Hrant Ergenekoncuları görmüştü...

Hrant?la öldürülmesinden bir yıl önce, bir tertip izlenimi veren Antalya Akdeniz Üniversitesi?nin düzenlediği bir toplantıdan dönüyorduk.

Hrant’la öldürülmesinden bir yıl önce, bir tertip izlenimi veren Antalya Akdeniz Üniversitesi’nin düzenlediği bir toplantıdan dönüyorduk. Havaalanından bir taksi tuttuk, taksi önce beni Cumhuriyet’e, sonra da onu Agos’a bırakacaktı. Onunla son tehditleri konuştuk. Bugün Ergenekon davasından yargılanan önde gelen isimlerden birisinin duruşmanın kapısında belirmesinden çok korktuğunu söyledi. Korkusu kendisinden çok ailesi içindi.
Ölümünden altı ay önce yine Antalya’da birlikte katıldığımız bir medya panelinde açıkça 2007 yılının büyük saldırılara gebe olduğuna dikkat çekmişti. Danıştay saldırısında öldürülen Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in cenazesini Antalya’da oteldeki TV’den izledikten sonra yapmıştı konuşmasını.
O konuşmasında bu saldırının da bir tertip olduğunu ve Türkiye’de rejim mühendisliği yapanların eseri bulunduğunu söylemişti. Onu, bu ülkeyi karıştırarak, kamplaşmalara zorlayarak bir askeri darbe ortamı yaratmak isteyenlerin öldürdüğünü şimdi daha iyi görüyoruz.
***
Hrant’ın öldürülmesi Türkiye’de derin bir sarsıntı yarattı. Vicdanları yaraladı. Değişik görüşten insanlar, bu ölümü içlerine sindiremediler. Büyük tepki gösterdiler. İşte bu büyük tepkinin de etkisiyle katil ve yakın çevresi ortaya çıkarıldı. Olayın İstanbul Emniyet Müdür ve Savcısı’nın iddia ettiği gibi “milliyetçi gençler münferit tepkisi” olarak tezgâhlanmadığı bu büyük takibin sonucu kısa sürede ortaya çıktı.
Zorluk cinayetle ilişkisi bulunanların devlet görevlileri olmasındaydı. İhmalin çok ötesinde kasıtlı bir tutum içinde bulunduklarını anlamak için çok derin araştırmalara da gerek yoktu. Ancak, adaletin terazisini bulmak bu ülkede hiçbir zaman kolay olmadı, çoğu zaman mümkün olmadı.
Trabzon Jandarma Komutanı Albay Ali Öz hâlâ hâkim karşısına çıkarılabilmiş değil. O yönde önemli adımlar atıldığı bir gerçek. Diyebilirsiniz ki, Ali Öz daha önce yaptıklarının hiçbir zaman hesabını vermedi ki! Bu kez en azından hesap verecek bir yola girildi.
Cinayetin örgütlendiği dönemin Trabzon Emniyet Müdürü, cinayet sırasında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olan Ramazan Akyürek hakkında inceleme izninin Başbakan tarafından imzalanması da bir gelişme. Ancak bu adımların hiçbirisi adaletin gerçekleşebileceğinin garantisi değil.
Dink ailesinin avukatı Fethiye Çetin, görevde en azından ‘ihmali’ görülen devlet yekililerinin hâlâ soruşturmanın yürütüldüğü makamlarda yetkili görevlerde olmalarının ciddi bir engel sayıldığını ifade etti. Doğru değil mi? Haklarında soruşturma açılmasıyla birlikte başka görevleri kaydırılmaları gerekmiyor mu?
Albay Ali Öz’ün gerçek anlamda sorumluluklarının hesabını yargıda vermesi, belki onun da gerçekleri ifade etmesini beraberinde getirebilir. Kasıt gibi görünen ‘ihmal’ini kendi başına mı yaptı? Disiplini yüksek bir kurum olan jandarmada acaba Ali Öz astlarından aldığı bu bilgiyi kendisine mi sakladı, yoksa üstlerine bildirdi mi?
Hrant Dink davasına neresinden bakarsak bakalım,  bugüne kadarki siyasi cinayetlerin izleriyle aynı yere çıkıyor. Cinayetin ne olduğunu aslında bizler de biliyoruz, devletin çeşitli yerlerindeki sorumlular da.
Tayin edici olan bu konudaki toplumsal duyarlığın devam etmesi ve siyasi iradenin kararlı davranmasıdır.
Halil Ergün dün Hrant’ı anarken yaptığı konuşmasında bu gelişmeleri şöyle ifade etti: “Dava zor ilerliyor. Adalet için daha çok yol almamız gerekiyor. Bu ülkede yıkılması gereken daha çok duvarlar var. Hrant’ı öldürenlerin, öldürtenlerin ırkçı, milliyetçi darbeciler olduğunu şimdi daha net görüyoruz...
Senin ölümünün kahrı ve isyanıyla, adaletin terazisi denk gelmiyor. Sabırla takip ediyoruz. ”
Sabırla takip edeceğiz... 
Bu toprakların çocuğu sevgili Hrant!
Senden ve bu ülkenin tüm Ermenilerinden yapamadıklarımız için özür diliyorum.