Hrant'ın ölümüne karar veren merkez...

Son aylarda ortaya çıkan bilgiler ve yazılan iddianame, cinayetin aydınlanması adına, yeni ipuçları getirdi. Bu bilgiler içinde en çarpıcı olan; cinayet anında jandarma istihbarat görevlilerin olay yerinde bulunduklarının ortaya çıkması.

Sevgili Hrant'ı kaybedişimizin üzerinden 9 yıl geçti. Acı dinmiyor. Onu bir arkadaş olarak kaybetmenin çaresizliğini, yokluğunun yarattığı boşluğu hep hissediyoruz. O, herşeyin ötesinde, bugünün Türkiye'si için gerekli bir isimdi. Özgürlükçü duruşu, aklından geçen her şeyi dobra dobra söyleyebilmesi; etkisini arttırıyordu. O olsaydı daha fazla olacaktık... Onun karşısında boynumuz bükük. Ölümüne engel olamadığımız gibi, katillerinden de hesap soramadık.

Son aylarda ortaya çıkan bilgiler ve yazılan iddianame, cinayetin aydınlanması adına, yeni ipuçları getirdi... Bu bilgiler içinde en çarpıcı olan; cinayet anında  jandarma istihbarat görevlilerin olay yerinde bulunduklarının ortaya çıkması... Aslında, cinayetten hemen sonra belgelenmesi mümkün olabilecek bir bilgiydi bu. Çünkü: Cep telefonu kayıtları ve bölgedeki kameralar, cinayet anını belgelemişti.

ENGEL BİR ÖLÇÜDE AŞILDI

Ama, buna, birileri, uzun süre engel oldu. Bu engel, Paralel Yapı'yla ilgili operasyonların yapılmasının ardından, aşılabildi.

Bu yapı, emniyetteki istihbarat ağına egemendi. Belli ki, cinayetin planlandığını başından beri biliyor, izliyor ve kaydediyorlardı. Örgütsel hedefleri için, Hrant Dink cinayetini kaydetmişlerdi.

HÜKÜMETİN SORUMLULUĞU

Cinayetin bugüne kadar çözülememiş olması, hükümetin sorumluluğu kapsamında değerlendirilebilir. Bazı bürokratların, cinayetle irtibatlarına rağmen, hala işlerinin başında tutulmaları; hükümetin davaya yaklaşımını adına olumsuz bir görüntü veriyor.

Ancak, bugün geldiğimiz nokta açısından, önemli ipuçlarının oluştuğunu söyleyebiliriz. Cinayette ihmali bulunan ve  öldürmeye azmettirici olan devlet görevlileri, son iddianameyle, üç aşağı beş yukarı ortaya çıktı. İddianame, gerçeği ortaya çıkarabilecek verileri, büyük ölçüde içeriyor.

JANDARMA İDDİANAMEYE GİRMEDİ

Bu iddianamede eksik olan, jandarmanın cinayette oynadığı rol.  İddianame ve soruşturmalar sayesinde artık bazı gerçekleri daha net şekilde saptayabiliyoruz: Trabzon ve İstanbul jandarma istihbarat teşkilatına bağlı 6 görevli, telefon kayıtlarına göre cinayet anında olay yerinde. Buradaki iki jandarma istihbaratçısının isimlerinin de belirlendiği açıklandı.

Yine aynı şekilde, iki jandarma istihbaratçısının cinayetten önce, Hrant Dink'in Bakırköy'deki evine gidip inceleme yaptıkları da saptandı; isimleri de belli oldu.

Bütün bu görevlilerin, Jandarma Yüzbaşı M.D ile, olay öncesinde, olay anında ve sonrasında telefonla görüştükleri de belgelendi.

