İspanya'nın çözümü, Bask örneği

Polis Akademisinde düzenlenen 'Kürt Çalıştayı' sırasında akademi öğretim üyelerinin yaptığı bazı araştırmaların broşürler halinde basılmış kopyalarını gördük. Sağ olsunlar bu broşürleri toplantı sırasında bir dosya halinde...

Polis Akademisinde düzenlenen ‘Kürt Çalıştayı’ sırasında akademi öğretim üyelerinin yaptığı bazı araştırmaların broşürler halinde basılmış kopyalarını gördük. Sağ olsunlar bu broşürleri toplantı sırasında bir dosya halinde bizlere de verdiler. Bu araştırmalardan birisi İtalyan Kontrgerilla’sı Gladyo üzerineydi. Bir başkası İspanyol anti-terör örgütü GAL’i anlatıyordu. Bu örgütlerin yasadışı eylemlerinin ortaya çıkarılma süreçleri de oldukça ilginçti. Bizdeki Ergenekon davasına benzer süreçlerle karşılaştırılabilirdi.
Araştırmalardan birisi de ‘Bask milliyetçiliği ve ETA’ başlığını taşıyordu. Kürt sorununda çözüm arayışlarının arttığı bir dönemde İspanyolların bu işi nasıl yoluna koyduklarını anlamakta büyük yarar olduğu ortada. Elbette her ülkenin kendi tarihsel ve toplumsal gerçekliği bulunuyor. Hiçbir ülkenin deneyimi başka bir ülke tarafından tam olarak model alınamaz. Ancak yaşananlardan bazı dersler çıkarılabilir, çözüm yollarından yararlanılabilir. Basklıların taleplerinin karşılanmadığı düşüncesinden kaynaklanan ETA şiddetine karşı İspanya’nın mücadelesi, bizim açımızdan oldukça ilginç sayılabilecek olan öğeler içeriyor. O nedenle bu araştırmayı büyük bir merakla okudum.
***
Araştırmacılar Bask bölgesinde yoğunlaşan ETA örgütüne karşı İspanya’yı yöneten iradenin izlediği seyri şöyle özetliyorlar: “İspanya’nın ayrılıkçı ETA terör örgütüne karşı aldığı tedbirlere baktığımızda sertlik yanlısı militarist politikalardan sivil odaklı, yumuşak güç kullanımına dayalı politikalara doğru bir seyir takip ettiğini görürüz.”
Yönetimden gelen sertlik yanlısı tepkiler, ETA örgütünün kitlesel destek sağlamasına da zemin hazırlamıştı. Bizdeki 12 Eylül dönemine benzer bir süreç çok daha önce Franco İspanyası(1939-1975)’nda yaşanmıştı. ETA, Franco`nun faşist rejimine karşı yürütülen mücadelenin simgesi haline gelmiş, hatta güvenlik güçlerinin hedef alınması toplumun belli kesiminden destek bile görmüştü. ETA, Bask halkının yıllardan beri sahip olduğu iç dinamiklerle Franco rejiminin baskıcı uygulamalarının birleşmesinin sonucu olarak doğmuştu.
Franco döneminde ETA’ya yönelik bastırma politikalarını ‘Baskı-Eylem-Baskı’ şeklinde tanımlamak mümkündü. ETA, Franco’nun baskıcı rejimine karşı şiddet eylemlerine başvuruyor, güvenlik güçleri buna sert karşılık veriyor ve ETA buna aynı sertlikle karşılık verince şiddet sarmalı büyüyor, ETA’nın toplumsal desteği artıyordu. Araştırmacılar bu dönemi de şöyle özetliyorlar: “Bu stratejinin Franco döneminde büyük oranda başarılı olduğu söylenebilir. Çünkü ETA’nın şiddet eylemlerini tasvip etmeyen Basklılar dahi artık bu baskılar nedeniyle ETA’ya sempatiyle bakmaya başlamışlar, örgüt çok rahat bir şekilde eleman temin edebilmiştir.”
***
Franco’nun ölümü ve İspanya’nın demokrasi sürecine girmesiyle birlikte ETA ile mücadelenin biçimi de zaman içinde değişime uğradı. 1977’de Suarez’in Başbakan olmasıyla demokratik süreç hızlandı, genel afla Basklılar da serbest bırakıldı, bölgeye yönelik askeri uygulamalar yumuşatıldı.
Bu süreç de ciddi tartışmalara neden olmuş, demokratik açılımların terörün güçlenmesine neden olduğunu iddia eden muhalefet ve bürokratik yapı bu açılımlara direnmişti. Bu demokratikleşme sürecinin en önemli ürünüyse ortaya cikan yeni anayasaydı. Yeni İspanyol anayasası ‘bölgelerin ve milliyetlerin özerklik hakları’nı güvence altına almıştı.
1979 yılında Bask bölgesine Katalanya ve Galiçya ile birlikte özerklik verildi. Bu özerklikle bölgelere şu olanaklar tanındı: Yüksek derecede mali özerklik, vergilerle ilgili düzenleme yapabilme ve vergi toplayabilme, polis gücü oluşturabilme, Bask radyosu ve televizyonu kurabilme, özerk eğitim sistemi ve özerk sağlık sistemi oluşturabilme gibi bir dizi yetki. Ulusal güvenlik ve dış politika dışında bütün konularda Bask özerk parlamentosu yetkili hale geldi.
Bask özerk bölgesinde bugün Bask Milliyetçi Partisi BNV iktidarda bulunuyor. Bu parti şiddet karşıtı bir çizgi izliyor, bu nedenle ETA’nın kontrolü altında olduğu bilinen Herri Batasuna ile siyasi mücadele yürütüyor. Öte yandan Basklıların siyasi ve sosyal haklarını sonuna kadar savunmayı sürdürüyor. Zaman zaman Bask bölgesinin bağımsızlığını savunacak kadar ileri taleplerle ortaya çıkabiliyor.
ETA’yı marjinalize eden asıl gelişme Zapatero liderliğindeki İspanyol Sosyalist Partisi’nin 2004 yılında iktidara gelmesi oldu. Zapatero, daha önceki sağcı Aznar iktidarından farklı olarak etnik sorunlara daha demokratik yaklaşmaya başladı ve örneğin Katalanların herhangi bir azınlık değil ayrı bir ulus olduklarını resmen kabul etti.
Zapatero’nun bu yaklaşımı ‘İspanya bölünüyor’ diyen ana muhalefet partisinin sert tepkilerine neden oldu, İspanya ordusu içinde de itirazlar yükseldi. Ancak Zapatero’nun yaklaşımı etkisini gösterdi, ETA toplumsal desteğini büyük ölçüde yitirdi ve giderek eylemsizleşmeye başladı. Son yıllarda İspanya’da ETA eylemleri neredeyse yok denilebilecek bir düzeye indirilmiş durumda.
Tabii ki İspanya örneği İspanya örneğidir.
Biz kendi sorunumuzu kendi aklimiz ve kendi bilincimizle halledeceğiz. Yine de bu örnekten çıkarılacak dersler mutlaka vardır.