'İyi Kürtler', 'kötü Kürtler'

Günümüzün yeni modası Kürtler arasındaki muhtemel ayrışmalar üzerinden siyaset geliştirmek. DTP'nin kapatıldığı andan itibaren 'yorumcu'ları dinliyorum.

Günümüzün yeni modası Kürtler arasındaki muhtemel ayrışmalar üzerinden siyaset geliştirmek. DTP’nin kapatıldığı andan itibaren ‘yorumcu’ları dinliyorum. “Ah güzelim Ahmet Türk gitti. Oldu mu şimdi yani. Emine Ayna’ya kaldık. Anayasa Mahkemesi bunu yapmamalıydı.” Yorumcularımız, Anayasa Mahkemesi’nin kararının ‘kaçınılmaz’ olduğunu, hukuku uyguladıklarını söylemeyi de ihmal etmiyorlar. Kapatılmasaymış daha iyi olurmuş ama DTP’yi yönetenler de gereken özeni göstermemişler.
Şimdi gözümüz, kulağımız ‘iyi Kürtler’de.
Değerli yorumcularımıza göre Kürtler arasında ayrışma artık an meselesi. Bekliyoruz, ‘iyi Kürtler’, ‘kötü Kürtler’den bir ayrılsınlar bakın işler nasıl kolay yürüyecek. Bizler de, yani iyi Türkler, onlarla Kürt siyasetini yeniden kuracağız.
Refah Partisi örneğini de ‘iyi’ bir örnek olarak aktarmayı ihmal etmiyorlar, bunu söyleyenler. Refah Partisi kapatıldı, o sayede İslami kesim bu vesileyle ayrışma olanağına kavuştu diyorlar. Şimdi benzer bir ayrışma Kürtler içinden de bekleniyor. Böylece ‘kötü Kürtler’ tasfiye olacaklar, mesele de böylece çözüme kavuşacak.
***
Kürtler arasında ayrışma olur mu, olmaz mı onu önümüzdeki günlerde görürüz. Bu onların kendi sorunları. Bu işi onlara bıraksak ve kendi bildikleri gibi yapsalar olmaz mı? Kürtlerin nasıl ayrışacağına da mı biz Türkler karar vereceğiz? Bu saçma bir durum değil mi? Zaten böyle bir şeyin mümkün olmadığını bir süre sonra anlayacağız.
Erbakan 40 yıla yakın İslami siyasi harekete tek başına yön verdi. Kürtler ise İslami kesimden farklı olarak, kendi içlerinde daha önce de defalarca ayrıştılar. PKK, 1980 askeri darbesi sırasında Kürt örgütleri içinde en az kitle desteğine sahip, en etkisiz olanlardan birisiydi. Diğerlerinden en önemli farkı ‘şiddeti’ siyasetinin merkezine koymasıydı.
12 Eylül zulmü, çaresiz Kürtlerin PKK’ya yönelmesini sağladı. ‘Barışçı’ Kürt örgütleri, devlet güçleri ve PKK tarafından adım adım etkisizleştirildiler, Kürt halkı üzerindeki güçlerini de yitirdiler. PKK, tek seçenek olarak öne çıktı. Bu Türkiye’ye egemen olan militarist ve milliyetçi güçlere de ilaç gibi geldi. Şiddet karşılıklı olarak tırmandıkça PKK, Kürtler içinde kök saldı. Daha önce PKK’ya karşı çıkan birçok Kürt de bu çevrenin içinde hareket etmek ihtiyacını hissetti.
Aslına bakarsanız bugün de Kürtler içinde değişik siyasi eğilimde gruplar, partiler var. Ancak onların Kürt halkı üzerindeki etkilerinin toplamı PKK ve DTP’nin yüzde biri bile değil. Bunun sebeplerini de Türkiye tarafından ciddi olarak kimsenin tahlil ettiği, anlamaya çalıştığı yok. Ha bire ‘iyi Kürt’ aranıyor.
DTP içinde ayrışma olur mu, olmaz mı? Onu bilemem. Bunu önümüzdeki dönemde göreceğiz. Ancak şunu anlamalıyız ki Ahmet Türk de, Emine Ayna da Kürt siyasi hareketi içindeki farklı eğilimleri temsil ediyorlar. Ancak dikkatinizi çekerim ‘aynı kamp’ın içindeki bir siyasi farklılık bu.
Bugün DTP içindeki iki eğilimin birleştiği noktalar şu anda ayrıldıkları noktalardan daha çok. Kürt kimliğinin kabulü neredeyse bütün Kürtlerin ortak talebi.
Kürtler içindeki farklılık önemsiz mi, tabii ki değil. Kürt siyasi hareketi demokratik olanakları kullanabilse, yasal alanda varlığını sürdürebilse, kendi içindeki farklılıkları da daha kolay ifade edebilecek, kendi ayrışmasını demokratik platformlara taşıyabilecekti. Parti kapatılmasaydı, bu farklılıklar kendi doğal mecrası içinde akacak ve anlamlı hale gelecekti.
Şu anda Kürtler, DTP’nin kapatılması nedeniyle öfke içindeler. Devletin saldırısına uğradıklarını düşünüyorlar. Kapatma kararı onlarda derin bir hayal kırıklığı yaratmış durumda. Bu nedenle kendi içlerinde kenetlenme eğilimi farklılıklarının önüne geçmiş görünüyor.
***
Bir gerçeğin daha altını çizmekte yarar bulunuyor. Ahmet Türk de, Emine Ayna da  Kürt kimliği talebinde bulunan kitleler içinde karşılığı olan siyasetleri temsil ediyorlar. Ancak ikisinin de aynı zeminde olmasına rağmen, temsil ettikleri siyasi eğilimler giderek ayrışıyor.
‘İyi Kürt’, ‘kötü Kürt’ ayrımı yerine Kürtler içindeki farklılıkları anlamaya ve siyasetleri bu farklılıkları da dikkate alarak geliştirmeye ihtiyacımız var. Kürt sorununun çözümünde yalnızca Ahmet Türk gibi düşünenlerle bu sorunu halletmeyi düşünmek de gerçekçi değil. Kürtler çözüme kendi farklılıkları içinde katılacaklar. Kimisi belki daha  şüpheci,  çekingen ve zikzaklar çizerek sürece katılacak.
Doğru siyaset, varolanı görerek ve onu dikkate alarak yapılan siyasettir.