IRA'nın öldürdüğü Prens Charles'ın büyük amcası...

Pat Sheehan toplam 10 yıla yakın cezaevinde yatmış. Rosie McCorley de farklı değil. Onun da cezaevinde 8 yılı geçmiş. Şimdi ikisi de parlamentoda milletvekili. "Devletin bizi, bizim devleti yenemeyeceğimizi anladıktan sonra, silahın gereksiz olduğu sonucuna vardık" diyorlar.

Şiddetin ve ölümlerin ülkesi olarak ün yapmış İrlanda'nın merkezindeyiz. Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'tayız. Demokratik Gelişim Enstitüsü(DPI)'nün düzenlediği gezide çatışmanın taraflarını da kapsayan değişik ve ilginç görüşmeler yapıyoruz.

Önceki gün, ilgiyle dinlediğimiz (Güney) İrlanda Cumhuriyeti'nin eski Başbakanlarından(1997-2008) ve barışçı çözümün etkili isimlerinden Bertie Ahern, vedalaşırken gülümseyerek bize döndü ve şunları söyledi: "Bu akşam Belfast'ta kalacağınız Avrupa Oteli, Avrupa'da en çok bombalanmış oteldir." Yan geçmişteki çatışmaların tam merkezine gelmiş bulunuyoruz.

Bölünmüş İrlanda'yı, bunun toplumsal arka planını, İngiltere'nin rolünü anlamaya çalışıyoruz. 30 yıl süren binlerce insanın(3600) yaşamına mal olan şiddet ve terör eylemlerinin nasıl sonlandırılabildiğini, değişik taraflardan, değişik perspektiflerden dinliyoruz. Bu yazıyı, Starmont House olarak bilinen İngiltere'nin Kuzey İrlanda Büyükelçiliğinde yazıyorum. İngiltere'nin barış sürecindeki rolünü dinliyoruz.

Pat Sheehan ve Rosie McCorley.

İLK ZİYARET

Belfast'ta sabah yerel gazeteleri okurken, ilginç bir habere rastladım. İngiltere Prensi Charles, çatışmalarda İRA tarafından öldürülen büyük amcasını anmak amacıyla, Mayıs ayı içinde iki İrlanda(İrlanda Cumhuriyeti-Kuzey İrlanda)'yı kapsayan bir ziyaret planlamıştı. Bu bir Kraliyet ailesi mensubunun iki İrlanda'ya aynı anda yaptığı ilk ziyaret olacaktı.

Gazetenin haberine göre; Amca Lord Mountbatten uzaktan kumanda bir bombayla 1979 yılında öldürüldüğünde 79 yaşındaydı. Amcanın ve iki yakınının öldürülmesinden sorumlu, deneyimli bomba yapımcısı, İRA üyesi Thamos Mc Mahon, 18 yıllık tutukluluğun ardından 1998 yılında imzalanan "Hayırlı Cuma Antlaşması"yla serbest bırakılmıştı. Bırakıldıktan sonra Sinn Fein'e destek veren Mc Mahon, Gery Adams'ın seçim kampanyasına da katılmıştı.

Barışın gerçekleşmesiyle bu ziyaretler de yapılabilir hale gelmişti.

MECLİS'TE 'İKİ TERÖRİST'

Kuzey İrlanda Parlamentosunda görüşeceğimiz iki isim, Sinn Fein miletvekilleri Pat Sheehan ve Rosie McCorley'di. Yıllarca bu ülkenin yasaklısı kabul edilen Sinn Fein, şu anda Parlamento'nun ikinci partisi durumundaydı ve hükümette bakanları bulunuyordu. Hayırlı Cuma antlaşması, Meclis'te temsilcisi olan partilere, aldıkları oy oranı kadar bakanla temsil edilme imkanı vermişti.

Pat Sheehan toplam 10 yıla yakın cezaevinde yatmıştı. İlk tukuklandığında 20'li yaşlarındaydı. Boby Sands ve 8 arkadaşının ölümüyle sonuçlanan ölüm oruçlarına katılanlardan birisiydi. 55 gün grev yapmış ve vücudunda ağır hasarlar oluşmuştu. Çok ağır bombalamalarla suçlanıyor, "azılı terörist" olarak anılıyordu.

Rosie McCorley bir "kadın terörist" olarak ondan farklı değildi. Onun da cezaevinde 8 yılı geçmişti. Hayırlı Cuma anlaşması imzalanınca şartlı salıverilenler arasında bu iki milletvekili de vardı.

Geçmişin "iki azılı teröristi" olarak adlandırılan bu iki siyasetçi, şimdi, IRA'nın yasal kolu olarak kabul edilen Sinn Fein'in Parlamentodaki iki etkili ismi olarak milletvekili sıralarında oturuyorlardı. Bizi de Starmont tepesindeki Meclis binasında onlar konuk ettiler.

"Devletin bizi, bizim devleti yenemeyeceğimizi anladıktan sonra, silahın gereksiz olduğu sonucuna vardık" dediler.

Pat Sheehan'ın, 1981'de Boby Sands'in ölümüyle sonuçlanan, hala ülkede bir efsane olarak anlatılan, aüzerine filmler yapılan, açlık gervlerine ilişkin önemli bir değerlendirmesi vardı: "Biz açlık grevlerini siyasi tutuklu statüsünü İngiliz hükümetine kabul ettirmek için başlattık. Onlar bize adi mahkum muamelesi yapıyorlar ve adi suçlu gibi davranıyorlardı. Biz siyasi tutukluyduk, bunu istiyorduk. Taleplerimizi kabul etmeyince Boby Sands'i milletvekili adayı göstermeye karar verdik. o cezaevinde iken milletvekili seçildi. Ama açlık grevinde öldü. Eğer seçilemeseydi işimiz çok zor olacaktı. Seçilince arkamızda önemli bir kitle desteği olduğunu kanıtlamış olduk. Böylece siyasi mahkum statüsünü de kabul ettirdik."

İki IRA militanı, milletvekili şimdi barışın kalıcı olması için çalışıyorlardı. Hedefleri iki İrlanda'nın birleşmesi ve bağımsız tek İrlanda'ya kavuşmaktı.

İrlanda'da çok zor aşamalardan geçen barışa ilişkin anladıklarımızı, dinlediklerimizi, gördüklerimizi paylaşmaya devam edeceğiz.

-------
Bugün 19.15'te Taksim'de Fransız Konsolosluğu önündeyiz. 24 Nisan 1915'te başlayan Ermeni Soykırımı'nda yitirdiğimiz Ermeni yurttaşlarımızı anacağız.