HDP'yi MHP ile koalisyona itenler...

HDP, MHP ile hangi temelde işbirliği yapabilir? Çözüm süreci temelinde mi? Yeni bir anayasa yapmak ve anayasadaki ırkçı vurguları tasfiye edip, yeni bir kimlik üzerinde uzlaşmak temelinde mi? Yoksa, 'düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü geliştirme' temelinde mi?

HDP'nin ve 40 yıllık bir çatışmanın temeli, 'Kürt kimliğinin reddiyle mücadele' üzerine kuruludur.

Devlet ve egemen milliyetçilik; yıllarca; inkar, imha ve asimilasyonu dayattı. Ülkedeki egemen ideolojik merkez ve onun saldırgan milliyetçiliği; hiçbir zaman, 'Kürtlerin milli varlığını' kabullenmedi. Onların kafasındaki çözüm paradigması, devlet şiddetini temel alıyordu.

Zaman içinde, devlet değişti. Otoriter devletçi zihniyet; askeri vesayetin geriletildiği oranda, bir kırılma yaşadı... Siyasi parti ve akımlar, geçmişe göre bu konuda farklılaşmaya başladılar. İlk etapta, Kürt meselesine en ılımlı yaklaşan kitle, dindarlar oldu. Ulusalcılar ise; 'Kürt gerçeğini kabullenme' noktasında, daha yavaş kaldılar. Ülkücülerin temel varlık zemini ise, Kürtleri ve farklılıkları reddederek şekillenmiştir.

Son seçimlerde; Tayyip Erdoğan'a öfkelenen ve AK Parti karşısındaki seçim yenilgilerinden yılan ulusalcıların bir kesimi, Kürtlere ilişkin bir 'güncelleme paketi' yüklediler. Ancak şartları vardı: 'Tayyip'e karşı bizimle aynı safta duracaksınız. Ona başkanlığı vermeyeceksiniz'... Seçime giden aylarda, tekrar tekrar HDP sigaya çekildi.

SONUÇLARI ONLARI UMUTLANDIRDI

Seçim sonuçları; 'AK Parti'yi yalnızlaştırabilmek' açısından, elverişli bir tablo ortaya çıkardı. 'Üç partinin bir araya gelmesi halinde, Tayyip Erdoğan'dan hesap soracak bir koalisyon oluşturulabileceği'ne ilişkin denklemler ortaya atıldı.

Bu noktada; 'seküler merkez'; HDP üzerinde, "sakın ha AKP'ye yönelme..." söylemini benimsedi.

Peki HDP'den istenen ne?  MHP'yi de içeren bir çerçeve içine girmesi... MHP; Kürt kimliğinin reddini varlığında sembolize eden, milliyetçi inkarcılığın kararlı savunucusu bir geleneği temsil eden bir parti. Son yıllarda,  bazı yaklaşımları değişse ve seçmen tabanlarında kısmi farklılaşmalar olsa bile; ana eksenleri belli.

HDP, MHP ile hangi temelde işbirliği yapabilir? Çözüm süreci temelinde mi? Yeni bir anayasa yapmak ve anayasadaki ırkçı vurguları tasfiye edip, yeni bir kimlik üzerinde uzlaşmak temelinde mi? Yoksa, 'düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü geliştirme' temelinde mi? Kılıçdaroğlu, böyle bir formülü gerçekten mümkün gördüğü için mi; yoksa, mümkün görmediğini kendi tabanına göstermek için mi; bu ısrarı sürdürüyor?

Ne olursa olsun, şu açık: Kılıçdaroğlu'nun çıkışı; ulusalcı cephenin çatışmacı saflarında ve paralel yapının karargahlarında, bayram havası estirdi. "13 yıllık değişim geri alınabilir. Kürtlerin de içinde olduğu veya dışarıdan destek verdiği bir cephe tarafından, 'arzulanan restorasyon' gerçekleştirilebilir" beklentisi epeyce taraftar buluyor. Birkaç fuatavni yorumu da tabloya heyecan katıyor.

HAYATIN GERÇEĞİ VE KÜRTLER 

'Kürtlerin, kendi varlıklarını reddeden aktörler içeren bir projeye, kolayca katılabilecekleri' beklentisi; en baştan itibaren,  gerçeklerle örtüşmeyen bir beklenti.

Zaten, birkaç gün içinde, hayat kendi gerçeğini dayattı. MHP, 'HDP bizim için yok hükmündedir' dedi. Ancak, 'MHP ile HDP ortak hareket edebilir' analizleri, hala tamamen rafa kalkmış değil.

Seçim gecesinden itibaren söylediğimizi tekrar edelim: Tablo, uzlaşmayı gerektiriyor. Uzlaşma çabasının ve üslup değişiminin; öncelikle, iktidar partisinden gelmesi gerektiğini düşünüyorum. AK Parti, yeni bir döneme girildiğinin bilinciyle hareket etmeli. HDP'ye yönelik dil değişmeli. Tabii, HDP'nin de; üzerindeki 'projeci', 'çatışmacı' baskıyı alt edebilecek bir  siyasi zeka ortaya koyması, önem taşıyor. Bunlar elbette çok kolay olmayabilir. Ancak, eninde sonunda, uzlaşma eğiliminin ağır basacağını düşünüyorum.

Benim ilk günden beri en anlamlı bulduğum formül, AK Parti- HDP koalisyonu. Yıllar boyunca statükoyla çatışmış ve ana kırılma noktalarında reformcu duruş sergilemiş olan bu iki gelenek, bir araya gelebilmeli. CHP ile AK Parti işbirliği de bu uzlaşmayı reddetmeyen bir hale dönüşebilir.

PYD-IŞİD KARŞILAŞTIRMALARI

Dikkat çekici bir başka not: Son günlerde gazete manşetlerine çıkan, "PYD IŞİD'den tehlikeli" değerlendirmeleriyle, AKP-MHP koalisyonu mu olgunlaştırılıyor? Kürtlerle çatışmacı bir zemin mi oluşturulmak isteniyor? 

Türkiye'nin yeni bir milliyetçi kalkışmaya itilmesi mi arzulanıyor?

Çıkış yolu, milliyetçiliği aşan bir uzlaşma zemininin oluşturulmasından geçiyor.