Gül-Erdoğan: Uzlaşma mı gerginlik mi?

Gül ile Erdoğan arasındaki üslup farkı, Gül'ün AK Parti liderliği için sorun çıkarabilir mi?

Bundan yaklaşık bir yıl önce yapılan AK Parti Genel Kurulu’ndan önceki yazılarımdan birinde (12 Haziran 2012), ‘Erdoğan Cumhurbaşkanı Başbakan Gül’ formülünü masaya yatırdım. 4 Ağustos 2012’de de ‘Yeni Başlayanlar İçin: 8 Adımda Başbakan Gül’ şeklinde bir yazı kaleme aldım. (http://www.radikal.com.tr/yazarlar/oral_calislar/yeni_baslayanlar_icin_8_adimda_basbakan_gul-1096189)

12 Haziran’daki yazımın ilk paragrafından: “Ağır basan ihtimal, cumhurbaşkanlığı seçiminin 2014’te yapılacağı yönünde. Başbakan Erdoğan büyük bir ihtimalle cumhurbaşkanlığına aday olacak ve de seçilebilecek. Tayyip Erdoğan’ın ‘geniş yetkili bir cumhurbaşkanı’ olmayı tercih ettiğini biliyoruz. Partisinin başında kalmayı yeğleyen Erdoğan, ‘Partili Cumhurbaşkanı’ olmak niyetini de saklamıyor.”

Bu yazıdaki referansım, Hüseyin Besli’ydi. AK Parti kurucularından ve Başbakan’ın en eski mücadele arkadaşlarından olan, hatta bir dönemdeki sırdaşı olarak da kabul edilen eski İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli, bana şunları söylemişti: “Tayyip Erdoğan’dan sonra kim başbakan ya da genel başkan olursa parti içinde ister istemez muhalefet olacaktır. ‘Niye ben değil de o’ diyen isimler mutlaka çıkacaktır. Ama bir isim istisna, o isim de Abdullah Gül’dür. Böylece parti içinde herhangi bir kopma, dağılma ve gruplaşma olmayacaktır. Çünkü Abdullah Gül’e, ‘Niye Abdullah Gül de ben değilim’ diyen bir isim çıkmayacaktır.”

Gül’ün cumhurbaşkanlığına Erdoğan’a rakip olacağını iddia edenler de vardı şimdi de var. Bu senaryoyu hiçbir zaman çok inandırıcı bulmadım. Son dönemde de Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına Gül’ün bir itirazının olmadığını, hatta destek verdiğini duyuyorum.
4 Ağustos 2012’de de şunları söylemişim: “Demokratikleşme, dış politika, ekonomi gibi alanlarda yaşanan ‘şiddetli değişim’in artık daha dengeli ve öngörülebilir bir ‘akış’a dönüşmesine ihtiyacımız var. ‘Devletin gücü’ ile ‘bireysel özgürlükler’ arasındaki ilişkinin yeniden bir dengeye oturması özellikle önemli.”

Gezi olaylarının ve Gül’ün son konuşmasının ardından, Gül ile Erdoğan arasında üslup ve yaklaşım farklılıkları, bir kez daha gündemin merkezine oturdu. Siyaseti az çok da olsa takip eden nerdeyse herkes, şunu merak ediyor: Bu ‘farklılık’, Gül’ün AK Parti liderliği noktasında bir sorun çıkarabilir mi?

Bu soruya cevap ararken, 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, Gül’ün adaylığının, AK Parti içinde alttan alta tatsızlık ve hoşnutsuzluklara neden olduğunu da hatırlamakta yarar var. O dönemde, Erdoğan’ın, Gül’ün adaylığını ‘pek de istemediği’ saptamaları vardı...

Uzlaşma olacak mı?
Hüseyin Besli, Haziran 2012’deki yazımda paylaştığım değerlendirmesinde, partideki bazı ‘özellik’lere de dikkat çekiyor: “AK Parti de siyasete çevreden başlamıştır ama geldiğimiz noktada AK Parti artık merkezde siyaset yapmaktadır. (...) Ayrıca süreklilik duyarsızlığı getirir, heyecansızlığı getirir. Bu anlamda da yenilenme faydalıdır. Yani bu zaruri yenilenme ile AK Parti yeni bir hamle yapma imkânı bulacaktır.”
Besli’yi dün yeniden aradım, geçmiş değerlendirmelerinin sürüp sürmediğini öğrenmek istedim. Maalesef bir yakınının cenazesindeydi, yeni bir değerlendirme alma olanağı bulamadım.

Ama parti içinden gelen bilgiler, 2012’de ifade edilen (ve benim de en başından beri gerçekçi bulduğum) beklentilerle örtüşüyor. İki ismin ‘yer değiştirme ihtimali’ giderek güçleniyor.

İki ismin üslup farkı üzerinden elbette ilginç senaryolar, projeksiyonlar, sosyolojik analizler üretilebilir. Ne olursa olsun, çok büyük ihtimalle, iki lider sonunda bir araya gelecek, ‘ülkeyi kimin nasıl yöneteceği’ konusunda bir uzlaşma oluşacak.

Bundan önce olduğu gibi...