İsrail'de Arapça, Türkiye'de Kürtçe

Hala, Kürtçenin devlet okullarında öğretilmesi konusunda engeller sürüyor. Kürtçenin "resmi dil" olarak kabul edilmesiyse, neredeyse bir "kırmızı çizgi" düzeyinde tehlike unsuru olarak görülebiliyor.

Türkiye'deki Yahudi cemaatinin haftalık gazetesi Şalom'un 28 Ekim tarihli sayısındaki bir haberi kesip sakladım. Sizlerle paylaşmak istiyorum.

Haberin başlığı şu: "İsrail'de okullarda zorunlu Arapça"… Haberin spotu da şöyle: "İsrail, okullarda 1.sınıftan itibaren Arapça dersinin zorunlu olarak okutulması için sunulan yasa tasarısını onayladı."

Kanunlaşan tasarıyı öneren kişi, Likud Partisi milletvekili Oren Hazan. Hazan, yasayı neden önerdiğini şu gerekçelerle anlatıyor:"Terörün arttığı ve birliğimizin bozulduğu bu günlerde, vatandaşlarımız arasındaki anlaşmazlığı gidermek büyük önem taşıyor. Bunu başarmanın en iyi yolu da birbirimizi anlamaktan geçiyor. 1.5 milyon İsrailli Arap'ın kültürünü, düşünce yapısını ve Ortadoğu'da Arapça konuşan milyonlarca kişiyi anlamanın tek yolu bu."

ARAPÇA'NIN ÖĞRENİLMESİ

Erken yaşlardan itibaren Arapça eğitimi alan Oren Hazan; Arapça'nın, İsrail'in farklı kesimlerinden binlerce kişiyle iletişim sağlamada kendisine önemli katkılarının olduğunu söylüyor.

Bu kanunun kendi gelecekleri açısından taşıdığı değereyse şöyle vurgu yapıyor: "Yahudiler, Arapların İbraniceyi konuştukları gibi Arapça konuşmayı öğrendiklerinden daha güzel günler göreceğiz."

Bu haberi neden sizlerle paylaştım tahmin edersiniz. Türkiye'de de Kürtçenin eğitime dahil edilmesi meselesi, hala bir sorun olarak önümüzde duruyor. Bu konuda bazı adımlar atıldı. Kürtçe seçmeli ders olarak istenebilir bir hale geldi. Devlet televizyonu Kürtçe yayın yapıyor. 

KÜRTÇE'NİN ÖĞRETİLMESİ

Öte yandan, hala, Kürtçenin devlet okullarında öğretilmesi konusunda engeller sürüyor. Kürtçenin “resmi dil” olarak kabul edilmesiyse, neredeyse bir “kırmızı çizgi” düzeyinde tehlike unsuru olarak görülebiliyor.

İsrail örneği, birçok açıdan önemli. Onlar, Arap direnişiyle (ya da kendi ifadelerine göre söylersek, "Hamas terörü"yle) nasıl baş edebileceklerini tartışıyorlar.  İsrail’de de, "imha edelim"ciler olduğu gibi, bu yaklaşımdan bir sonuç çıkmayacağını öngörebilenler de var.

Meclisin çoğunluğu (ya da İsrail'deki adıyla Yasama Komitesi'nin çoğunluğu) dil konusunda dikkat çekici adımı atarken, bizim Türkiye'de yaptığımız tartışmalara benzer tartışmalar yaparak bir karara vardılar.

TERÖR VE BİRLİK

Türkiye'de, Kürtlerin temel talepleri konusunda bir çok adım atılırken, halkın temel insani ve hukuki hakları adına bir ilerleme sağlandı. Hala atılması gereken çok büyük adımlar bulunuyor.

Bu adımların neredeyse iki önde geleni, “anadilde eğitim” ve “yerel yönetimlerin özerkleştirilmesi”... İsrail tecrübesi, bu açıdan ciddi bir anlam ifade ediyor.

Kanunun çıkarılmasına ön ayak olan Oren Hazan, "Terörün arttığı ve birliğimizin bozulduğu bu günlerde..." gibi bir ifade de kullanıyor.

ÇÖZÜM İÇİN

Türkiye'de de, 30 yılı aşkın bir süredir devam eden, binlerce cana mal olan bir sorunu nasıl çözebileceğimizi konuşuyoruz.

Elbette her ülkenin, kendine özgü deneyimleri, kendine özgü sosyolojisi var. Ancak şurası bir gerçek: İsrail'de Arapça, Türkiye'de Kürtçe, ciddi bir toplumsal ve psikolojik mesele olarak önem taşıyor. Çoğunluğun dışında kalan toplulukların dilleri (ya da inançları) ile ilgili uygulamalar, bir ülkenin demokrasi kalitesini gösteren önemli ölçülerden birisi olarak kabul edilir dünyanın hemen her yerinde.

İsrail'in önümüzdeki günlerde uygulamaya konulacak olan zorunlu Arapça derslerinin etkilerini görmek ve izlemek ilginç olacak.