Haşim Kılıç, kavgaya aradan girdi

Haşim Kılıç, iktidar karşıtı cephede yer aldığını açık bir dille ilan ediyor. Anlaşılıyor ki bu kavga burada bitmeyecek.

Hukuk mu siyasallaştı, siyaset mi hukukla iç içe geçti, bu saatten sonra pek bir önemi kalmadı. Dün itibariyle Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç da yaptığı konuşmayla hükümet-cemaat (ve hatta hükümet-muhalefet) kutuplaşmasında, taraf olduğunu ilan etti. Kılıç, mahkemenin poziyonunu tartışmaya açan bir çıkış yaptı.

Konuşmasının en çarpıcı yanı, Kılıç’ın; 'paralel devlet' ve 'çete' iddiasını sık sık dile getiren Başbakan Erdoğan’a, bu noktada açıktan meydan okuması. Meydan okuma biçimi de 'paralel yapı'nın üslubuna yakın. Kılıç, şöyle dedi: “Elinde belge ve bilgi varsa açıkla, yoksa sus...”

17 Aralık

17 Aralık’tan bu yana, fotoğraf, net: Yargı ve emniyet içinde örgütlenmiş, ayrıca, medyadaki geniş bir koalisyondan enerji toplayan 'çekirdek güç', hükümetle bir iktidar kavgası içinde. Geri adım atmayı da düşünmüyor. Hükümet, saldırıları bertaraf edebilmek yani etkinliği kırabilmek amacıyla yasaları ve anayasal sistemi zorlayarak, bir dizi yasal ve idari önlem aldı, hâlâ da almaya devam ediyor.

30 Mart’ta, toplumun önemli bir çoğunluğunun, ortaya atılan ciddi yolsuzluk iddialarına rağmen, hükümetin arkasında durduğu anlaşıldı. 30 Mart’ta oluşan destek, hükümeti güçlendirse bile; kavga, derinliğini koruyor.

Hükümet-cemaat gerilimi; görülüyor ki bu kez de Cumhurbaşkanlığı seçimine odaklanmış durumda. İşte bu gerilim içinde, AYM kararları gündeme geldi. Mahkeme, HSYK Kanunu'nda Adalet Bakanı’na tanınan yeni yetkileri, iptal etti. Ardı ardına verilen kararlar, Başbakan’ın tepkisine yol açtı. Anayasa Mahkemesi Başkanı da son konuşmasıyla birlikte, sert bir karşılık vermiş bulunuyor.

Anayasa Mahkemesi
Hükümet ile cemaat (ve muhalefet) arasındaki, hızı kolay kolay kesilmeyecek gibi görünen çatışma ve kapışmanın yeni merkezini AYM’nin oluşturması, şaşırtıcı değil. Mahkemenin HSYK ve Twitter’la ilgili kararları, Başbakan ve hükümet tarafından, eleştirilere uğramıştı. AYM adına konuşan Başkan Kılıç, çok net ve direkt bir dille, kendi konumlarını savunuyor. Kılıç, bir kesim
tarafından 'demokrasi kahramanı' olarak tanımlanırken diğer bir kesimin de öfkesini çekiyor.

Tartışmanın; kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü gibi kavramların çok ötesinde anlamlar içerdiğini görebiliyoruz. Konuşma, kamuoyunda, esas itibariyle bir iktidar mücadelesinin, sertleşen bir alan kavgasının, AYM’ye de sirayet ettiğinin göstergesi olarak okunuyor.

Tabii, AYM, her zaman önemli bir iktidar odağı ve 'vesayet' alanıydı. 27 Mayıs darbecileri, Anayasa Mahkemesi’ni ihdas ederken, bu kurumun siyaset üzerinde vesayet kurmasını amaçlamışlardı. Mahkeme de bu misyonunu uzun yıllardan beri başarıyla yerine getiriyor.

Derinleşen kriz; HSYK, AYM ve Emniyet’le sınırlı değil. Bir iktidar kavgasının ortasında olduğumuz, açık. Yargının birçok kademesindeki benzer güç mücadelesi, şimdi daha net anlaşılır hale geliyor. AYM’nin açıktan bir taraf olarak devreye girmesi, bir kırılma noktası. 'Siyasi sistem'in ötesinde, ülkenin psikolojik ve kültürel yönelimi açısından da bir dönüm noktasından geçiyoruz.

'Vicdan yolsuzluğu'
Haşim Kılıç’ın şu sözlerinin altını çiziyorum: “Bu kez farklı renkte yeni bir vesayet sisteminin oluşmasına tanık olduk. Kimse bu yeni girişimin günahından kendini soyutlamasın. (...) Son dönemde yargı, 'paralel devlet' ve 'çete' diye nitelendirilen çok vahim ağır bir suçlamayla karşı karşıyadır. Herkes, bu iddialarla ilgili bilgi belge ve delilleri zaman geçirmeden ortaya koymak zorundadır. Gerek yargıda gerek yürütmede var olduğu iddia edilen bu kişilerin, tayin edilerek sorunu çözmenin anlamsızlığı açıktır. (...) Yargının karşı karşıya kaldığı bu iddianın adı vicdan yolsuzluğudur.”

Haşim Kılıç, iktidar karşıtı cephede yer aldığını açık bir dille ilan ediyor. Anlaşılıyor ki bu kavga burada bitmeyecek.