İhsan Özkes, nasıl milli mesele haline geldi? 

İhsan Özkes'in, Abdülkadir Şener'in, ya da partisini değiştirdikten sonra, ayrıldığı örgütüne ve liderine ağır ifadeler kullanmış siyasilerin bir dökümünü yapsak; son derece zengin bir liste çıkar.

İhsan Özkes, 30 Ağustos resepsiyonunda, (tüm milletvekillerinin olduğu gibi, kendisinin de davetli olduğu) Cumhurbaşkanlığı’nın Ankara Beştepe'deki yeni köşküne(veya, popüler tabirle, Saray'a) gidince, kıyamet koptu. İhsan Özkes, şu an, bağımsız milletvekili. Üsküdar Müftülüğü dahil, bir çok ilçede müftülük yapmış, bir din adamı.

İki dönem CHP'den milletvekili seçilen Özkes; 30 Mart yerel seçimlerinde, Üsküdar'da, CHP’den belediye başkan adayı oldu. Seçimi az farkla yitirdi. Son seçimlerin ardından, tepkisel bir açıklamayla, CHP'den istifa etti.

İhsan Özkes'in daha önce Erdoğan'la ilgili, Beştepe'yle ilgili söyledikleri, şimdi önüne koyuluyor. Gerçekten de, birçok CHP'li gibi, birçok muhalif gibi, Özkes de; CHP'de iken, Tayyip Erdoğan'ın şahsına, Beştepe'de inşa edilen yeni Cumhurbaşkanlığı köşküne ilişkin, ağır ifadeler kullanmıştı.

SÖYLEDİĞİNİN TERSİNİ SÖYLEMEK

Köşke gidince, geçmişte söylediklerinin tam tersi yönde bir çizgi tutturması; doğal olarak, tepkilerin yükselmesine neden oldu. Resepsiyona katıldıktan sonra attığı tweetlerde, "Hz. Muhammed de Atatürk de, yaşasalardı, saraya gelirlerdi" şeklinde özetlenebilecek ifadeler kullandı. Kendisi, daha önce, "Burada haram var Hz. Muhammed o saraya gitmezdi" demişti.

Özkes, eleştirileri şöyle yanıtlıyor: "30 Ağustos nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği resepsiyona katıldım diye bana hücum edenleri Allah ıslah eylesin. CHP'de iken söylediklerimi yazıp çizenler her halde benim incitici eleştirilerim nedeniyle hicap duyduğumu, o sözlerimi duymamışlar sanırım. (...) Hz. Muhammed, bu gün yaşıyor olsa Saraya girer mi, bu akşam orada hissetim ki kesinlikle girerdi, çünkü orada sünnetten emareler çok.(...) Sanki bir ayıp işlemişim, bir günah işlemişim gibi saldıranlara Allah akıl fikir versin. Nedir bu Tayyip Erdoğan düşmanlığı? Allah ıslah etsin. Meraklılar için söyleyeyim, Atatürk de bu gün yaşıyor olsa bu akşam mutlaka Saray'da olurdu."

"BEN CHP'Lİ DEĞİLİM" 

Özkes, değişimini şöyle anlatıyor: "Benim CHP'de iken söylediklerimi bırakın, ben artık vallahi de billahi de 'CHP'li İhsan Özkes' değilim, ben İhsan Özkes'im lütfen kabullenin. 'Tayyip Erdoğan düşmanlığı, PKK dostluğuna götürüyorsa, burada düşünmek gerekmez mi' demiştim, ben de düşündüm ve Saraya gittim. Siz de gidin."

ÖZKES OLAYI ÜZERİNDEN DÜŞÜNMEK

İhsan Özkes'in, çeşitli çevreler tarafından topa tutulması, normal. Tuğrul Türkeş de, benzer bir psikolojiyi tetikliyor. Onun da geçmişte Tayyip Erdoğan'a ağır suçlamalar yönelttiğinin belgeleri sosyal medyanın önde gelen malzemelerinden.

Tabii, ters yönde örneklerden de söz etmek mümkün: Abdüllatif Şener, AK Parti'nin kurucu kurmayları arasındaydı. Sonra istifa etti. Tayyip Erdoğan'a yönelik suçlayıcı değerlendirmeleriyle, muhalif çevrelerin gözünde kıymet kazandı.

İhsan Özkes'in, Abdülkadir Şener'in, ya da partisini değiştirdikten sonra, ayrıldığı örgütüne ve liderine ağır ifadeler kullanmış siyasilerin bir dökümünü yapsak; son derece zengin bir liste çıkar. Belli bir tarafta siyaset yaparken, yolsuzluk edebiyatında destanlar yazanların; taraf değiştirince, bu konuları unuttuklarını da, sık sık görüyoruz. Bu ülkeden, tutarsızlık konusunda, doktora tezleri bile yazılabilecek miktarda, malzeme çıkar.

Hatırlayalım: İhsan Özkes, bir zamanlar, CHP'lilerin baştacıydı. Dili kemiksiz ve sertti, suçlamaları ağırdı. Üslubu belki çok değişmedi, ancak durduğu yer değişti. Ona bugün sosyal medyadan ağır suçlamalar yönelten kesimler; geçmişte, aynı “kötü” üsluptan, rahatsız görünmüyorlardı. Tam tersine, hoşnuttular.

"Benim saflarımda olduğu sürece her yaptığı iyidir, karşı tarafa geçmediği sürece sorun yoktur" anlayışı, sakat bir anlayış. Siyasetteki karalayıcı, kutuplaştırıcı dil; artık kimseyi şaşırtmıyor. Anormallikler, normalleşiyor.

Özkes, kendi dilinin belasını çekiyor...