?Issız Adam?, ?Sonbahar?, ?Pandora?nın Kutusu? ve...

Batı Karadeniz?in dağlarının büyüsünü çok geç keşfedenlerdenim. Çünkü ben Torosların, yani Doğu Akdeniz?in çocuğuyum.

Batı Karadeniz’in dağlarının büyüsünü çok geç keşfedenlerdenim. Çünkü ben Torosların, yani Doğu Akdeniz’in çocuğuyum. Geçen yaz gittiğim Hopa Kültür ve Sanat Festivalinde o dağlara tırmandım. Sisler içindeki yeşilliğin, el değmemişliğin keyfini yaşadım. Trabzon’u, Rize’yi, Sarp sınır kapısını görmüştüm. Uzun Göl’e çıkmıştım, fakat Hopa, Artvin çevresinin bir başka albenisi ve çekiciliği olduğunu söyleyebilirim.
Yeni yılın ilk gününe geçen yıldan bende neler kaldı sorusuyla başladım. Yılın son günlerinde üç etkili film seyrettim. Bir güzel tiyatro izledim, bir de yeni yayınlanan kitabı sizinle paylaşmak istedim.
Yeşim Ustaoğlu’nun ‘Pandora’nın Kutusu’ filmi, Karadeniz’in dağlarıyla İstanbul arasında geçiyor. Anneleri Karadeniz’in ormanları içinde bir köyde kaybolan üç kardeş, İstanbul’dan doğdukları topraklara karmaşık bir yolculuğa çıkıyorlar. Alzheimer olan annelerini İstanbul’a getiriyorlar ve hastalıkla nasıl baş edeceklerini bilemiyorlar. Sonunda kardeşlerden birisinin oğlu, anneannesiyle birlikte köye dönmeye, Karadeniz’in dağlarında yaşamaya karar veriyorlar.
Dağla insan, büyük şehirle insan arasındaki ilişkinin çok güzel anlatıldığı bu filmde Alzheimerli anne rolünde Tsilla Chelton etkileyici bir oyunculuk sergiliyor. Derya Alabora, Övül Avkıran, Onur Ünsal, Osman Sonant’ın oyunları da filmi zenginleştiriyor.
Karadeniz dağları, bir başka etkileyici filme daha mekânlık ediyor. Özcan Alper’in ‘Sonbahar’ filmi Hopa ve dağlarında geçiyor. 12 yıl hapiste yatan bir genç ölüm oruçları nedeniyle ölümcül bir göğüs hastası oluyor, cezaevinden süresi dolmadan serbest bırakılıyor ve Hopa’ya dönüyor. O içerdeyken babası ölmüş, annesi yalnız kalmıştır. Anne oğul yöresel dil Hemşince konuşarak anlaşıyorlar. Hastalığı ilerleyen Yusuf, imkânsız bir aşka tutuluyor. Solcularla ilişkisi de zayıflıyor. Yakın tarihimizin hüzünlü geçmişine göndermeler yapan, çok iyi işlenmiş bir film ‘Sonbahar.’
Yusuf rolünde Onur Saylak, Gürcü kadın rolünde Megi Kobalazde çok başarılılar.
Hep yeniliklerle karşımıza çıkan, insan ilişkilerini derinlemesine yansıtmayı seven Çağan Irmak, çok başarılı, etkileyici bir filmle daha başarısını sürdürüyor. Melis Birkan ve Cemal Hünal tempolu, sürükleyici bir oyunculukla ‘Issız Adam’ın’ başarısına katkıda bulunuyorlar.
Erkeklerin kadınlarla ilişkilerindeki zaaflara dikkat çekiyor ‘Issız Adam.’ Çılgın kalabalıklar içindeki yalnızlık, erkeğin kendini doğru dürüst ifade edememesi, çaresizliği çok ince bir dille anlatılıyor. Tek kelimeyle güzel bir film. Tabii, filmin Tarsus sahneleri de bir Tarsuslu olarak benim için kentime yolculuk sayılabilir.
***
2008’in son günlerinde seyrettiğim ‘İstanbul’da Bir Dava’ oyununu geçen yıldan kalan güzel bir sanat olayı olarak sizlerle paylaşmak isterim. Kafka’nın ünlü ‘Dava’sına gönderme yapan oyun, İstanbul’da, romandakinden farklı olarak iç karartıcı denemeyecek bir ortamda akıp gidiyor. Hakkında tutuklama kararı çıkarılan bay K, içeriye alınmadan tutukluluk yaşıyor. Bu karabasan bütün oyun boyunca sürüyor.
Kerem Kurdoğlu’nun yazıp yönettiği oyun, akıcı bir müzikal. Müzikleri İmre Hadi’nin, Koreografi’yi Candan Baş’ın yaptığı oyunda anlatıcı rolündeki Derya Alabora  ve Bay K rolündeki Yiğit Özşener başarılı oyun sergiliyorlar.   
2008’den değerli bir çalışmaya daha dikkat çekmek istiyorum. Metrogroup’un Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’yle birlikte hazırladığı, Anadolu’nun değişik yörelerinde yardıma muhtaç 1000 kız öğrencinin okutulması projesini konu alan kitabın adı ‘İmkânsız Periler’. Metrogroup Türkiye Müdürü Nurdan Tümbek Tekeloğlu’nun da aralarında bulunduğu 8 kişilik Metrogroup çalışanı kitabı, bu kız öğrencilerden bazılarıyla onları öykülerini dinlemişler. Tamamen amatör bir çalışma olarak yürütülen söyleşiler, kitaba dönüştüğünde ülkemizdeki eğitim sorununun açmazları gözler önüne seriliyor. Özellikle kız çocuklarının ne büyük engellerle yüz yüze olduğu ortaya çıkıyor.
Metro, Real, D&R mağazalarında satışa çıkarılan kitaplardan elde edilecek gelir, yine kız öğrencilerinin okunmasına harcanacak.
Tekeloğlu ve arkadaşları etkili bir projeyi aynı zamanda kitaba dönüştürerek kutlanacak bir çabayla karşımıza çıkıyorlar...
Yeni yılda bol kitaplı, bol filmli, bol tiyatrolu günler dileğiyle...