BAKIRKÖY'DE EVİ DE İZLENMİŞ

El Cezire'nin internet sitesinde, Selahattin Günday imzalı iki haberde, bu konudaki gelişmeler şöyle özetlendi:

Hrant Dink cinayetinden önce Dink’in oturduğu apartmana giden iki kişinin Trabzon Jandarma İstihbarat görevlisi olduğu tespit edildi. Soruşturma aşamasında, Hrant Dink’in Bakırköy’deki evinin bulunduğu bölgenin de, HTS kayıtları incelendi. Jandarmaya ait bazı numaraların, Dink’in evinin bulunduğu bölgede sinyal verdiği, tespit edildi. Bazı jandarma görevlilerinin cinayetten önceki dönemde Dink’in evinin çevresini izledikleri anlaşılıyordu.

Savcılık, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan, cinayet gününde, bölgedeki HTS (Cep telefonu) kayıtlarını istemişti.  HTS kayıtlarında, cinayetin işlendiği gün bölgeden sinyal veren altı numaranın Jandarma İstihbarat üzerine kayıtlı olduğu, tespit edilmişti.

Cinayetin tetikçisi Ogün Samast ifadesinde ‘kendisinin takip edildiğini’ belirtmişti. Cinayet günü kendisini takip edenleri farkettiğini, bu kişilerin polis olmasından şüphelendiğini belirten Samast, "Yasin Hayal’i aradım. Takip edenler olduğunu söyledim. Yasin Hayal de ‘Korkma onlar bizden’ diye konuştu.” şeklinde ifade verdi. Bu ifade sırasında, Samast’a, kamera görüntüleri de izlettirildi. Samast, görüntülerde, kendisini takip eden üç kişiyi teşhis etti.

El Cezire muhabiri Günday, özel haberinde, bu bilgiler ışığında şu noktaya varıyor:

"Bu kişiler savcılığın şüphelendiği gibi jandarma istihbaratçıları ise ‘Hırant Dink’in jandarma nezâretinde öldürülmüş’ olduğu ortaya çıkacak."

Bu bilgiler, "jandarma nezaretinde cinayet" sonucuna işaret ediyor.  Ancak, hazırlanan iddianamede, ‘jandarma’ şüpheliler arasında yer almadı.

Başsavcı vekilliği, olay anına ilişkin güvenlik kameralarında, Ogün Samast’a gözlemci ve takipçi olduğu düşünülen bir kısım şüpheliler ile ilgili çalışma yapıldığını belirtti: “Bu kişilerin Trabzon ve İstanbul Jandarma personeli olduğu tespiti yapıldı. Bu kişilerin örgütsel yapı içinde hareket ettikleri yönünde ciddi deliller bulunmaktadır”

CİNAYETİN MERKEZİNDEKİ İSİM YÜZBAŞI M.D.

Emniyet kaynakları, Dink cinayetiyle bağlantılı telefon trafiğinin merkezinde, M.D isimli bir jandarma yüzbaşının olduğunu tespit etti. Bu kişinin; cinayet öncesi ve sonrasında, Trabzon ve İstanbul Jandarma İstihbaratı arasında koordinasyon sağlayan kişi olduğu bilgisi, soruşturma makamlarında mevcut.

Yüzbaşı M.D.’nin, cinayet mahallinde bulunduğu belirlenen jandarma istihbaratçılarıyla, cinayet öncesinde, olağanüstü   yoğunlukta telefon trafiği tespit edildi.

Hrant Dink’in Bakırköy’deki evine giden Trabzon jandarma istihbaratına bağlı personeli İstanbul’da karşılayan kişinin, Jandarma Yüzbaşı  M.D. olduğu tespit edildi.

8 sene sonra geldiğimiz nokta, gelip dayandığımız gerçek bu...

Yüzbaşı M.D., bu emirleri kimin adına ve hangi merkezin emriyle vermişti?

Bir adım daha atılabilirse, gerçek katilleri öğrenebileceğiz...

Cinayeti planlayan merkez ortaya çıkacak.

Takipçisi olacağız.

Hrant'ı ölümünün 9. yılında Halaskargazi caddesinde, vurulduğu yerde, vurulduğu saatte, 15.00'te anacağız...