Gültekin Avcı, Yasin Aktay ya da ırkçılık

Irkçılık, bireysel bir sorundan çok, kolektif bir sorundur. Ortak bir kültürel arkaplana dayanır.

Kamuoyunda son günlerde özellikle sosyal medyayı çalkalayan iki tartışmayla yüz yüze geldik. Birisi Bugün yazarı, emekli savcı Gültekin Avcı’nın attığı tweet’ten çıktı. Diğeri de Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı ve AK Parti MKYK üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay’ın söylediklerinden... 

Gültekin Avcı, dershaneler tartışmasından yola çıkarak, cemaatin fedakârlığına dikkat çekmek amacıyla, Afrika’daki eğitim faaliyetlerine gönderme yapan tweet’inde şunları yazdı:
“Adını bile duymadığınız yaban ellerde yamyamlara medeniyet öğreten insanların feryatları ne zaman kara propaganda oldu?” 

Twitter kullanıcıları, özellikle de dershaneler tartışmasını yakından takip eden çevreler, Avcı’nın bu tweet’ine sert tepki gösterdiler. Avcı, bunun üzerine tweet’i sildi: “Neden mi sildim? Fitnecilerin üstüne bindiği şer atı olmasın diye. İdraksizlere payanda olmasın diye. Bazı edepsizler, ‘yamyam’ tabirinin mecazi olduğunu, gayretin zorluğunu ifade ettiğini anlayamamışlar. İhtimal ki idrak yolları iltihabı var.” 

‘Yamyam’ sözcüğü, tartışmasız, ırkçı bir tarif. Bunun tevil edilir bir yanı yok. Avcı bu kelimeyi özellikle mi seçti? Bence hayır. Afrikalıları, siyahları hedef almak, onları aşağılamak yönünde bilinçli bir tercihinin olabileceğini sanmıyorum. Ancak ‘insan hakları’ süzgecinden geçmemiş bir kültürel arkaplan, kişiye, kritik zamanlarda savunamayacağı sözler söyletebiliyor. Bir ‘insanlık hatası’ ile karşı karşıyayız... Hata yapılabilir... Avcı, en azından, bu ırkçı tabire gerekçeler uydurmak yerine, hatalı olduğunu kabul edip özeleştiri yapabilirdi. 

Türk ırkı var mıdır?
Prof. Dr. Aktay’ın Bayburt Üniversitesi’ndeki konferans sırasında, bir öğrencinin sorusunu yanıtlarken söylediği şu sözler dikkat çekti:
“ (...) vatandaşlık bağına dayalı yeni bir millet tanımı yapmak çok önemli. Millet mi diyorsun? Al sana millet! Sonuçta milletin ne olduğu, siyasilerin kararı ile içeriği doldurulan bir şeydir. (...) Sana demişler ki ‘Sen Türksün’. Ne demek Türklük? İşte Orta Asya’dan gelmişsin. Bir bakıyorsun, kaçımızın dedesi Orta Asya’dan gelmiş? (...) Türk nedir mesela? (...) Türk dediğin bir sentezdir zaten. Türk diye bir ırk yok.” 

Aktay, bazı öğrenciler tarafından protesto edildi. Değerlendirmesinin yol açtığı tartışma, ‘yamyam’ tweet’ine göre daha derinlikli bir konuyu ele alıyor.
“Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız” sözleri, Kara Harp Okulu Marşı’nın başlangıcı. Cumhuriyetin belli bir döneminde, kafatası ölçmek üzerinden Türklük tanımı yapılmaya çalışıldığını biliyoruz. Bütün bunlar, dünyanın, milletlerin, ülkelerin, insanların ‘ırk’lar üzerinden tanımlanmaya çalışıldığı, birey kavramının önemsenmediği bir alışkanlığı ortaya koyuyor.
Aktay, ırk üzerinden Türklüğü tarif etmenin sorunlu olduğuna dikkat çekerken millet kavramına yönelmenin daha doğru olacağına işaret ediyor. Millet sözcüğünün, sosyolojik gerçekliği daha iyi tanımlayabileceğini vurguluyor. 

Toplumları ırklar üzerinden açıklamaya, yönetmeye, örgütlemeye ve değerlendirmeye kalkan anlayış, geçen yüzyılın en önemli siyasi felaketlerine neden oldu. Hitler, bu ideolojiyle dünyayı kana buladı. Aktay, toplumsal bölünme riskine karşı, siyasi çözüm yolu üretmeye yarayabilecek sosyolojik ipuçları ortaya koyuyor.
Gültekin Avcı’ya dönersek... Kasıtlı olmasa bile, kendisini üstün bir ırktan, ‘medeni ırk’tan görmeye alıştığını itiraf etmiş bulunuyor. 

Irkçılık, bireysel bir sorundan çok, kolektif bir sorundur. Ortak bir kültürel arkaplana dayanır. Kişinin, içindeki ırkçılıkla, sadece bireysel olarak hesaplaşabilmesi çok kolay değil.
Kafalarda, dillerde, beyinlerde birikmiş pasların atılması öyle kolay olmuyor.