vesile ederek yaparsa çok iyi olur.
Türkiye’de ve dünyada, özellikle geri kalmış ülkelerde, iktidar sahibi erkekler, kadınların nasıl giyinip kuşanacağına karar verme yetkisini kendilerinde görüyorlar.

Senin yasağın
benim yasağım

Yıllarca başörtülü kadınlar düşman bellendi. Kamusal alana çıkmamaları içine elden gelen yapıldı. Örtülü kadınlar, erkek kültürünün bir sonucu olarak memur olamadılar, meslek sahibi olamadılar, mesleklerini uygulayamadılar, milletvekili olamadılar.

Bu duruma itiraz oldukça gecikti. Çünkü örtülü kadınlar kıyafetleriyle ‘şeriatçı’lığı sembolize ediyorlardı. Başörtüsü, şeriatın sembolü olarak kabul edilince, erkekler bu durumdan ancak eşlerinin başörtüsü nedeniyle zararlar gördüler. Nedense kutuplaşma hep kadınlar üzerinden kurgulandı.

Kadınların giyim kuşam konusu ve cinselliği, hemen her otoriter ideolojinin, her despotik siyasi akımın meselesidir. Afganistan’da Taliban yönetimi sırasında, kadınların okullara gitmesine bile izin verilmedi. Kadınlar sokağa çıkarken ‘burka’ diye anılan giysilere büründüler.
Hüseyin Çelik, örtülü kadınların gördüğü baskıların ve ayrımcılığın en yakın tanıklarından. Tartışmaya yol açan sözleriyle, yine kadın giyimine müdahale etmiş, kadın üzerinden ayrıştırma yapmış oluyor. Çünkü erkek egemen bir bakış açısıyla, bir kadının giyimini kuşamını hedef haline getiriyor, eleştiri tahtasına yatırıyor, işinden edilmesine neden oluyor.

Sonra da diyor ki: “Ben görüşlerimi söyledim, eleştiri hakkım yok mu?” Tabii ki siyasetçiler de görüş ve düşüncelerini ifade edecek. Peki, şov programı yapan sunucunun kıyafeti üzerine konuşmak onun işi miydi?

Bir yandan başörtüsü yasağının kaldırılması için düzenlemeler yapılırken, müdahalenin bu kez öteki kesimin kadınlarına yönelmesi, özgürlükler konusunda ironik bir noktada olduğumuzu bir kez daha gösteriyor.

Çünkü bir kadının elbisesini ve dekoltesini hedef almak erkeklerin işi değil. O erkek yüzde 50 oyla iktidarı elinde bulunduran partinin en etkili isimlerinden birisi olduğunda müdahalenin ağırlığı daha da katmerleşiyor.

Sonunda Gözde Kansu işinden oldu. Hem de Hüseyin Çelik’in açıklamasının ardından.

Erkekler karışmasa
İnsanların hayat tarzına müdahale (buna giyim kuşam dahil) konusunda toplumun bir kesiminde ciddi bir rahatsızlık ve endişe olduğunu hepimiz biliyoruz. Elbette Hüseyin Çelik de biliyor.

Erkekler artık özellikle kadınların giyimlerine kuşamlarına karışmasalar... Kadınların nasıl davranacağına karışmasalar. Giyim kuşama karışma yüzünden bu ülkede çok acılar çekildi. İskilipli Atıf Hoca, şapka ve sarık tartışmasının kurbanı oldu, idam edildi.
Demokrasinin belki de dünyadaki en önemli kriterlerinden birisi giyim kuşam konusundaki özgürlük alanının genişliği. Bu konuda her açıdan kötü bir mirasın sahibiyiz.

Dünün mağdurları olan İslami kesimin siyasi temsilcilerinin bazıları, yeni yasakçılığın zaptiyeleri olarak ortaya çıkmasınlar. Yasakçılık, geçmişte bir başarı getirmedi, gelecekte de getirmeyeceğini bilelim.

Madem bayram. Madem tatlı yiyip tatlı konuşacağız.

Öncelikle şu yaşadığımız gerilimlerden kurtulalım.

Hepinize mutlu ve sağlıklı bir bayram haftası dileğiyle...